Karanlıktan Medet Ummak

Delikanlı, üsten ikinci rafta dizili bulunan kitaplardan bir tanesini seçip yanında duran kız arkadaşına uzattı.

Gözlerindeki yanıp, sönen parıltıdan sonra; eline tutuşturulan kitaba şöyle bir göz atan genç kız; yapmacık bir tavırla:

"A!..Bu Felsefenin Temel İlkeleri değil mi? Birde Başlangıç İlkeleri olacak ; her ikisini de okudum...

Delikanlı: "Aynen, bende ikisini lise sonda okumuştum; annemin bir akrabası vermişti...

Kız:"Des Capital onu da tavsiye ederim!"

Delikanlı:"Yazarı Karl Marks değil mi?"Diye sorunca;

Kız: "Ta kendisi... Başka kim olabilir ki? Dedi; küçümseyici bir tavırla...

Delikanlı:"Şaka yaptım yahu, hemen kızma! Kitap’lığımda en kral yerde duruyor." Dedi... Birbirine bakıp, güldükten sonra çekip, gittiler.

Bir kitapçıda istemeden de olsa; kulak misafiri olduğum bir konuşmaydı bu...

Belli ki bu tür kitaplara meraklı iki gencimiz ve o gençler gibi daha niceleri...

Karl Marx ve benzeri ateist yazar ve düşünürlerin eserlerini alıp okumak, onlara kendilerini kültürlü his ettiriyor her halde dedim kendi kendime...

Mensubu oldukları dinden bihaber bir yaşam sürdüren bu tür gençleri görünce; bir baba olarak ister istemez içime bir acıma hissi çöküverdi...

Hangi dinden olduğunu sorsanız "Müslümanız" diye cevap verecekleri kuşkusuz... Ama; İmanın veya İslam'ın şartlarını say deseniz; sorunuzun cevap bulacağından pek emin değilim doğrusu...

Materyalizm hakkında epey bilgili gençlerimizin;(!)din konusunda öyle olup olmadıkları da muamma...

Panzehiri öğrenmeden; zehiri öğrenmek!..Ne trajikomik değil mi?!

Zırhı,silahı kuşanmadan savaşa tutuşmak gibi!!!

Başka deyişle; Karanlıktan ışık beklemek... Ele geçecek olanın kör siyahlık'tan başka bir şey olmadığının bilinçsiz'liği...

O yaşlarda kendini kanıtlama sendromuna kaptıran gençlerimizin her davranışı bilinçli ebeveynlerin sıkı takibi altında olmaları gerekir bence...

Düşünelim! Bir akar suyun, veya nehir'in derinliği konusunda her hangi bir bilgi mevcut değilken, dalmanın ne derece güvenli olduğu söylenebilir.

Baştan sona paradigmaları dinsizlik üzerinde seyir eden Marksizm’in; henüz iyiyi kötüyü ayırt edemeyecek konumda olan çocuklarımızın üzerinde nasıl menfi tesir bırakabileceğini her sorumlu anne babanın düşünmesi gerekir.

Özde bir gelişimin beşeri kazanımları müspet mecralarda yankı bulması gerekirken;bize özgü olma dışında;yabani rüzgârlara kapılarak,kuru yaprak gibi solup heba olması kuvvetle muhtemel bir gençliğin göz göre göre yok olup gitmesi en büyük sosyal kayıptır...

Gençlerin bu tür yayınlara zaman ayırıp, bu yönde harcadıkları veya harcayacakları efor;şeytani güçlerin değirmenine su taşımaktan öte gitmez.

Gençlerimizin; Marksizm'in kesafetli koridorlarında yolculuk yapmalarına izin verilmeyecek kadar değerli oldukları ile ilgili milli bir idrak tesisine ihtiyaç vardır... Allah bizi gaflete, delâlet'te düşmekten korusun!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.