Akşam vakti hava kararmak üzere . Camın önündeki somyaya oturmuş yaşlı kadın , Yemeğini yiyordu. Şeker hastasıydı. Gözleri net göremezdi. Evi iki katlı , kibrit kutusu kadar bir evdi. Büyükçe bahçesi vardı Pek çok meyve ağacı dikmişti rahmetli eşi. Ondan kalan yuvasında, yaşamaya çalışıyordu.

Eşinin çok sevdiği cins köpeğini bahçe duvarında vurmuşlar . Tek kıymetlisi şirin köpeğiydi. Günlerce göz yaşı döktü. Yalnız kalmıştı. Çocukları vardı , ama yok demeliydi. İki kızı gurbete gelin olmuş, çoluk , çocuk sahibi olmuşlar. Yakaladıkları her fırsatta analarına gelirler. Arada bir de ana giderdi onların yanına. Aslında bu kızlar onun yalnız yaşamasını istemezlerdi. Anacık ille de kocamın bacası tütmeli derdi. Hastaydı bakıma ihtiyacı vardı. Eli ayağı tutuyor lakin gözü çok az görüyordu. Anlayacağınız diabet hastalığının tüm etkileri vardı onda. Ünsülün ‘ü kendi yapamazdı. Çok az görüyordu ,yakınlarında olan eczanelere giderdi her sabah.

 Yemek vaktiydi kocaman eski kasalı bir kamyon geldi. Bahçe kapısının önüne , park etti. Merakla baktı , yaşlı kadın. Bahçe kapısı açılmıştı. Şaşırdı ev kapısı çalınca açtı. Kırklı yaşlarda genç bir adam ve genç bir kadın yanlarında iki erkek çocuk. Hiç aksi biri değildi, yaşlı teyze. Güler yüzle açtı kapıyı buyurun , dedi. Adam teyze senin evin kiralıkmış da muhtar söyledi .Biz tutmak istiyoruz. Gariban bir adama benziyordu.. Ev çok küçük bakın beğenirseniz dedi anahtarı verdi. Birkaç dakika sonra heyecanla geldiler. Bize yeter tutalım. Kirada anlaştılar. Zaten bir oda bir mutfak minicik ev çok ta kira bedeli istememiş şu kapıdan bir selam veren olur. Pek ıssız kaldı buralar. Dedi. Yarın sabah gelsek eşyamızla dediler. Belliydi aile başını sokacak bir dam bulmuşlar gözleri sevinçle parlıyordu. Ve gittiler. Sabah ezanıydı yaşlı kadın erkenden bahçeyi sulamak için kapıyı açtı kamyon kapıdaydı. Usulca aşağı indi alt katın camına ilişti gözü şaşkınlıktan dili tutuldu. Kadın çok üzüldü. Odanın ortasına koli kağıtları serili üzerinde dört çocuk yatıyor. Bir tarafta da ,anne babaları. Yaşlı kadın ağlayarak evine çıkıyor.

Mükellef bir kahvaltı hazırladı. Onları kahvaltıya aldı. Anlat bakalım delikanlı dediğinde adamın gözleri yaşarıyor ve anlatıyor. Ailesi onu ve çocuklarını evden kovuyor. Eşyalarını hatta giysilerini de vermiyorlar. Çaresiz bir başka şehirden göç ediyorlar. Talih yüzlerine gülüyor. Teyze onlara ev veriyor. Kahvaltıdan sonra konu komşuyu dolanıyor yaşlı kadın iki gözü iki çeşme. Tencere ,tava ,yorgan, yatak bir eve ne gerekiyorsa topluyor. Evinde kullanmadığı ne varsa alt kata indiriyor.. Kırk yıllık ev gibi dayayıp döşüyorlar Çok mutludur kiracıları ile. Onu arayıp sormayan kızlarından daha da vefalı çıkar Kiraz hanım. İlk ay kirayı getirir Hasan. Ses etmez yaşlı kadın. Kış günü Kiraz çocukları uyurken yukarı çıkar teyzenin sobasını yakar iğnesini yapar kahvaltısını önüne hazırlar evine iner. .Çarşı Pazar işini Hasan üstlenir öz anaları gibi bakarlar. Sen meleksin ana babam sahip çıkmadı diye ağlar Hasan. Paramparça olur teyzenin yüreği. Aylarca düşünür bu insanların hakkını ödeyemem. Derken aklına geleni uygular. Onlar geleli neredeyse bir yıl olmuş. Hasan her sabah hale gider. Koca kamyonun bir kenarında aldığı maydanozları pazarda satarak evini geçindirmeye çalışan ,onurlu , bir genç kadın Kiraz marifetli saygı dolu bir kadın.

 Teyze ise ömrünü çocuklarına adamış yedi torununa emek vermiş pek kıymeti bilinmemiş olsa da mutlu bir aile olmuşlar. Bir akşam Hasan ev kirasını getirir almaz yaşlı kadın . Der ki sizden kira almamaya karar verdim. Hasan ağlamaya başlar. Ben nasıl aciz bir adamım yaşlı bir kadının evinde kira vermeden otururum. Çok duygulanır. Onu incitmekten çekinen kadın peki der Hasan’a . Ben çok memnunum. Evlat , Allah sizden razı olsun. Mesele kapanır. Evin anahtarı Kiraz’da Uzun yıllar onlar o evde birlikte yaşadılar. Çok hastalandı yaşlı kadın. Kalp krizinden sonra yoğun bakımda yatıyor. Hasan la Kiraz kapıda onu görmeye her gün geliyorlar. Tabi kızlarıda Bir gün Hasan gelmiş hastaneye. Yoğun bakım odasına tek, tek alıyorlar ziyaret saatinde. Büyük kızı anasının yanında Hasan içeri giriyor. Meğer kira günüymüş kıvranıyor kızı çıksın odadan. Anne anlıyor usulca kızına yalnız bırak bizi der gibi işaret eiyor. Ziyaret bittikten sonra annesi kızı çağırır. Şu parayı al hemen kuyumcuya git bir yarım altın al. Yarın Kiraz gelince ver. Şaşırma sırası kızdadır. Bu paraya ancak çeyrek alınır demek istese de anası der ki üstünü sen ver.

Onların hakkı daha fazla. Bir sana anlatıyorum ötekiler duymasın. Sekiz yıldır Hasan’ın verdiği kira bedelini Kiraz’a verdim her ay bir çeyrek aldı. Çok fakirler altı çocuğu var. Anasının hassas olduğunu bilen kız ikiletmez sözünü hemen hastaneye en yakın kuyumcuya gider. O’ nun son isteğidir. Yine bir ziyaret günüde kimse görmeden Kiraz’a verir. İki gün sonra da hakkın rahmetine kavuşur. Bitmedi bu hikayenın sonu daha anlamlı. Kardeşler aralarında anlaşamaz evi satmaya karar verirler Tapu dairesinde gurbetten gelen kızları bir sürpriz bekler. Evi satın alan Hasan ‘dır İşte sekiz yıllık kira bedeli.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.