Kadınlar mı, Özgüvensiz yoksa erkekler mi?
 
 Özgüven; bir kişinin kendine güvenmesi ve kendine değer vermesi ise eğer, neden bir insan diğerini kıskanır hiç merak ettiniz mi?
Kişi, bazen beğenilecek özellikleri yoksa bile yine de çevreden beğeni beklemeye başlar. Tüm çabalamaların ardından gerekli beğeniyi bulamayan insanların kıskançlık krizleri ile “ben” egosu altına girmeleri artık an meselesi haline gelmiştir. 
Ama ne yaparsa yapsın beğeni toplayamayan kişi çevresindeki insanlara karşı öfke dolar. Çünkü kişiye göre, onu beğenmeyen herkes kötüdür. 
Peki; Kendileriyle barışık kişiler egolarına yenilebilir mi?
Başkanlarının sahip olduğu özellikleri benimsemek onu taklit etmek midir?
Güzellik, bilgi, güç, para, makam, aile, eğitim bir insanı ne kadar tatmin edebilir?
Kıskançlık duygusu mu, yetersizlik hissi mi depresif hareketlerin başlangıç noktasıdır?
 
Kadın; Kıskançlık ya da çekememezlik durumunu kadınlar arasında çok yaygın görürüz maalesef. Bir kadın kendisinden daha güzel bir kadın gördüğünde onun güzelliğinden rahatsız olur, bu rahatsızlık beraberinde kıskançlık duygularını açığa çıkarır. Çünkü daha güzel olan her zaman daha fazla beğenilir!, çevredeki insanların övgüsünü alır. Bu kısır döngü için; İş, aile ya da sosyal ortam pek fark etmeyecektir. Kadınlar arası çekememezliği her yerde gözlemlemek mümkün olsa da, çalışma arkadaşınızın sizin hakkında neler düşündüğü hakkında asla bilgi sahibi olamazsınız. Ortak çevrelerce ikinci planda bırakılan çalışma arkadaşları, özgüvensiz kadın tarafından düşman biliniyor. 
Her kadın farklıdır ve her kadın özeldir şüphesiz. Fakat bu ikilem arasında sıkıştırılmış kadın, obsesif düşüncelerle kendi kendini yer bitirir. Cevabını kendisi bildiği soruların beyninde yeniden kurgulanmasına izin verir. İşte o zaman KADIN gerçekten çok tehlikelidir. 
Erkek; Erkekler kadınlara göre daha özgüvenliler. Kendileriyle barışık olan erkekler dış görünüşleri konusunda takıntılı değillerdir.  Eğer erkek beğenilmiyorsa "Yakışıklı değilim, bu yüzden beğenilmiyorum" der açıkça. Ve kendi planlarıyla çıkar ortaya. Onların beğenmelerini istediğim değil kendi beğendiğim olmayı kabulleniyorum diyebilir mesela. 
Kadın=Erkek; ( Tehlikeli ikili )  birbirlerinin başarısını kıskanmaya başlarsa ne olur tahmin bile edilemez. Karşı cinsin içine düşeceği bu acınılası durum her iki tarafın, birbirlerini sözlü olarak kırmasıyla, birbirlerine olan güven duygusunun yıpranmasıyla başlar. Ardından olabilecekler konusunda ben şuan bile açıklayıcı kelime bulamıyorum. 
Kadın veya erkek kıyaslaması yapmak değil niyetim. Sonuçta kişi kendini cinsiyetine göre değil düşüncelerine göre ortaya koyar. Derler ya bazen çok kadın vardır, adamdan delikanlıdır. 
İnsanımız, kıyaslanmaktan ve kendilerini geri planda hissetmekten kurtulamadıkları sürece, geleceğe yetiştirmeyi planladıkları nesil üzerinde etkili olabilmeleri beklenmemelidir. 
 Kadınlar çoğu zaman kendilerinden daha fazla beğenilen bir kadınla aynı ortama girmekten bile kaçarlar. Erkekler içinse böyle bir sorun asla olmamıştır. Çünkü liderliği elden bırakmadıkları sürece böyle bir sorun yaşamadıkları hissedilir şekilde açıktır. 
Bir anne, bir baba, bir öğretmen, bir komşu,  kardeş kim olursa olsun, kendi içinde bulunduğu durumu aşmayı başaramamışsa etrafındakileri etkiler.  Kendini ifade edemeyen bir nesil, karşılacağı kişide kendinden farklı bulacağı özellikleri kendi eksikliği olarak görecek, psikolojik olarak beynine yerleştirilmiş özgüvensizlik ile kısır döngüyü başlatacak, ailesine ve çocuklarına elinde olan ile mutlu olmamayı aşılayacaktır.   
Kişinin başarısını kıskanmak yerine onu örnek olarak düşünün. Başarısını kıskandığınız kişi siz mışıl mışıl uyurken yada arkadaşlarınızla sabahlara kadar eğlenirken; geceler boyu kitap okuyarak belki yazarak, belki günlerce dinlenmeden proje hazırlayarak gördüğünüz yere tırmanmıştır. 
Siz akşam dizinizi izlerken, pizzanızdan yada çikolatalı pastanızdan ve içeceğinizden tadarken, O yapamazsın denileni inanılmazı başaracak büyük bir dönüşüm geçirmiş, kilolarından vazgeçmek uğruna aç kalmış, saatlerce koşmuş, adını daha önce duymadığı bitki kürleriyle beslenmiştir. 
Siz arabanızla şehir turuna, hafta sonu tatillerine çıkarken, o kendini ailesini adamış olacaktır. 
Siz işinize gidip gelen, arkadaş çevrenizde sosyal biri olmuşken, O hayatında ki en büyük sosyal aktivitenin özen ve yorgunlukla hazırladığı pazar kahvaltısı olmasına şikayet etmemiştir.
 
Peki o zaman, nerede yanlış yaptığınızı düşünelim.
Kişi sizden daha başarılıysa onu kıskanmak yerine, onu kendinize örnek almaya çalışın. Başarısını kıskandığınız kişi kim bilir ne büyük zorluklar altında, ne büyük emekler vererek sahip oldu o başarıya, bunu bilemezsiniz!.. 
Siz kıskandığınız kişinin içinde olduğu durumda olmak ister miydiniz? Yoksa yalnızca çabalayıp ulaştığı bu zaferi, egolarınıza yenilmeden sizde tebrik edebilir miydiniz? 
Onu alkışlayan birkaç elin, iltifat yağdıran birkaç kelimenin başarıyla ve sonuna kadar hakkedilmiş olduğunu kabullenmelisiniz.
Unutmayalım, büyük başarıların altında büyük emekler ve alın teri vardır. En azından emeğe saygı duymayı bilmek gerekir. Kaldı ki her insanın farklı kapasitesi ve yetenekleri vardır. Başka insanlar sizden daha zeki olabilir, daha bilgili de olabilir. 
Siz de kendi yetenekleriniz doğrultusunda kendinizi geliştirmek için çabalayabilirsiniz. Sizin de başkalarından daha yetenekli olduğunuz yönleriniz mutlaka vardır.
 Başkalarını takip etmek, dedikodu yapmak yerine, kendi hayatınızı güzelleştirmeye odaklanın. O zaman hem siz daha mutlu olursunuz, hem de başkalarına zararınız dokunmaz. Mutsuz kimseler, sürekli başkalarıyla uğraşır. 
Meyve veren ağaç taşlanır daima. Unutmayın, "özgüvensizlik" sadece "sahibinin" sorunudur. 
"Taklitler aslını yüceltir."...
Özgüvenli insanlar kendileriyle mutludur, ve mutlu insanlar başkalarıyla uğraşmazlar. 
Sürekli eleştiren, kötüleyen, dedikodu yapan, başkasını kıskanan insanlar çevre tarafından da ayıplanırlar,yalnızlaşırlar. 
Bu tür insanların çevresinde sadece kendilerine benzeyen insanlar kalır. 
Akıllı ve erdemli insanlar, kötülükle iyilik gelmeyeceğini bilirler, kin tutmaz, düşmanlık yaratmazlar. 
Hem o güzel atasözümüzde söylendiği gibi “Güneş balçıkla sıvanmaz.” 
Gerçekler ortadadır her zaman. Bu sebeple her şeyden evvel kendinize güvenin, gerçeklerle yüzleşin. Kendinizi olduğunuz gibi kabullenin, sevin. 
Özgüvenli insanlar sorunlarla cesurca yüzleşirler ve dobradırlar. Özgüvensiz kişiler ise, kendilerine güvenmedikleri için korkaktırlar, yüze söyleyemediklerini ancak insanların arkasından atıp tutarlar. 
Unutmayın; Önyargılar, özgüvensizlikten beslenir.
Filiz Keleş
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.