Kalaycı Babanın Kızgın Karısı.


  1. evliliği tavsiye ile Evlen, Eşin iyi huylu çıkarsa mutlu kötü huylu çıkarsa filozof olursun, der.

    Hem malum alinizdir, kötü tavırlarından bıkıp, hanımını Hz. Ömer efendimize ra. Şikâyete giden Adam; kapısına varınca koskoca Halifenin annemiz tarafından azarlandığını işitip şaşırmış, cevabını da almıştır.
    .
    Bir ağabeyim de benzer bir çarpıcı olayı, Kalaycılık ile geçinen rahmetli Üveysi Mehmet efendi ile yaşadıkları bir hadiseyi lütfettiler, arz ediyorum.
    Eskiden Kalaycılık diye bir meslek vardı. Bakır kap kacağın yenisini almak yerine kalaylatılırdı.
    -Kalaycı... Nidasını işiten tenceresini kapıp sokağa fırlardı. Kalaycı, körüğüyle ısıttığı tencerenin içini önce nişandır ile oksitlerden bir güzel temizler, sonra az biraz kalay atıp iki dakikada onu gümüş gibi parlatırdı.
    “Eyüp Sultanlı, Melami bir zattı Kalaycı baba... Yine orada dükkânında çalışırdı. Özel yeteneği olan biri idi.
    Bir insanın yüzüne baktığı anda başına gelecekleri anlar, gerekirse kendisine bildirirdi. Bana da söyledi ve öngörülerinin çoğu gerçekleşti.
    Dükkânı küçücük sohbeti sıcacıktı, dinlemeye doyamazdım. Bir gün sohbet uzadıkça uzadı, eve geç kalmıştı. Bana kibarca:
    -Hanımım bana çok düşkündür, geç kaldığım için meraklanmış, hatta kızmıştır, beni eve sen bırakır mısın? Dedi.
    Seve seve kabul ettim, eve yaklaşınca beni öne alıp adeta arkama saklandı:
    -Kapıyı çal, hanımım ellerinde oklavalar ile kapıya çıkacak, fakat sakın korkma sana zarar vermez, buyurdular.
    Kapıyı çaldım, iri yarı bir hanım dediği gibi elleri dolu karşımızda durmuş bağırıyordu:
    -Neredesin sen?.. Sonra beni fark etti:
    -Bugün de kendine bu masumu mu buldun?
    Neyse ki bizi eve aldı, üveysi baba sarığını sardı akşam namazımızı kılıp, dua ettik.
    Sonra "Ah nasıl da unuttum!" diyerek pırıl pırıl kalaylanmış bardağının içine önceden doğradığı ve güneşte ısınmaya bıraktığı suyun içindeki birkaç parça ekmeği dört parmağı ile alıp orucunu açtı. (Üveysi oruç açma geleneğidir)
    Sonra hala elleri dolu mutfakta bekleyen hanımına hürmetle seslendi:
    -Kraliçem, artık elinden bıraksan onları...
    Hanımının oklavalı kolları o anda yanlara düştü, sakinleşti.
    Gel zaman git zaman, Üveysi Mehmet efendi ahirete intikal etti. Çok üzülen hanımı ardından:
    -"Yıldızım gitti." diye feryat edip, yeri göğü inletti.
    Sevenleri ise hanımanneye vefalı davrandı, yalnız bırakmadı, ölene dek ihtiyaçlarını gördüler."
    (Tahminim, yardımsever bir mümin olan ağabey de onlardandı)

    Böyle evde denenmemesi gereken uç örnekleri duyunca, iç dünyamızda bazen ister istemez oluşan bulutlanmalarda, sabrın daha yerinde olacağı anlaşılıyor.
    En güzeli ‘Allah rızası için’ evlenmeli ve hayat arkadaşına iyi davranmalı...

    Yunus Emre âşık olmuş,
    Maşuka derdinden ölmüş
    Gerçek erin kapısında,
    Canım arz etmeğe geldim
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.