Kadınlar Öldürülüyor...

Aklım almıyor artık,. Neden ve sebeplerini sürekli beynimde sorguluyorum..
Bir insan neden katil olur?
Hangi sebep onu cinayet işlemeye teşvik eder?
Yoksa gerçekten ruh hastasımı? Kadını öldürürken veya taciz ederken kadının rolü nedir? Toplumsal baskımı?
Aile baskısımı?
Karekter bozukluğumu?
Kıskançlıkmı?
Sadakatsizlikmi?
Sapkınlıkmı?
Aşkına karşılık görememekmi?
Cinsellik mi?
Ekonomik durummu?
Vb?
Sizce bu soruların hangisi bir kadının yaşam hakkının elinden alınması hakkını veriyor.?

Ama tek bildiğim bu ülkede hergün üç kadın öldürülüyor..
Tecavüze uğruyor, şiddete uğruyor, işkenceye maruz kalıyor…vb. Sadece kadınlar mı çocuklarda bütün bunlara maruz kalıyor.Her gün bir kadın cinayeti ve çocuk istismarı haberi manşetlerden inmiyor.Zanlılar yakalanıyor belki ama değişmesine rağmen hala yetersiz olan,caydırıcı olmayan cezalar yüzünden,toplumda kadına karşı değişmeyen bakış açıları,yetersiz eğitim yüzünden her gün bir yenisi ekleniyor haberlere.
Kadınlar öldürülüyor; kadının giydiği giymediği, konuştuğu konuşmadığı, sustuğu susmadığı, evet dediği hayır dediği, seviştiği sevişmediği her şey haksız tahrik indiriminin mezesi haline geliyor. İster sokakta, ister işte, ister evde; giyiminden gülüşüne her hareketine müdahale edilecek bir ilişkiler ağı içinde kadınlar yaşamaya değil SAĞ kalmaya çalışıyor. Bu tarz davalarda sanıkların takım elbise giymeleri, dava esnasında efendi durmaları iyi hal indirimine neden olmaktadır. Oysa ki öldürülen ya da şiddet uğrayan kadınların ise giydikleri elbiselerin rengi, makyaj yapmaları, evlerine bir saat geç gelmeleri, cep telefonuyla sıkça konuşması gibi nedenler tahrik sayılarak büyük ceza indirimleri uygulanmaktadır. Alkol aldıysa kadın, tecavüz değil rıza vardır denilir, açık mı giyinmiştin cevap evetse bu tecavüz değil. vb.

Biz öncelikle toplumda yer etmiş ‘erkek egemen bakış açısı’ ile savaşmalıyız. Sadece yasalarla tedbir almak bu cinayetleri, tecavüzleri önlemeye yetmiyor. Aile içi eğitim de dahil olmak üzere okullarda ki müfredata kadar ele alınıp yetiştirdiğimiz erkek çocuklara ‘sen erkek adamsın’ cümlesiyle başlayan onu üstün gören yaklaşımlardan kaçınmalı, çocukların cinsiyetinin erkek olmasının ona hiçbir ayrıcalık, üstünlük tanımadığını bilerek yetişmesi gerekir.
Kadın cinayetleri hala artarak devam etmektedir. Pek çok kadın, namus davası nedeniyle, boşandığı için, boşanmak isteğini dile getirdiği ya da ilişkisini bitirmek isteği için ya da toplumumuzda hiç de azımsanmayacak sayıda olan sapkın fikirli erkeklerin bir anlık zevki için hiç tanımadıkları adamlar, eşleri ya da sevdiği erkekler tarafından öldürülmektedir.
Namus, töre, kıskançlık cinayetleri, koca-baba dayakları, işkence haberlerini hergün okuyor ve duyuyoruz. Şiddete uğrayan kadının ne yaptığı, ne söylediği ya da nasıl giyindiği sorgulanıyor. Fiziksel, sözel ve cinsel şiddete uğrayan kadınların bunu hakkedip hakketmediği tartışılıyor; kurbanlar suçlanıyor, suçlular "mağdur" ilan ediliyor. Şiddet, dinsel-geleneksel önyargılarla, cinsiyet ayrımcı politikalarla ve yasalar eliyle meşrulaştırılıyor.

Kadına yönelik şiddetin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, öncelikle devletin ve siyasal iktidarların ilgili tüm kurumlarıyla sorumluluk üstlenmesi, ilgili tüm sivil ve resmi kuruluşlarla işbirliği yaparak, yaşamsal öneme sahip bu sorunun ortadan kaldırılması için gerekli sosyal politikaların yaşama geçirilmesi ile mümkün olacaktır.

Biz bugün "Şiddete son" derken, dünyanın birçok yerinde kadınlar dövülüyor, hakarete ve tacize uğruyor, öldürülüyor. Dünyada birçok şey değişiyor, ama kadınlara yapılan fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddet hiç değişmiyor. Kadınlar hâlâ yemeği yaktığı, eşine ya da sevgilisine karşılık verdiği, kendine harcama yaptığı ve cinsel ilişkiyi reddettiği için dövülüyor. Şiddet kadınlar için bu kadar sıradan gerekçelere sahip. Her bir gerekçe kadının temel insan haklarından mahrum kılındığını, sadece kadın olduğu için ezildiğini ve ayrımcılığa uğradığını gösteriyor.

Kadınlara yönelik şiddetin başlıca nedeninin erkek egemen bakış açısı ve ekonomik sorunlar olduğunu herkes biliyor. Gelir dağılımındaki adaletsizliğe, yoksulluğa, sosyal güvenlikten yoksunluk hem şiddeti hazırlamakta, var olan eşitsizliği beslemekte, hem de kadınların hayatını çekilmez kılmaktadır. Kadınların sosyal politikalara ihtiyacı var.

Bugün kadına yönelik şiddet bir insan hakları ihlali olarak kabul edilmekte ve bu şiddeti önleyici yasalar düzenlenmektedir. Ancak bu yasaların varlığı yetersiz kalmaktadır, çünkü yasal düzenlemelerin toplumsal hayata geçirilmesi zaman almaktadır. Çıkarılan yasanın uygulanmasını kolaylaştıracak bürokratik mekanizmaların üretilmesi ve bunların etkili bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Bu nedenle her şeyden önce yasaların toplumsal yansıması sürecini beklemeden, öncelikle kadın cinayetlerine karşı duyarlı toplumsal bilinç geliştirilmelidir.

Sevgi ile kalın..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.