MONA LİSA'NIN GÜLÜŞÜ..!

Film, 1953 yılı Amerikasında, yeni idealist Sanat tarihi öğretmeni bayan Watson'ın (J.Roberts) hayalindeki Wellesley kız kolejine tayini ile başlar.
İdeali olan bu elit lisenin açılış merasimi bile farklıdır:

Kız öğrenciler kapıya toplanır, biri usulca kapıyı çalar, içeriden Müdire gürler:
"-Eğitimin kapısını çalan kim?
-Bütün kadınlar adına ben!
-Ne istiyorsun?
-Çok çalışarak ruhumu geliştirmek ve hayatımı bilime adamak."
Genç öğretmen Watson'ın ilk dersi ise ürkütücüdür!
Ders kitabını önceden tamamen ezberlemiş, ne sorulsa bilen bu zeki ve çalışkan öğrencilerin adeta tacizine uğrar!
Sarsılır ama pes etmez.

Azmedip öğrencilerini şaşırtır, yazılı müfredatın, ezberlenebilenin ötesine geçer.

Sanat nedir? Sanat eseri nedir? Hangi eserler sanat eseri sayılır? soru ve tartışmaları ile ve boya takımlarını ellerine verip, sanata teşvik ederek  "balık tutmaya", eğitime yönelir.
Bekar olması ve bu zeki kızların yüksek öğrenim de almasını ısrarla istemesinin de etkisiyle, ciddi eleştiriler alır, okulu bırakmak ister.
"Evlilik, yüksek eğitiminize mani değildir, ikisini de yapın." der.
Zaten ders işlemesi de normal değildir!
Dersi sınıfında mı, nerede yapacağı belli değildir.
Konuları belli değildir.
Münazaralarının sonu belli değildir!
Okul yönetimi, bazı aileler ve gazeteci talebesi (Betsy) için bunlar kabul edilemez.
Ancak zamanla öğrenciler onu sever ve ertesi yıl dersine talep çok artar.
Epey tepki çekse de sabrı ve farkını ortaya koyması , sayesinde başarmıştır.
Okul yönetiminin bazı şartlarında anlaşamayınca, bir öğretmen için en anlamlı ve duygusal anlarla ayrılır.
Başta Betsy, öğrencilerin hepsi, kelebekler gibi bisikletleriyle arabasının ardından onu uğurlarken, gözyaşları da ardı sıra uçuşmaktadır.
Filme adını veren tartışmaları ise eskidir; Mona Lisa'nın gülüşü içten midir, değil midir? 
Bu öteden beri tartışmaya açık bir konudur. 

Elbette içten de olsa, hüzünlü de olsa, gülümsemek iyidir.
Filmde daha  neler olur:
Öğretmen hanım eğitim hayalleri için Avrupa'ya gider.

Hikayeyi aktaran gazeteci öğrencisi de iyi gitmeyen evliliği ile uğraşamayıp boşanıverir ve Üniversite için başka bir şehre yerleşir!
Sonları.. belirsiz!
Öğretmenin ayrılırken söyledikleri idealistlerin kırılım sözleridir:
"Wellesley'e gelme nedenim bir fark oluşturmaktı, ancak başkalarını değiştirmeye çalışmak kendini kandırmak demek!.."
Oysa tüm dünyayı değiştiremese de, sınıfında amaçlarını gerçekleştiriyordu.

Lisedeki Sanat tarihi dersimizi düşündüm. 
Sanat tarihi gibi zevkli bir dersi, hiç görmediğim iyon ve dor sütunlarını ezber ve not yüzünden sevemediğimi hatırladım.
Ezber, Not ve Sanat?
En azından kötü not verilmeseydi.

Bir eseri ve üstadını inceleyip güzelliğinden estetik bir tad alabilseydik, bu tefekkür nemize yetmezdi?
Belki bu bakış açısıyla kainat kitabını da okumayı, hayattan tad almayı öğrenir, Ustası önünde gönülden eğilirdik.
Genç Öğretmenin(Yönetmen), eğitim ile öğretimin farkını, idealizm ve kırılım anlarını, şiirsel bir dille anlattığı filmin son sözleri miracı hatırlatır:
"Arayış içinde olan herkes amaçsız değildir. Gerçeği arayanlar tanımlanamaz, onlar hayal gücünü aşarlar."

Efendim, başta Peygamber'imiz sav, tüm öğretmenlerimize teşekkür ve dua ederiz.

Okumaktan murad ne 
Kişi Hak'kı bilmektir 
Çün okudun bilmezsin 
Ha bir kuru emektir
Muhabbetle kalın.


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.