Otobüs hareket etti. Herkes çok şık giyinmişti. Mevsim yazdı. Temmuz ayı ortalarıydı. Onlarda senelik izinlerini deniz kenarında dinlenerek geçirmeyi tercih etmişlerdi. Su istedi çocuk annesinden. Muavin bir şişe su getirdi. Tam oğluna içirmek üzereydi ki ani bir fren sesi ile sarsıldı yolcular. Çıt çıkmıyordu.Şoför indi önce,muavinde ardından. Yolun ortasında bir at vardı.Herkes merakla bakıyordu. Atın yanında genç bir adam. Otobüs yolcularından birisi Doktor olduğunu söyledi. yerde yatan adama yardımcı olmak için indi otobüsten. Yara almamıştı genç adam. Atın üzerinde iken dinlediği radyo asfaltın ortasında hareketli bir türkü çalıyordu..
Doktor otobüsteki yolculardan yardım istedi. Yaralıyı yolun kenarına almaları gerekiyordu. Kolu kırılmıştı. Yolculardan genç adam koşarak indi.Doktora yardım etmek için. Yol kenarına almaları gerekiyordu yaralıyı. Kolu kırılmıştı. Araçlar süratli geliyordu. Hastayı kenara çekmek, yeni bir kazaya, kötü bir sonuca meydan vermemekti amaçları Bir anda ortalık mahşer yerine döndü. Gerede yakınlarındaki köyün ahalisi tarlalarda çalışıyorlardı. Ellerinde orak ve tırpanlar vardı. Hep bir ağızdan küfürler ediyor, bağırıyorlardı. Yaralı köy muhtarının damadı idi..Yaralıyı ilk gelen araca bindirmişti doktor beyle genç adam. Köylüler büyük bir öfke ile otobüs şoförünü arıyordu.. Muavin korktuğu için şoförün yaralıyı hastaneye götürdüğünü söyledi. Aşağıda yalnızca doktor ve ona yardım eden genç adam kalmıştı.
Otobüsün şoförü otobüsteydi. Orta sıralarda çocukları ile seyahat eden bir bayanın yanına oturdu. Eğer şoför olduğunu öğrenseler onu linç edeceklerdi. Yalnızca doktorla genç adam otobüsün dışında kalmıştı Camdan bakıyordu çocuk ağlamaya başladı .Babamı dövüyorlar Yerinden fırladı genç kadın kalabalığa karıştı onlarca erkek vardı. Eşine saldırılıyordu. Olanca gücüyle bağırdı ne istiyorsunuz eşimden diye. Köylüler genç kadını otobüse binmesi için iteklediler. Kadınlarla işimiz olmaz bin arabaya diyerek. Hayır diye bağırdı kadın haksızlık etmeyin o benim eşim onu almadan binmem. Köylüler, genç adamı otobüs şoförü sanmışlardı.Onu linç etmeye kararlı idiler. Bu arada Aynı şirketin araçlarının yollarına devam etmesine de izin vermiyorlardı. Uzun müddet dil döktü genç kadın ağladı,bağırdı eşini ellerinden aldı otobüse bindiler.. Bu arada ise bir araca da muavini koyup hastaneye gitmesine izin verdiler.
Tüm yolcular otobüsün içinde beklemeye başladılar. Aracın içinde boğucu bir sıcak vardı. Çocuklar ağlamaya. İnsanlar terlemeye başladılar. Kazayı duyan köy halkı otobüsü çembere aldı. Yolcular heyecan ve korku ile beklemeye başladılar. Köyün Muhtarı olan bey. Köylülere bir şeyler söylüyordu.. Az sonra ellerinde bidonlarla geldiler iki, üç kişi,Otobüsün çevresine bidonlardaki gaz yağını dökmeye başladılar. Zaten otobüsün içi cehennem gibi sıcaktı. Bir de otobüsü yakmaya kalkmışlardı. Dehşet içinde kaldılar.
Çaresizlerdi. Bir kibrit çakmaya kalmıştı iş. Cayır, cayır yanacaklardı. Kaza olmuştu. İnkar edilmezdi. Kaçınılmazdı belki de. Köylü boynuna astığı radyoyu sonuna kadar açıp korna sesini duymamış, at asfalttan ürkmüştü. Yinede onlarca yolcunun ve hele masum çocukların ne suçu vardı. Bu insanlık dışı bir haldi. Jandarma yada polis gelecek miydi. Yolcuların hatta aynı firmanın araçlarının akıbeti Muhtarın kibriti çakmasına bağlı idi. Sanki sözleşmiş gibi otobüsün içindeki kadınların hepsi birden kapıya yöneldi. Güçlükle açtılar kapıyı.Erkeklerin inmemesini söylediler. Köylünün arasına dağıldılar. Analık duyguları ile öfkelenmeden ama sakin davranmaya gayret ederek Eşini ellerinden almıştı genç kadın yinede onları ikna edebileceğini düşünmüştü. Köyün kadınlarına seslendi. Siz de anasınız bakın çocuklarımız sıcaktan harap oldu.
Yolun ortasında kaldık. Bir de otobüs yakmaya çalışıyorsunuz. Hepimiz insanız. Bakın köyünüz üç adım ötede. Soğuk bir tas ayranınız da mı yok. Siz misafir sevmez misiniz. Bir kazadır oldu. Bir tas suyunuz yok mu. Otobüsteki her kadın dili döndüğü kadar onları ikna etmeye çalıştı.Başardılar. Sonunda emekli emniyet müdürü olan Hüseyin bey muhtarın elinden kibriti aldı. Bütün erkek ve çocuklar da indi otobüsten. Yol çevresinde ki ağaçların gölgesine zor attılar kendilerini. Dışarı çıkınca az da olsa serinlediler.
Kabus sona erecek miydi? Yanlarına aldıkları yollukları bitmişti. Otobüste su da kalmamıştı. Köylülerden su istedikleri halde bir yudum su veren olmadı..
Buna rağmen otobüsün dışına çıkmak bile rahatlatmıştı. Altı saat sonra jandarma arabası göründü. Herkesi otobüse bindirdi. Tek, tek ifadelerini aldı. Yaşadıkları o kadar korku ve heyecana rağmen kimse köylülerden şikayetçi olmadı... Bu arada otobüs şirketi yeni bir araç yollamıştı. Yeni gelen otobüse bindiler. Yeniden yola koyuldular. Yorgun ve bitkindiler. Erciyes dağı eteklerinde mola verdi otobüs.. Normal den daha uzun sürdü .Çünkü hem acıkmışlar hem yorgundular Hep bir arada yemekler yenildi, çaylar içildi. Yaşadıklarına hiç biri inanamıyordu. Ankara garında aynı otobüse binerken aynı kaderi paylaşacaklarını aklına getirmeyenler., Erciyes dağı eteğinde mola yerinde samimi ,sıcak bir dostluğun da temelini atmış oldular. Gece yarısı indiler Amasra”ya. Kimi önceden ayırttığı motele yerleşti. Kiminin yeri geç kaldığı için kiralanmıştı çoktan.
Yinede yer bulmaları zor olmadı. O genç aile bir hafta tatil yapabildi. İzinleri o kadardı. Hep ilk çıktıkları tatili andıklarında, Gerede yakınlarında ki (O) köy ve o kaza hatıralarında canlanır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.