Ben iki yetimin ilk kızıyım

İki yetimin ilk kız çocuğuyum. Anlatılmaz yaşanır hayat hikayesi onların yaşadıkları.

Ne Leyla, Mecnun aşkı ne menfaat evliliği. Onlar hayatın zorluklarıyla yaşamak zorunda iki yetim

.Hep hüzün hep yokluk hep acı ile geçen bir ömür. Bütün bu olumsuzluklara rağmen gözlerindeki sevgi ışığı sönmemiş. Gönüllerinde ki şefkat duygusu bitmemiş beş  evlat ve onlar için feda edilmiş bir hayat . İki yetimin öyküsü.

Eşi benzeri bulunmayacak kahraman, güçlü bir baba oldu. Her zaman. Kırmadı, incitmedi. Yoruldum demedi. Umut aşıladı yol gösterdi. Çünkü,  yol gösteren ona şefkatle yanaşan bir baba görmedi. Beş kuruşluk bir lokması kursağına girmedi. Giyecek bir hırkası  olmadı babasından.. Bir garip ana iki bacı ile ortada kalan güz bakışlı, gür kaşlı kader torbasından bahtına çıkan zorluklara eyvallah etmeden kendini yetiştiren adam. O devrin kaymakamının huzuruna çıkacak ben okumak istiyorum anam garip babam yok diyecek kadar cesur adam

Okuyup öğretmen oldu. Bir köye başöğretmen atandı.

Yakışıklıydı. Mert ve dürüsttü.  Ne de olsa o yılların devletinin öğretmeni idi. Kıvırcık saçları alnına dökülür iri kahverengi gözleri uzun kirpiklerinin arasından sevgiyle bakardı.  Köyün kızları öğretmenin gözlerine vurgundur. Öğretmen ağanın kızına âşık.

  Bu hikâye değil.  Eski Türk filmlerinden alıntı değil. Gerçek, yaşanmış hayatlardan kesitler. Ben o adamın kızı olmak gururunu taşıyorum. Onun has kızım diyen sözlerini sevgiyle bakan gözlerini. biri yavrumu incitir üzer düşüncesini, koruyan gözeten babamı özlüyorum

Nerde kalmıştık ağa kızına âşık. Gün olur devran döner evlenmek ister ağa kızı ile anası razı olmaz. O sana yar olmaz der ya. Gönlünü kaptırmış. Gönül ferman dinlemez Anası da oğlum mutlu olsun der sineye çeker. Evlenir. Ana tedirgin. Ses etmez asla.

Aşk yetmez mutsuzdu yetim. Dört yıllık evlilik hayatını zindana çevirir. Ne yazık kader ağlarını çok sıkı örer. Zaten İstiklal savaşından sonra gazi olan babası, ablası bacısı birde küçük kız kardeşi ile anasını bırakır kaçar. Baba hayatta iken yetim kalır. Abla 1943 depreminde dört çocukla enkaz altında kalır. Acısı katlanır. Hani aşıktı ya mutlu olacaktı. Olamadı. Sonunda altı aylık oğluyla ortada kalır. Boşanmadan sonra yasa anaya verse de oğlunu kadın istemez okulun kapısına bırakır. Ana yüreği dayanamaz lakin evlenmesi gerekir oğlun.

Eh der oğluna baştan demiştim istemedin. Şimdi sözümü dinle şu amcakızı yetim Emine’yi al. Evine kadın yavruna ana olrur. Sonunda ikna olur.

Bocalanmıştı.  Çocuk bakımı zor henüz bebek. Okulda öğretmenlik mi etsin bebeye mi baksın. Ses etmez anasına olur der. Emine mi ona sormazlar bile. Verdik gideceksin derler. Demezler ki adam dul bir de oğlu var. Ne bilsin Emine’cik . İtiraz etmez ki. Soramaz hatta istemem de diyemez. Boynunu büker. Söz kesilir. O Henüz on altı yaşındadır. Sabah şiddetli bir ağrı ile uyanır kabakulak çıkarmıştır. İşte Türk filmlerinin senaryolarını aratmayacak hayatların hikâyesi.

Devam edecek

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.