Tabi ki kalbinde şefkat ve sevgiyi daima taşıyan onu paylaşmaktan korkmayan gül yüzlü nur bakışlı annemden söz etmeye devam edeceğim. Ondan söz ederken sürekli hayatın yükünü omuzlayan aslanlar gibi ailesini koruyan ailedeki her bir fert için türlü zorluklara göğüs geren evin babası yetim Ali de bu hikayenin kahramanı. Hangisini düşünsem, gözlerimde yaş kuruyor. Hangisini yad etsem dilim damağım kuruyor. Onlar candı . Yaşadılar acılar , sıkıntılar içinde de olsa hissettirmediler. Her şeye rağmen evde hiç bir zaman sıkıntılardan haberimiz olmadı Şu anda beş çocuktan üçü hayattayız . Diğerleri için söyleyecek sözüm yok. Öylesine mutlu bir yuvada büyüdük. Hatırlıyorum. Asla ana babamın sert tavırlarını yada her evde olur dediğimiz hani tuzu biberi denen kavgaları hiç görmedim .

Biz aslında iki yetimin kurduğu mutlu yuvanın şımarık çocuklarıydık Onlar aile sıcaklığını anne şefkatini baba kuvvetini görmemiş , çocuklarına yaşamadıklarını yaşatan hayat mücadelesini mutlulukla sonlandıran iki yetim. En küçük kardeşim şu ana kadar yaşananları bilemez. Hatta ondan büyük olanlar da hatırlamaz . İnsanların duygu dünyası farklı oluyor. Aynı anne babanın çocuğu da olsa insanın iç dünyası farklı oluyor. Büyüdükçe aile içinde farklılıklar da oluyor. Hatıralarımda hayranlıklarım daha çok. Hayatımı o iki yetimin fedakarlıkları dolduruyor. Bütün günün yorgunluğu bir tarafa gecelerce kızların bayramlık elbiselerine kirazlar örmüştü. Öylesine güzeldi ki kardeşimin hiç kirazlı elbisesi olmadı . O doğmamıştı. Öylesine fedakar olan annem aynı zaman da fedakar, bir teyzeydi. Ablasının kızlarını da mahrum etmedi. O dünyaları yüreğinde taşıyordu. Küçücük ama benim için saray olan evimizi, kedimiz dumanı, abimin güvercinlerini, bahçemizde hiç meyve vermeden her yaz çiçek açan elma ağacını da özlüyorum . O ağaç o mutlu sarayın yemyeşil ormanıydı adeta. Etrafında akşam sefaları açardı. Özenle ekerdi babam. Mahalle çeşmesinden su taşıyan annem gözü gibi bakardı. Renk,renk ampullerle süslüydü.

Bahçemiz çok özeldi. Yaz geceleri Nur içinde olsun babam o bahçede yatardı. Eski Ankara evlerinin bahçeleri yüksek duvarlarla çevrili olur. Dışarıdan ancak çatısı görünürdü. İri tokmaklarla kapı dövülür ev bahçenin nihayetinde olurdu. Akşam yemekleri bahçede kurulan yer sofrasında yenir. Daha sonra yazlık sinemaya gidilirdi. Karpuz ikiye bölünür elma ağacına yerleştirilir. Sinema dönüşü doğranır buz gibi olur gecenin ayazı buz dolabı gibi soğutur. Ama elbette buz dolabı olan evler var mıydı bilemem, Evde bir de radyomuz vardı. Haberler , radyo Tiyatrosu dinlenirdi. Altmışlı yıllarda büyük bir merakla Yassı adadan canlı yayınlanan mahkemeyi takip ederdi büyükler. Henüz dokuz, on yaşlarında olan benim ve yaşıtlarımın ilgisini çekmezdi . Sahur vakitlerindeyse, Hayali Küçük Ali’den Karagöz Hacivat dinlenirdi. İftar sofraları kalabalık olurdu. Yatsı ve teravih namazından sonra sahura kadar oturulur iftar misafirleri ile sahur yapılırdı. O küçücük sarayımız dolu, dolu olurdu. Komşuluklar mükemmeldi, Okul yıllarım rüya gibiydi. Asıl mesleği öğretmenlik olan aydın bir babaydı. Bizzat ilgilenir. Hiçbir sorumu cevapsız bırakmazdı. Unutamadığım ilk okul yıllarım hayal gibi. O yıllar su gibi aktı geçti Çok mutlu yıllardı. Hüzünler ise silinmeyecek derin izler bıraktı.

Bir 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına hazırlamıştı babam. Hipodromda Şiir okuyacaktım. Saygı ve minnet duyduğum değerli insan öğretmenim Nöbetçi Millet Şiirini vermiş önce ezberlememi istemişti. İlk bakışta zor geldi. Babam destekledi O şiiri ezberledikten sonra seçim yapılacak güne kadar birlikte çalıştık. Evde babam okulda öğretmenim şiir yarışmasını kazanmam için Çaba gösterdiler. Babam benim kazanacağıma inanmıştı. Çok önemliydi. Okulumda o yıla kadar Hipodromda şiir okuyan olmamıştı. Ben de heyecanlıydım. Yarışma günü kısa boylu olduğum için jüride öğretmenler beni hiç dikkate almamışlardı. Yarışma Ankara’nın başka bir semtinde çeşitli okullardan ve Milli Eğitim Müdürlüğünden gelen üyelerden oluyordu. Minicik küçücük kız çocuğuna dikkat etmemişler di. Yarışmacı çocukları tekrar, tekrar dinlediler.. Aslında karar veremediler . En güzel okuyanı seçemediler. O sırada okulumun hademesini gördüm . Beni yarışma yerine götürmüş almaya gelmişti. Ona koştum ağlamaya başladım. Hiç durmadan okula geri dönmüş kısa süre sonra sordu jüri Fahriye Kiremit nerede dediğinde kalbim duracak gibi oldu. Buradayım dedim. Çok şaşırdılar. Hadi oku bakalım dediler. Biraz şüpheli bir bakışları vardı. Ben adeta göz yaşlarımın intikamını almak ister gibi okumaya başladım. Şiir bittiğinde Jürideki öğretmenler tebrik ettiler .Çok sevindim. Okulumu ben temsil edecektim Babamın emekleri boşa gitmemişti. Ve yıllar su gibi geçti. Çok güzel ve sevgi dolu bir yuvada büyüdük. Onların hakkını ödemek, yok ödenmez. Omuz, omuza zorluklara göğüs geren ve bir aylıkla beş çocuk okutan. Anne Babam . Tüm analar , babalar gibi saygı ya layıklar.Onları anarken gözünden yaş akmayan içi titremeyen evlat var mıdır ? Hüzünler yaralar açıyor . Çok derin . Asla kapanmayan sürekli kanayan yaralar bunlar.İki yetim olan anamla babamın kurduğu mutluluk çadırları sallanmaya başlıyor. Birden bire gelmiyor sarsıcı depremler. Planlanmış yıkmayı hedeflemiş atışlar bunlar. Bu güzel aileyi parçalamaya çalışan karanlık ruhlar. Hani kader deriz ya öylesi değil işte Yine başaramadılar. Onlar hep güçlü oldular. Yenilmediler ama sevgi hareli yürekleri yaralandı. Kederli günler yavaş yavaş geldi. Dost gibi gelip düşmanca hançerlediler. Okuma yazma öğrendiğim yıllarda abimin nüfus kağıdı geçti elime. Şaşırmıştım anne adı başkaydı. Benim ve kardeşlerimin adı gibi Emine değildi Çocukça bir meraktı . Anneme sordum neden böyle dediğimde verdiği cevap inandırıcı geldi . Ben çocuktum. Annem benim göbek adım yazılmış o benim oğlum demişti. Başka türlü olamazdı abimiz o Anne diyor , baba diyor. Kardeşlerine, evimize düşkün. Tek erkek çocuktu Biz mutlu bir yuvanın birbirini seven çocukları. O nu hepimiz seviyoruz o da hepimizi. Hele annem yırtıcı kuş oluyor. Ona çok düşkün. Özen gösteriyor. bizden çok onu seviyor diye düşündüğüm oluyor. Nasıl sevmesin di. Annem henüz on altı yaşında Evlendiğinde oğlu altı aylık bebek Bakıp büyütüyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.