Herkese merhaba. Bugünkü yazımı bazılarının son günlerde çığırtkanlık yaparak oluşturmaya çalıştığı kriz söylentilerine ve bunun gayrimenkul sektörüne olan etkisine ayırmak istiyorum.
Çok özetle söylüyorum; Türkiye, bugün ekonomik açıdan Avrupa’nın en sağlam ülkelerden birisi konumunda…
Avrupa’da Yunanistan’ın batma noktasında olduğu 1 yıldır bilinen bir konu – AB’nin Yunanistan’ın batmasına izin vermeyeceği de aslında çok iyi bilinen diğer bir durum. Aynı şekilde; İspanya ve İtalya’nın da batmasına izin verilmeyeceği zaten bilinen konular. Portekiz, İrlanda, İzlanda gibi ülkelerin ekonomilerinde oluşabilecek çöküntüler ise AB için isterse düzeltilebilecek ama istemezse de batmasına engel olunmayacak konular olarak karşımızda duruyor. AB içinde, tüm bu olumsuz durumlar karşısında kilit oyuncu Almanya, çünkü açıkçası yardım paralarını veren ülke de Almanya. Bünyesinde bulundurduğu uluslararası firmalarla hala kendi topraklarında üretim yapan – sanayisi gelişmiş tek ülke de Almanya’dır. Bunu birazcık da Fransa takip ediyor ama onlar için de artık ekonomik açıdan çok iyi şeyler söylenmemeye başladı. Peki, AB’de bu kadar ülke iflas etmek üzereyken neden diğer ülkeler bunlara yardım ediyor? Sebebi çok basit, AB bir ekonomik topluluk değil bir ideolojik topluluktur. Dolayısıyla, AB ülkelerine – Fransa ve Almanya’nın başına bir iş gelmediği sürece – daha uzun yıllar hiçbir şey olmaz. Olacaksa da, bu işleri o kadar kontrollü yaparlar ki, başka ülkelerin bundan minimum ölçüde etkilenmesini sağlarlar. Bunu da, bizim için değil – AB’deki diğer ülkelerin selameti için yaparlar.
Gelelim Türkiye’ye;
Dikkat ettiniz mi, kriz çığırtkanlığı bir anda ve çok yönlü olarak yapılmaya başlandı. Tıpkı bir lobi faaliyeti gibi. Lobicilik, en saf anlamıyla kamuoyu oluşturmak suretiyle devlet ve hükümet görevlilerini etkileyerek istenen yönde kanunların çıkartılmasını sağlamaktır. Burada da, sanki tam tersi yönde, medya ve hükümet görevlileri kullanılarak durduk yerde, bir anda kriz söylentileri oluşturularak kamuoyunda bir panik havası yaratılmaya çalışılıyor. Peki kriz olması için geçtiğimiz 1 ayda hangi sebepler oluştu? Bankacılık sistemimiz sağlam – en azından tüm uzmanlar öyle söylüyor, uluslararası notçular sürekli ülkemizin kredi notunu yükseltiyor – dolayısıyla orada da bir sorun yok, bütçemiz de yılbaşından beri açık değil fazla veriyor – e bu da güzel! Tek sorun cari açık mı? Bunun için de, hükümetin çeşitli önlemler aldığı ve etkisinin yılın 3. veya 4. çeyreğinde görüleceği zaten aylardır konuşulan bir konu... Öyleyse, ne oldu da Dolar ve Euro bir anda tavan yapıp, borsa çökme noktasına geldi… Bu sadece spekülatörlerin bir oyunu ve bu oyuna gelmemek de hepimizin görevi olduğunu düşünüyorum. Yunanistan, İspanya, İtalya, Portekiz gibi ana ülkelerinin batma noktasına geldiği AB’nin para birimi, ekonomisi sapasağlam duran bir Türkiye’nin para birimi karşısında nasıl oldu da rekor üstüne rekor kırdı? Aynı şey dolar için de geçerli, ABD çok mu iyi durumda ki, para birimi sürekli TL karşısında artıyor?
Özetle; spekülatörlerin ekonomi üzerinde oynadığı bu oyuna kamuoyunun itibar etmemesi ve beklentilerin tersi yönünde hareket ederek cevap vermesi gerekir. Yani, 2 ay önce nasıl yaşıyorsanız aynı şekilde yaşamaya devam edebilirsiniz. Tabii ki, ödeyebileceğinizden büyük harcamalara girmeyin ama bunu Dünya’nın en zengin ve güçlü ülkesinde de yapsanız sonunda düşeceğiniz durum bellidir.
Mortgage Kredi Faizleri de Artıyormuş, Peki Bunun Etkisi Ne Olur?
Sizler için yukarıdaki değerlendirmemin yanında küçük de bir çalışma yapmak istedim. Gazetelere yansıyan konulardan birisi de, mortgage kredi faizlerindeki artış. Oranların çok yükselmesinden dolayı artık ev almanın çok zorlaştığı söyleniyor ama durum gerçekten öyle mi, aşağıdaki özet tabloda görebilirsiniz.
120 ay vadeli örnek ödeme tablosu
 
0,80%
0,85%
0,90%
0,95%
1%
1,05%
1,10%
50.000
650
666
683
700
717
735
752
100.000
1.300
1.333
1.366
1.400
1.435
1.470
1.505
 
Şu anda, konut projelerindeki ortalama kredi faizleri %0,95 – 1 seviyelerinde, ancak ben çalışmamı %1,10’a kadar yaptım. Kredi faizlerinin gördüğü en dip nokta ise %0,80 seviyeleri. Gördüğünüz gibi, en dip seviye ile bugünkü oran arasındaki fark 50.000 TL kredide 50 TL, 100.000 TL kredide is 100 TL seviyelerindedir. Bence bu da, bir ev alırken ödenmesi göze alınabilecek bir farkı ifade etmektedir.
Not! Bu oranların altında gerek geçmişte, gerekse bugün gördüğünüz oranlar bankaya katkı payı ödenerek alınmıştır – dolayısıyla o katkı payı oranı da fiyata yansıtılmıştır.
Saygılarımla,
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.