Mahcup Eden Mısralar

Ahvalim ortada canım efendim

Kelamı neyleyim dili neyleyim

Bir kez vurmuş felek yıkıldı bendim

Irmağı neyleyim seli neyleyim

Hayat yokuşuna yetmez nefesim

Kalmadı takatim çıkmıyor sesim

Artarken gün be gün efkarım yesim

Ateşi neyleyim külü neyleyim

Yaz ayında başa yağan kar benim

Soldu gülüm sade kalan har benim

Çaresi yok türlü derdim var benim

Lokmanı neyleyim külü neyleyim

Eşkin atım yoksa menzil alacak

Gemim yoksa deryalara dalacak

Kimsem yoksa kapısını çalacak

Ahbabı neyleyim eli neyleyim.

Sıkıntılı bir anın mahsulü olan bu şiirimi yazarken;birden içimi bir pişmanlık dalgası sardı.Utanç duyup,kendi kendime teessüf ettim.

Kuran'da bir ayet tüm ihtişamıyla, aklımı aydınlatıp,yüreğimdeki sıkıntıyı söküp attı."

hasbinallah ve nimel vekil(Bize Allah yeter.O ne güzel vekildir)"

Kul onu terk etmese;o kulunu terk etmez.Yeter ki kul aczini idrak edip,onun ipine sarılsın, ona güvenmekte tereddüte düşmesin.

Sadece bedeni değil;bir tek tırnağın imarı için , binlerce hücreyi,o hücreleri yapan binlerce atomu,bir o kadar molekülü seferber eden yüce Allah;yaratığı kullarını hiç başı boş bırakıp,yalnızlığa mahkum eder mi?

Bu halet-i ruhiye içinde zamanı öğrenmek için saate bakmak geliyor aklıma...

"O! Gece yarısı olmuş neredeyse."Pencereye yaklaşıp gök yüzüne bakıyorum.Yıldızlar; benim için görsel bir şölen düzenlediklerini ima eder gibi tatlı tatlı göz kırpıyorlar sanki...

Ay'ın gülücüklerine takılıyor gözlerim bu sefer...Nasıl da parlıyor gecenin kör karanlığına inat...Bir şeyler anlatmaya çalışıyor hal dilince yükseklerden."Ben Rabbimizin emriyle ta kuytu yerleri açığa çıkartır; gece yapacağın yürüyüşe ışıklarımı sana yoldaş ederim"

Esen tatlı bir rüzgâr sızıyor açtığım pencereden içeri...Müşfik bir anne şekatiyle okşuyor saçlarımı."Sakın yalnızım deyip tuğyana düşmeyesin!" diye fısıldıyor kulağıma.Ben, diyor;"Rabbimin izniyle tüm canlı mahlukatın yaşamı için oksijen taşır, veya sıcaklardan bunaldığınızda serinlik sunarım.Bazen, kurak yerlere rızkınız için bulutları bir araya toplar;yağmur denilen rahmeti kurak yerlere sevk edip, orayı şenlendiririm.Her kes gibi bende onun emrinde çalışan muvazzaf bir memurum. Yüce Allah'ın size nasıl değer verdiğini gör ona tevekkülle secde edip,şükür et."

Uyumak içi odama çekiliyorum...

Sabah oluyor,Güneş;ışınlı kılıcını son defa uykuma indirirken,uyanıp yine pencereden bakıyorum...

Dışarıda; hükmünü egemen kılan güzel havanın davetine icabet edip;evden çıkıyorum...

Güneşin ışıklı mesajlarına maruz kalıyorum bu sefer ." Merhaba,ben Güneş!..Sen benim yanımda bir zerre hükmünde bile değilken, Rabbim; beni, senin emrine verdi.Beni öyle bir yerde tutuyor ki;ne sana fazla yaklaşıp seni yakıyorum;nede senden uzaklaşıp, soğuktan donmana müsade ediyorum... Tüm işleyişim İlahi bir düzen içinde sürüp gidiyor.Şimdi bu durumda hala kimsesizim diyebilecek misin?..

Dilime Bakara süresinin 156.ayeti olan" İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” ifadeleri takılıyor. Ondan gelinip,tekrar onun davetine icabet edileciğinin kesinlik kazandığı sonsuz cömert ve sonsuz kerem sahibi olan yüce bir yaratıcının olduğuna iman eden birinin yalnızlık hissine kapılması olacak şey midir ?...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.