Alımlı bir genç kız olmuştu.Deniz mavisi gözleri upuzun sarı saçları ile, yakışıklı gençlerin Hayallerini süsleyen peri kızını andırıyordu. Belki önun da hayallerini süsleyen, gönlünün prensi vardı bilinmez. Nakışını,  oyasını işlerken dalar, geleceğinin hayallerini düşlerdi. 
  Rahime henüz on dördüne girmiş, evlilik çağı gelmişti. Onu kasabanın gençlerinden biriyle evlendirmişlerdi. Küçük kız kendini aniden bir başka dünyada bulmuştu kendini. Artık çocuk sayılmazdı. Evinin kadını olmuştu. Mutluydu. Seferberlik ilan edilmişti. Rahime’nin hayatında acı dolu kederli günler başlamıştı. Geri Döneceğini umarak kocasını askere uğurlamiştı. Aylar, hatta yıllar birbirini kovalamış ,kocası dönmemişti..Yalnız ve kimsesiz kaderine boyun eğmiş bekliyordu. 
 
Belki de sonsuza kadar beklerdi. Rahime’nin ellerinde kınaları solmadan hasret ateşinde yanıyordu. Gençti,  güzeldi ve yalnızdı. Dul kalmıştı, Gençliğinin en güzel yıllarını, acı dolu bir bekleyiş içinde geçirmişti. Kimsesi yoktu uzak köylerden birinde Dayısı yaşıyordu. Rahime yaşadığı kasabanın dışına Hiç çıkmamıştı Zaten kaç yaşındaydı ki bileydi Bütün Dünyayı yaşadığı kasaba kadar sanıyordu.
 
Duymuştu, uzak köylerden birinde Dayısı vardı hiç gitmemiş, görmemişti. Yıllar ne kadar acımasızsa, insanlar da o kadar acımasızdı. Kasabanın ileri gelenleri onun yerine ona sormadan karar vermişlerdi. Rahime evlenmeliydi Gençti, duldu yalnız yaşamazdı.Uygun değildi yalnız yaşaması. Çaresiz boyun büktü büyüklerin kararına evet dedi. Oduncu Ali ile evlenecekti. Bir kolu yoktu çolak Ali derlerdi. Çalışkan, mert ve dürüst bir gençti. Ali dağa çıkar kurumuş odunları toplar, eşeğine yükler, kasabaya getirir satardı. Asla ağaçlara balta vurmaz, taze fidanları kesmezdi. Geçimini böyle sağlardı.
 Ali ile yeniden dünya evine giren Rahime mutluluğu yakalamıştı. Daha ne olsun ki. Barınacak,  sıcak , sevgi dolu yuvaları içlerini ısıtacak bir tas çorbaları vardı. Küçük kadın mutluydu. İki tanede nur topu gibi kızları olmuştu. Ali oduna gider,  tarlada, bağda bahçede çalışır, çabalardı. Anaydı ya Rahime kızları neşesi umudu olmuştu. Her kadın gibi ev işleri çocukları ile meşgul olur akşam erkeğinin yuvalarına dönüşünü beklerdi. Onlar mutluydular sonsuza kadar sürecek sanıyorlardı. Kaderin onlara neler hazırladığını bilemezlerdi. Büyük kız Fatma dört yaşında, Emine ise altı aylıktı. Kış gelmiş çatmış Sivri dağının tepesinde karlar rüzgarla savruluyordu.

Köy odasından ayrılırken sözleşmişti arkadaşları ile Ali. Sabah ezanı ile Sivri dağına oduna gideceklerdi.Hem yakacak hem satacaktı Ali odunları. Sabah ezanı ile yola koyuldular üç arkadaştılar. Ali’nin heybesinde Rahime’nin hazırladığı azık torbası. Yüreğinde sevgili kızlarının sevgisi birde Rahime ‘nin deniz mavisi gözleri Dağa tırmandılar. Akşam hava kararmadan aynı noktada buluşmak üzere üç arkadaş ayrıldılar.
  Kurumuş dalları toplayıp eşeğine dikkatlice yerleştirdi. Akşam Güneşinim kızıllığı beyaz karlar üzerine yansıyordu. Sararmış yapraklar arasından. Artık buluşma noktasına varmak için hazırdı. Birden gözüne yerde bir kütük ilişti. Onu da çıkarmak istedi. En azından üç,  dört gün idare eder dedi kendi kendine, Gürül, gürül yanan ateş üzerindeki çorbanın kokusu geldi akşamın olduğu bu yerde. Sonra cıvıl, cıvıl neşe saçan kızları Fatma ile Emine geldi gözlerinin önüne. Zaten Rahime hep aklındaydı. Gülümsedi. Onlara kavuşmak için acele etmeliydi. Eğildi,  kütüğe asıldı oynatamadı.
  Tekrar denedi asıldı, asıldı nafile oynamadı kütük yerinden. Yorulmuştu. Fatma ile Emine canlandı gözlerinin de Kuvvetini topladı. Yeniden tek koluyla asıldı kütüğe kütük yerinden çıkıverdi. Ali dengesini kaybetti tutunacak bir yer aradı. Olsa da tutunamazdı zaten tek kolu vardı. Arka üstü düşüverdi. Karlar arasına gizlenmiş hain bir kayaya çarptı başını. Oracık ta ölüverdi.

İyice meraklanmıştı arkadaşları. Seslendiler,  seslendiler Ali duymuyordu.Telaş içinde Ali’yi aramaya başladılar. Hava kararmaya başlamış,  gece zifiri karanlığa bürünmüştü.Her yere baktılar aramadıkları yer kalmadı umutlarını kaybetmek üzereydiler.
 
Ayaklarına bir şey takıldı. El yordamı ile Ali olduğunu anladılar. Evet bu ali’ydi. Eşeği bağlı olduğu yerdeydi. Ali odunları istiflemiş eşeğine yüklemişti. Bir elinde çıkarttığı kütük parçası vardı. Yüzünde acı dolu buruk bir gülümseme, Durna köyü yakındı. Yardım istediler. Köylülerin getirdiği kağnıya koydular Ali’nin cesedini. Kağnı gıcırdayarak yola koyuldu. Arkadaşları da Alinin eşeğini çözdüler yedeklerine alıp kasabaya doğru hareket ettiler. Akşamın hüznü çökmüştü. Rahime’nin küçük yüreğine. İçinde bir sıkıntı vardı. Ali gelmemişti. Avlu kapısı açıldı. Ali gelmiş olmalıydı. Koşarak indi merdivenleri. Sobanın üstünde hazırdı sıcak çorbası. Sıcak suyu da hazır etmişti. Ali gelecekti, Odunları birlikte indirecekler,  yukarı çıkacaklar. Elini yüzünü yıkadıktan sonra Ali kızlarıyla oynarken sofrayı kuracaktı.

Şaşırdı Rahime,  Ali yoktu. Eşek avlunun ortasında duruyordu. Nasıl gelmişti kendi kendine. Yoksa eşeği avluya bırakıp bir yere mi gitmişti. Hiç böyle şeyler yapmazdı ki Ali. Avlu kapısı yeniden açıldı. 

Rahime aklına takılan sorulara cevap ararken avludan içeri birileri girdi. Usulca merdivenleri çıktılar. Odanın bir köşesine büzüldü. Neler olduğunu anlamak istiyordu, Bilmediği bir şeyler vardı kalbi sıkışıyor soramıyordu. Dediler ki Ali Durna köyünün kağnısı ile geliyor. Haykırmak istedi sesi çıkmadı. Yığıldı kaldı odanın ortasına. Daha palazlanmamış kuşlara benziyordu iki yetimi. 
 
Gençti,  yazısı kötüydü. Kader ağlarını örmüş,  onu dertleri, acıları,  iki yetimi ile yapayalnız bırakmıştı. Neler olup bittiğini anlamayacak kadar küçüktü iki yetimi. Fatma hayal meyal hatırlıyor babasını. Emine ise hiç hatırlamıyor. Güçsüz, garip, kimsesiz, yetimler anası Rahime. Zaman her derdin ilacı hayat sürüyor. Kızlar büyüyor, kimsesiz ananın dertleri de.. Büyükler büyük düşünür büyük söylerler. 
 
Büyük kararlar alırlar. Ev erkeksiz olmaz gerek, yetimlere baba gerek. Aklını çelmek isterler Olmaz demek kar etmez. Kasaba halkının kararı kesin. Hayır diyemeyecek kadar güçsüz genç kadın. Yükü ağır, yardım gerek. Çaresiz boyun eğmek düşer. 

Kader topal Mustafa’yı çıkarır karşısına. Melaneti hainliği içinde derinlerde gizli Mustafa’nın. Zamanı gelince çıkacak gün yüzüne Yemin olsun,  ant olsun üzmem seni de yetimleri de. Kendi kızlarım gibi bakarım onlara Babasızlığı hissettirmem Garip, küskün çaresiz, boynu bükük yetimler anası evet der.. Bağ onun bahçe onun tarla tapan Rahime’nin evde,  tarlada,  bağda bahçede her yerde Ali’nin emeği var hatırası var. 
 
Her köşe,  her ağaç gölgesi,  köşe bucak Ali’nin hatıraları ile doludur. Sonunda Mustafa gelir,  yerleşir. Üstelik te beş,  altı çocuğu vardır. Rahime’nin yetimleri aç Mustafa’nın çocukları yer sıcak yemek.Çeker önlerinden bir tas çorba içirmez yetimlere. Dertli ana yetimler anası gizli, gizli doyurmaya çalışır. 
 Gül kokulu kızlarını Rahime taşıyamaz bu yükü. Derdini anlatacak onu anlayacak kimsesi yoktur. Narin bedeni ince ruhu dayanamaz yataklara düşer.Tez verem oluverir. Hani yeminler etmişti antlar içmişti Mustafa hatırlamaz bile.Rahime ve yetimler bakımsız , çaresizler. Nihayet topal Mustafa kucağında iki yetim ile kapıya koyar hasta Rahime’yi. Çaresiz , dertli,  yetimler anası uzak köydeki dayısının evine sığınır.


Çok sürmez yorgun ,hasta bedeni dayanamaz dayısının evinde hayata gözlerini yumar İki yetim ora-tada kalır.…Boynu bükük kimsesiz iki küçük yavru. Fatma’yı bir halası, Emine’yi öteki halası alır yanına.Fatma az da olsa anasını hatırlar. Emine ise hiç hatırlayamaz. On üç yaşına geldiğinde halanın uygun bulduğu biriyle evlendirilir Fatma. Evinde huzurlu mutludur ama aklı hep küçük kardeşinde Emine’dedir. Emine ‘de özlemektedir ablasını. Ama mutlu olsun der bağrına taş basar. Özlemini unutmaya çalışır. Emine küçük,  Emine yalnız,  emine gariptir. Hala otoriter, acımasız, bazen de merhametli. İlk önce halanın çocukları onların iyiliği sağlığı gerek.

Hala kasabanın en görkemli konağında yaşar.Konak beş katlı.. Konakta iş çok. Çalışmaya gelince Emine’den başka çalışan yok. Halanın çocukları saltanat sürüyor. Üstelik okula da gidiyorlar.Kurtuluş savaşı sonrası okuma,  yazma seferberliği başlar. Emine’nin yaşını büyütür halanın kocası. Okula gitmesin,  evde,  tarlada , bağda çalışsın diye. Sabah ezanı ile kalkacak Emine, tarlaya bağa koşacak, inekleri sürüye katacak. Kırlara çıkıp kışlık ot toplayacak.  Halanın kızları uyurken Sivri dağı eteklerindeki bağa gidecek,  küfelere üzüm dolduracak iki omzunda iki küfe ile gelecek.Yükü ağır Emine’nin.Beş katlı konak temizlik ister halanın kızları öğlene kadar uyuyacak.Kızlar uyanmadan taze ekmek pişecek, taze süt hazırlanacak. Sırtına yüklenecek kirli çamaşırlar Kiymir çayına çamaşıra konacak. Emine güçlü, azimli çalışkan.Yılmıyor , bıkmıyor usanmıyor çalışıyor. Küçüktü ya halaya geldiğinde, evi,  yurdu bellemiş. Arada bir anası aklına düşüyor. Solgun yüzünü yorgun bedenini hatırlamaya çalışıyor.

İçindeki yangın büyüyor, büyüyor. Yutkunuyor , Anne diyecek kimsesi yok. İki damla yaş yanaklarını ıslatıyor. Bağa koş Emine,  Tarlaya koş, ırgatlara yetiş,Konağı temizle , tahtaları fırçala ,suya git Emine.  Koş Emine, git Emine gel Emine . Çalış , çalış yılmıyor yorulmuyor da. Halasını çok seviyor.Yüzünü görmediği ninnisini duymadığı şefkatli kollarıyla sarılamadğı anasının yerine koyuyor. Gelinlik çağı çoktan gelmiştir. O zamana göre.Yaşı on altıya gelmiş. Amca oğlu Ali’ye istemişler. Aile büyükleri münasip demişler. Emine’yi Ali’ye vermişle. Ali’nin başından bir evlilik geçmiş , bir yaşında bir oğlu var. Ali Baş öğretmen o kasabanın köylerinden birinde. Okumuş adam kamil adam, demişler düğün dernek kurulmuş Emine Ali’ye gelin olmuş. Ali ise oda yetim büyümüş.

Ali ‘nin babası İstiklal savaşında gazi olmuştur. Düşmana atılan el bombası hedefe ulaşmadan bir çukura düşünce,  hiç düşünmeden çukura atlar. Henüz patlamamış olan el bombasını hedefe fırlatmaktır amacı. Düşündüğü gibi olmaz bomba patlar Ali’nin babası sağ bacağını kaybeder. Söz konusu bir Ulus’un kurtuluşudur. Bir kolun ya da bacağın lafı bile edilmez. Savaş sonrası baba anası Satı kadınla üç evladı terk eder. Ablası Ayşe altı li dört yaşında kardeşi Fatma ise altı aylıktır.

Gazi İzmir’e gider orada bir tütün tüccarının kızı ile evlenir. Satı kadın da üç çocukla ortada kalır. Bin bir güçlükle ilk okulu bitiren,  Ali kaymakamın karşısına dikilir okumak istediğini ve durumunu anlatır. Kaymakam onu. Hasan Oğlan Öğretmen Okuluna yatılı yerleştirir Ali’nin harçlık gönderecek, maddi destek verecek kimsesi yoktur. Okulda arkadaşlarının ayakkabılarını tamir eder,  boyar,  berberlik eder harçlığını çıkarmaya çalışır. Satı kadına yük olmamaya gayret eder. Yaz tatillerinde,  o senelerde inşaati süren Gençlik parkında amelelik eder. Boyacılık yapar,  simit satar kazandığı gündeliklerini Cemile Halasına verir. Cemile halanın çocuğu da yoktur. Ali’yi çok sevdiği için onun okumasına yardımcı olur. Hala DDY çalışmaktadır. Ali iki buçuk lira kazanıp halasına verse Hala kocası laf etmesin Ali’yi incitmesin diye beş lira kazandı der. Okul biter.

Bir garip anası , bir ablası , birde küçük kardeşi vardır Ali’nin. Baba İzmir’de kendine yeni bir hayat kurmuş , Ali ve kardeşlerini hiç aramaz. Anladığınız gibi Ali’de yetim büyümüş, ekmeğini kazanmıştır. Yinede üvey anasını sever saygıda kusur etmez. Hatta öyle sever ki en küçük kızına onun adını verir. Yetim Ali okulu bitirmiş eğitim ordusunun neferi olmuştur. Hayatında yeni bir sayfa açılmış gelecek güzel günlerin hayalini kurmaktadır. Ali Doğup büyüdüğü kasabanın köylerinden birine Baş Öğretmen olarak atanmıştır.

Savaş sonrası Ülke çapında okuma , yazma seferberlği başladığı için, gündüzleri çocuklara geceleri yetişkinlere ders vermektedir. Ali’nin hayatının dönüm noktası kederli günlerin de başlangıcı olmuştur. Akşam eğitimine gelen genç kızlardan birine gönlünü kaptırmış. Kız da onu sever görünmüş.

Ne de olsa okumuş devlet memurudur Ali. Anasının tüm itirazlarına rağmen evlenmiş. Bu izdivaç kısa sürmüştür. Ali bir yaşındaki oğlu İle kalmıştır. Oysa anası Satı kadın çok ısrar etmişti. Gel oğul amca kızı sana yakışır. Gözünü yum evine sal. Hamarattır amca kızı, çalışkandır amca kızı.Elin iyisinden kendi kötün daha iyidir dese de gönül ferman dinlemez. Ali dediğinden dönmez evlenir. Satı kadın kahredr biricik oğlunun düğününe bile gitmez. Cemile hala gelir Ali’nin düğünü eder gider  Gün olur devran döner Ali bir yaşındaki oğlu ile yalnız kalır. Severek evlenmesine rağmen ayrılırlar. Ali’nin evlenme , boşanma süresinde ise Emine on altı yaşına girer.

Büyümüş gelişmiş genç kız olmuştur. Ali artık Satı kadına Emine’ile evlenmek istediğini söyler. Emine’yi halasından isterler .Ail ile Emine’ye söz kesilir. Emine sabah uyandığında müthiş bir ağrısı vardır.Yüzü şişmiş kabakulak olmuştur. Artık iki yetim ömür boyu sürecek mutlu bir ailenin temelini atmışlardı Bu hikayeyi kaleme alan ben o mutlu yuvada doğan , iki yetimin ilk çocuğuyum.

Babam hep derdi ki anam dediğinde Emine ile evlenseydim top ile tüfekle yıkılmazdım. Bu sözü hep babamın anneme olan sevgi ve saygısını ifade ederdi. Çocuk aklımla mutlu olurdum. Tüm gücüyle ailesi için fedakarca çalışan onların mutluluğu için gayret eden babam ,ona kalbiyle bedeniyle sevgisiyle destek olan anam.

Saygı ve rahmetle anıyorum. Ben şanslı dünyaya geldiğimi düşünüyorum. Rüya gibi , masal gibi yaşadım çocukluğumu , gençliğimi. Onları anlatmaya gücüm yetmiyor. Kelimeler kifayetsiz cümleler yetersiz kalıyor. Bir evlat olarak onları hiç üzmediğimi çok sevdiğimi biliyorum. Şimdi ise Onları özlüyorum. Baba kelimesinin tam manasını anlamını yansıtan hayatı boyunca zorluklara göğüs geren , Annem hamarat becerikli fedakar. Çektiği acıları yüreğine hapseden ama hayata evlatları için sımsıkı sarılan bir örnekti. Onların evladı olmanın gururunu taşıyorum. Cennet mekanları olsun.
  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
zeliha biçen 6 yıl önce

o iki yetimin mekanları cennet olsun..sevgiyle öpüyorum seni..