Türk töresi kaynaklı Kemalist Türk devrimi yer yüzünde ki hiç bir devrimle kıyaslanamaz.

Türk devrimi,Türkçe üretim biçimiyle özdeşleşmiş yüzlerce yıllık bilgi,birikim ve deneyim sonucunda edinilmiş ve belli bir süre kesintiye uğratılmış Türkçe yaşamın , yirminci yüz yıla uyarlanmasıdır. bu nedenle ne Fransız devrimi ne de Bolşevik Rus devrimiyle bir tutulamaz.!

Bu anlamda kıyaslama olamayacağı için Türk devriminin sola yada sağa çekilmesi de olanaksızdır.

Katman (sınıf) kavgası sonunda erişilen ve Germanik üretim biçiminin evreleri içerisin de olgunlaşan diğer devrimlerin amacı devlet yapısının bir katmanın eline geçirilmesidir.

Türk devlet geleneği "diğerlerinde" olduğu gibi bir sınıfın başka sınıflar üzerinde ki baskı ve tahakküm aracı olması yerine ,toplumun temel gereksinimlerinin belli bir düzen içerisinde yürütülmesine yöneliktir.Bu yapının getirdiği üretim ve yaşam biçimine göre,emek sermaye çelişkisi neredeyse yok denecek kadar azdır.!

Türkçe üretim biçimine göre , üretim araçlarının belli bir kesimin elinde olması yerine ,yaşamın her alanında devletin ortakçılığı ve denetimi söz konusudur.Yer altı ve yer üstü kaynaklarının kullanımında yabancıların katılımı belli koşullarda yer alabilir ve kesin söz hakkı yada karar verme yetkisi de bulunamaz.Her bireyin üretime olan katkısı kadar ,tüketimde hak sahibi olması temel ilkeler arasında yer alır.

Özellikle devletin temel görevleri arasında bulunan eğitim,sağlık ve güvenlik hizmetleri devlet tarafından ücretsiz yerine getirilirken hiç kimseye de her hangi bir ayrıcalık tanınamaz.

Milletimiz, çok büyük bir devrimin etkeni olmuştur. Gerçekten, yüzyıllardan beri uymaya alıştığımız bir yönetim şeklinin dışına çıkarak dünyada benzeri bulunmayan bir devlet kurduk. Fakat, bu yeniliğin kesinlikle tersine bir hareketi gerektireceğini hatırımızdan çıkarmamak gerekir. Bu harekete özel ifadesiyle "gericilik" derler. Yaptığımız işler ve aldığımız sonuçlara göre bu gibi gerici hareketler, her zaman beklenebilir. Kan ile yapılan devrimler daha sağlam olur; kansız devrim ölümsüzleştirilemez".
Uluğ Başbuğ ATATÜRK

Uluğ Başbuğun da belirttiği gibi Türk devrimi ve bu devrimin ortaya koyduğu yönetim biçimi,yani Türk cumhuriyetinin dünyada eşi ve benzeri yoktur.

Türk devriminde ise her hangi bir katmanın devlete hakimiyeti söz konusu değildir.

Türk töresi kaynaklı ,Türk devrimi , insanlık tarihinin görmüş olduğu kişilikli yaşam biçiminin yer yüzünde ki tek adil yönetim biçimidir.

Türk soylular bu devrime sahip çıkmadıkları sürece ne Türklüklerini ,nede kişiliklerini koruyamayacaklardır.

Kendiliğinden gelişen bir "koruma hamlesine" girseler bile bunda elde edilecek bir başarı söz konusu bile olmayacaktır.

Türk devriminin korunması ve geliştirilerek gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlayacak oluşumların yerine ,Türk dışı unsurların geliştirdiği düşünce akımlarına doğru yönelinmesi ise ,seçilecek en kötü yol ,hatta uçurum olarak da adlandırılabilinir.

Özden ,Kemalist düşünce yapısından uzaklaşarak gidilen güzergah ,bazen "milliyetçi bir İslam sentezlemesi", bazen "sol ,sosyal demokratlık" içeren şekilcilikle süslenmiş "Atatürkçülük" bazen de çağlar öncesi bir kağanlık hayali olarak karşımıza çıkarılmaktan geri durulmamasına rağmen, nedense "devlet mekanızmasına olan bağlılıktan" dolayı sorunlara kalıcı çözümlemeler üretilememiştir.

Günümüz de Türk soylu devletlerin amiral gemisi görevini de üstlenmiş olan Türk cumhuriyeti , kuruluş ilkelerinden sapma göstererek özgürlükten,paylaşımcılıktan,ayrıcalıksızlıktan uzaklaşarak sınıfsal egemenliğin en üst katı olan acımasız oligarşik düzenin ,sömürgeci anlayışıyla ve Türk töresine uygun olmayan bir yönetim biçimiyle yönetilmektedir.!

Türk genci,devrimlerin ve cumhuriyetin bekçisidir.Bunların gereğine,doğruluğuna herkesten çok inanmıştır.
Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.
Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu,Bu ülkenin polisi vardır,jandarması vardır,ordusu vardır,adalet örgütü vardır demeyecektir...

ULUĞ BAŞBUĞ ATATÜRK yukarıda ki söylemiyle Türk devriminin ve Türk cumhuriyetinin Türk soylular için ne kadar önem taşıması gerektiğinin altını çizerken,Türklüğün var oluşunun bu iki kavrama bağlı olduğunun da iletisini açık bir dille vermektedir.

Onlarca yıldır küresel sömürgeci yapının yerli iş birlikçileri tarafından yönlendirilen algı ,düşünceler yerine kişilerin suçlanması yada kişilerin yapacağı ataklarla kurtuluş olabileceği yönünde olmaktadır.

Bir umut olarak ortaya atılan kişiler yada bu kişilerle özdeşleşmiş partiler dikkatlice incelendiğinde bir göz boyamacadan öte bir işlem yapmadıkları,yapamayacakları açık seçik görülecektir.

Oligarşik yapı tarafından yönlendirilen algı imparatorluğunun rahipleri , kısa ,akıllara yer eden tümceler kullanarak ürettikleri sloganlarla , özellikle renkli araç gereçlerle beslenerek, neredeyse beş duyuya egemen olabilmektedirler.

Özünde durumun pekte iç açıcı olmamasına karşın , kendilerine ayrıcalık tanınmasından başka amaçları olmayan güdük siyasi oluşumlar yoluyla , toplumsal bilinç her geçen gün daha fazla törpülenmekte ve yılgınlıkla karışık umutsuzluk sergilenmektedir.

Unutulmamalıdır ki ; Türk soyluların kendilerine özgü yaşam biçimlerinden dolayı , dünya tarihi içinde ki atak ve atik durumları diğerlerinin kalıtsal belleğin de kalıcı düşmanlıklar yaratmıştır.Geldiğimiz nokta da bu tarihsel düşmanlıklar artık açıkça ortaya konulmadan içimizde ki iş birlikçiler üzerinden yapılmakta ve her geçen gün şiddetini de artırmaktadır.!

Türklüğün ve sömürgeleştirilen mazlum ulusların da kurtuluş reçetesi tamamen Türk töresi kaynaklı olan Kemalizmden başkası değildir.!

Kemalizm ,bir doktrin yada yalnızca söylemlerden oluşan düşünce (ideoloji) yapısı olmaktan öte ,uygulamalarıyla varlığını kanıtlamış Türkçe yaşam biçimidir.!!!

Türk soylular
saygınlığınızla anılın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.