Fındık: Tatlı, şirin ve sevimli... Minicik siyah beyaz renkleri, burnu tıpkı fındık gib. Uzun tüyleri alacalı olan sevindiğinde, üzüldüğünde sallar kuyruğunu ailemizin göz bebeği asil köpek. Onu anlatmaya çalışmak zor. Sadık, sevgi dolu, zaman, zaman şımarık…

Fındık babamızın en sevdiği, Fındık sadık olduğu kadar fedakar, tazı imiş gibi avlanan babamın yoldaşı. Çok dikkatli. Evin etrafında yabancı birini görmesin. Kimse bahçe kapısına yaklaşamaz. Vahşi değil, zarar vermez. Sadece havlar, koruyucudur asildir çok asil. Ava gider babamın yanında. Gece gündüz eve giren çıkanı tanır. Yabancıya geçit vermez. Torunlar bahçede onunla korkusuzca oynar. Kulağını çeker kuyruğunu tutarlar ses etmez yumuşaktır onların canını yakmaz. Babamları ziyarete gidersek yolun yarısında karşılar bizi. Sevincine diyecek yoktur. Boynumuza atlar. Koşar, önden döner yeniden boynumuza sarılır. Eve dönmek istediğimizde yürümeyi tercih edersek, o uzun yolda arkadaşlık eder. Eve girene kadar hatta elektrik yandığını görene kadar bahçe önünde bekler. Araçla döneriz bazı zamanlarda. Taksi ya da Minibüs’e binene kadar duraklarda yanımızdan ayrılmaz.

Fedakardı, sabırlıydı. Hiç öfkeli değil sevecen munis bir köpekti. Fındıktan izinsiz kuş uçamazdı çevremizde. Bir gün Ankara’ya yakın bir beldeye ailece pikniğe gidildi. Çocuklar oynuyor ailenin gençleri kendi aralarında muhabbet ediyor babam göle giriyor. Balık tutacak. Serpme atıyor. Aslında oraya balık için gidildi. Annemle, sepetleri açıp hazırlıklara başladık. O da ne? Fındık sırılsıklam ıslanmış. Telaşla geliyor heyecanla anlatmaya çalışıyor. Anlamıyoruz. Ne diyorsun? Soruyor annem koşmaya başlıyor dönüp takip edin der gibi. Heyecanla hep birlikte onu takip ediyoruz. Göle geldik acı acı havlıyor, adeta ağlıyor. Babam görünüyor. Korkma, oğlum diyor. Buna rağmen babama doğru yüzüyor. Onu kıyıya çekmeye çalışıyor. Çok duygusal anlardı. Onu daha çok sevdik. Dedim ya göz bebeğimiz babamın kıymetlisiydi. Çok kıymetli idi gözümüz gibi bakardık sevilmeyi hak ediyordu. Aşılarını ihmal etmezdi babam. Boynunda tasması nüfus cüzdanı ailemizin en şirin üyesiydi fındık. Aşıdan gelirken babam kahve içmeye uğrardı. Aşı olduğunu anlatmak için patisini gösterir şakacıktan ağlama numarası yapardı o kadar da nazlıydı. Bir gün bir komşu çocuğu yediği bir şeyden zehirlenir köpükler çıkar ağzından. Fındık belediyeye şikayet edilir. Kuduz olduğu sanılır. Bir hafta karantinaya alınır. Eğer aşı kağıdı kimliği olmasa çoktan zehirlenirdi. Bir hafta sonra fındığımız aklanır. Çocuğa hastanede gıda zehirlenmesi teşhisi konur. Masum Fındığımıza iftira atmaktan çekinmediler. O asil olduğunu kanıtladı. Her gün fındık bizi hayretlere boğuyordu. Sevgili babamı ambulansla hastaneye götürdük. Acil servis önünde bekliyoruz. Doktor, kızgın bağırıyor. Yahu bu köpeği alın hastaya yaklaştırmıyor. İnanamadık eşim koştu onu kucaklayıp çıkardı sakinleşmesi için diller döktük fındığın inlemesi hıçkırıklarımıza karıştı. Fındık yemeden içmeden kesildi. Hastaneye gidip geldiğimizde etrafımızda dolanır dili olsa soracak boynunu büker mahzun bakışlarla gözleri ile sormaya çalışırdı. Bizler ona anlatmaya çalışırdık. Bu süreç uzundu iki buçuk ayı geçti. Taburcu olan babamızı eve getirdiğimizde fındık, isyandaydı. Onu görünce coştu heyecanlandı oraya buraya koştu babama ulaşamadı. Sonunda annem gel dedi onu içeri aldı. O sevinci görmek lazımdı. Bu günlerde hayvanları katleden zalimleri duydukça yüreğim kanıyor. Fındığı hatırlamadan edemiyorum. Babamı ebedi yolculuğuna uğurladık. Hepimiz yaslayız. Üzgünüz. Evimizin direği yıkıldı cenaze ile mezarlıktayız. Her kes şaşkınlık yaşıyor. Defin işlemi bitti dualar okunuyor. Şehir dışındaki mezarlıkta fındık. Mezarın başında gözleri yaşlı. Fındık sadakatin ne olduğunu anlatan bir örnek. Tabi ki biz onu hastaneye götürmedik kimsenin ucundan bile geçmez Ambulansın arkasından koşarak gelmişti. Aynı şekilde mezarlığa götürmeyi hiç kimse düşünemezdi ama fındık orada idi. Annem ona çok güzel bakıyordu. Evimizin sevgilisi babamın kıymetlisiydi ya ondan bize kalan en değerli hatıraydı ve candı. Ama ne yazık ki insanlar fındık kadar sevgi dolu değil bir akşam üzeri bahçede gezinirken vurdular,. Çok acıydı. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yoktu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.