Kızlarımız, Kıymetlilerimiz

Bugün Dünya Kız Çocukları Günüymüş.

Evet, bir farkındalık günü belki, peki kimler farkında?

Birleşmiş Milletler bu konuda hassas davranmış ve çok iyi etmiş elbet, ama gel gelelim maalesef bizlerde bu konular sadece gününde hassasiyet gösteriyor.

Hemen her gün duyduğumuz, gördüğümüz, okuduğumuz çocuk istismarları almış başını giderken ve bizler eli kolu bağlı bir şekilde bu durumlara sadece üzülebilerek karşılık verirken bir günün gelmiş olması pekte bir anlam içermiyor esasında.

Kızı erkeği yok, tüm çocuklar bizimdir ve her biri ayrı ayrı kıymetlimizdir tabi, fakat kız çocuklarının bir ayrıcalıkları var mı diye soracak olursanız kimse kusura bakmasın evet var.

Kız çocuğu bir defa nimettir ve nimetler el üstünde tutulur.

Kız çocuğunun tek bir gülüşü bile hediyedir ve dünyada ki hiçbir hediye bu gülüş kadar anlamlı değildir, olamaz.

İstismar sadece fiziki temas demek değildir, bir çocuğu üzecek ve zedeleyecek en ufak bir ima dahi istismardır.

Beyler ve bayanlar,

Bizler kızlarımızı sizler üzün diye dünyaya getirmiyoruz.

Bizler kızlarımızın başında sabahlara kadar uyudu mu, üşüdü mü, nefes alıyor mu, öksürdü mü, acaba kötü rüya mı gördü diye sabahlarken iki gün sonra onların canının yanabileceğini hiç düşünmüyoruz ve zaten normal olarak düşünmekte istemiyoruz.

Bizler onları nasıl mutlu ederiz diye kendimizi paralarken, mutsuz olmalarına asla, kat’a ve zinhar tahammül edemezken üzüldüklerini seyretmekte tabi ki tercihimiz değil ve hiçbir zamanda olmayacak.

Kısa giyerler ya da uzun giyerler, gülerler hatta kahkaha atabilirler, canları isterse sokağın ortasında ağlayıp bağıra bağıra şarkıda söyleyebilirler, bu kendilerinden başka kimseyi ilgilendirmez.

O nasılsa kız diye, yaradılışında var olan hassasiyetini kullanmak

Onu kullanıp, yalan söylemek, oyunlar oynamak, aldatmak, iftira atmak, hakaret etmek, tehdit etmek, dövmek, eziyet etmek, bıçakla baltayla kovalamak ve bunun gibi yazarken dahi sinirlendiğim kalitesizlikleri yaşatmak ancak ve ancak adına insan diyemeyeceğim mahlûkatların işidir.

Bunları yaşatanların yaşattıkları tabi ki yanına kalmaz, Allah’ın adaleti şaşmaz lakin bununda gene kendi kızından ya da kendi canından, sonuç olarak gene bir kızdan çıkması durumu da maalesef can yakıcıdır.

Kızından, eşinden, bacısından evladından değil de kendinden çıkması dileklerimle…

Böyle dilek mi olur?

Evet, olur!

Bir kız çocuğuna, bir kıza, bir kadına, bir anneye, cinsiyeti kız olan bir canlıya dokunan el, dil, ima, söz, hareket, hatta kötü bir düşünce dahi düşünenin başında ömrü boyunca gezen felaketi olsun.

Saygılarımla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.