Küresel Emperyalistler Yüz Yıllık Plan Yaparlar!

Yaşadığımız olumsuzlukları üç beş yıla veya üç beş kişiye bağlamak sonuca gidememek olur.

Emperyalizmin kaybettiği tek savaş vardır oda Kemalist Türk devrimidir.!(Küresellerin kendi aralarındaki paylaşım savaşları konunun dışındadır).

Kemalist Türk devriminin başarıya ulaşması demek dünyada ki sömürü çarkının yara alması demek olacağından soruna kaynağından müdahale edilmesi gerekliydi.

Bunun için 1938 sonrasında kültür anlaşmaları adı altında yeni anlaşmalar yapıldı.

Önce eğitim sistemine ''neşter'' vurularak var olan yapıyı, Türk töresi kaynaklı Kemalist sistemden uzaklaşılmasını sağladılar.

Özellikle 1946 yılında yapılan anlaşmalar gizli işgalin ayak seslerini oluşturduğunu bu gün anlayabiliyoruz.

Çok partili parlamenter sisteme geçiş bu planın bir parçası ve su basmanlarıydı.

1950 sonrası yaşananlar özellikle toplumda yaratılmak istenen rahatsızlığı din eksenli çalışmayla devreye soktular.

Demiryollarının yerine çok daha masraflı ve maliyeti yüksek karayollarını inşa etmeye koyuldular.

Gelişmekte olan milli sanayi yerine dışarıdan alımlar yaparak yerli üretimin montaja dayalı bir modele dönüştürdüler.

Adını medenileşme modernleşme ve batılılaşma koydukları bu yöntem sayesinde alt yapı yerine makyajla zaten eğitim seviyesi düşük bir toplumda hayranlık yaratarak kendilerine zemin sağlamayı ihmal etmediler.

1960 askeri hareketiyle iyice kendilerine yer bulan küreseller bir yanda şekilci' ''ATÜRKÇÜLÜK'' ile Kemalizm’i sola diğer yandan da Türk İslam sentezi ile Milliyetçiliği İslam’a yaklaştırarak var olan yapıyı özde değiştirerek görüntüde süslü tümcelerle toplumun kendisinden uzaklaşmasını ve var oluş gayesi olan Töre kaynaklı düşünceye yabancılaşmasını sağladılar.

1970 hareketliliğinin akabinde oluşturdukları kaos ortamıyla bıkkınlık yaratan hakim güçler yeni bir darbenin de alt yapısını devreye sokmuşlardı bile.

1980 darbesi ile artık taşlar yerlerine oturmaya başlamış olacaktı.

Nihayetinde de öyle de oldu.

''Benlik'' duygusu verilen gençlik ülke sorunlarıyla ilgilenmek yerine yaygınlaştırılmış olan popüler kültür sayesinde yalnızca kendisini düşünür hale getirildi.

Artık kimse işgalin varlığından haberdar değildi.

Yerli iş birlikçileri sayesinde istenilen algı operasyonları yapılıyor özden kayma hızla gerçekleşiyordu.

Sola kaydırılan Kemalizm bilinçaltında nefrete dönüşür bir hal alarak kendisine yabancı olan batı taklitçiliğini benimsemeyen toplum bir kurtuluş olarak ılımlı İslam’a yönlendirildi.

Önceden hazırladıkları ve bu günler için özel eğitime tabi tuttukları yazarçizer, sanatçı gibi toplumca kabul görmüş kişiler vasıtasıyla yavaş yavaş zerk edilen zehir artık tamamen yerleşmiş olacaktı

İki yüz yıldan beri planladıkları ayrılıkçı düşünceyi gizli ve açık destekle özellikle insan hakları adı altında örgütlenme çalışmalarını tamamlamak yoluyla adı konmamış bir iç savaşın yaşanmasının önünü açtılar

Bir tarafta toplumun ayrılıkçı kukla güçlere karşı oluşan nefretini törpüleyecek ''liderler'' yetişirken diğer tarafta umutsuzluk aşılayarak yoksulluk girdabında ki yığınların umudunu ılımlı İslam’a yönelttiler.

Amaçlarına ulaşmalarına az kaldı?

Sonucu önceden belli olan sözde ''seçimlere'' umut bağlayan yığınlar ordusu öyle bir hale getirildi ki sözde liderler (bize göre gn md) neredeyse tapılacak ve ''kurtuluşumuzu'' sağlayacak olan insanüstü varlıklar gibi görülmeye başlandı!

Ve mutlu son?

Peki, küresellerin bu hamleleri karşısında TÜRK CEPHESİ ne mi yapıyor?

El birliği ile sözde farklı düşüncedeler ama özde.

ALGI İMPARATORLUĞU RAHİPLERİNİN DEĞİRMENİNE SU TAŞIYORLAR?

Türk soylular, başımız sağ olsun ve saygınlığınızla anılın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.