Bu yazıyı yazmakta inanın ki zorlanıyorum. Yazık ki uzun yıllardır olimpiyat sevdamız son gaz devam ediyor. Bir türlüde nihayete ermedi. Gerçi bizim ülke olarak hep sevdalarımız vardır.  Eurovision da bu sevdalardan biriydi, neyse ki bu aşağılık kompleksimizi 2000’liyıllarda Sertap Erener marifetiyle sona erdirdik. Ancak ben kendimi bildim bili, olimpiyat düzenleme iştiyakımız azalmadan artarak devam etti.

Kimilerine göre bu organizasyon dünya skalasında top seviyeye gelmenin göstergesidir. Kimine göre de gereksiz para israfı ve gösteriştir. Bununla birlikte, ülkende bu kadar fakir, aç ve sefil durumda olanlar var iken paraları bu vatandaşlara harcamanın daha doğru olduğunu düşünürler. 

Ben ilk şıktan yana oyumu kullanıyorum. Bu oyunlar ülke için prestij kaynağıdır. Milyonlarca olimpiyat izleyicisi demektir. Ekranları başında yaklaşık olarak üç milyar civarı televizyon seyircisi demektir. Bu kemiyetli rakamlar yadsınamaz bir reklam ve saygınlık göstergesidir. Bu reklamı milyar dolarlar vererek yaptıramazsın, bırakın onu yanına bile yanaşamazsın.

Bunlar işin teknik boyutu, beni o kadar da alakadar etmiyor. Elbet bir gün bu olimpiyat oyunları İstanbul’a dolayısı ile Türkiye’ye gelecek. Kuvvetle muhtemel ki bir soran ki oyunlar ülkemizde olacak.

Ama bir sendrom var ki yıllar yılı bunu içimizden söküp atamadık. Yazımın başlığını oluşturan da aslına bakarsanız bu durumun izahı üzerine. Bu ülkede yaşayan ve kendisini ayrıcalıklı, demokratik, sporsever, tenisten, baleden, çekiç atmadan, yüzmeden anlayan insan ve hayvan hakları sevdalısı gören lakin ( affedersiniz ama) yediği yere pisleyen güruh…( bunları genele mal edemeyiz ama azda değiller)

Yazıklar olsun size… Siz bu ülkenin başarısız olmasından nasıl mutluluk nidaları atabilirsiniz. Bu nasıl bir karakter zafiyeti… Koca koca milletvekilleri, gazeteciler, sözüm ona kanaat önderleri şimdilerde çakır keyifliler. Neymiş efendim Recep Tayyip Erdoğan’ın eline bir koz daha geçmesin, bunu da seçim yatırımı olarak kullanır. Bizi zora sokar. 

Ya kardeşim bu başarı Tayyip Erdoğan’ın başarısı olmayacak ki… Belki de 2020’de senin istediğin kişi iktidar olacak. Olimpiyat meşalesini o tutuşturacak. Aklım almıyor. Bu insanlar en hafif söylemle akıl tutulması yaşıyor olmalılar.


Sizin sığ aklınıza…
Kardeşim sen iktidarda olda olimpiyatları sen al gel. Senden önce gururlanmazsam namerdim. Nasıl bir ruh halidir. Bizim oralarda bu duruma en hafif tabiri ile fesat ve haset denilir. Başkasının başarısından korkma, onu eteklerinden tutup aşağı çekme…

İşte benzer durum 2000 Avrupa Kupası elemelerinde olmuştu. İrlanda ile Türkiye’nin arasındaki baraj maçında sırf Teknik Direktör Mustafa Denizli başarılı olmasın diye gazetelerde olumsuz propagandalar yapılmıştı. Maç sonucu Türkiye başarılı olunca Mustafa Denizli maç sonu röportajında fazla söz etmeyerek Türkçeye hain, fesat, haset, anlamlarına da gelecek “İçimizdeki İrlandalılar” cümlesini söyleyiverdi.

Allah bizi İrlandalı ve … Yapmasın…

Kim zamanında bu ülkeye bir çivi çakılmış, bir başarı kazandırmışsa Allah onlara vesile olanlardan ebediyen razı olsun. İrlandalılara da fırsat vermesin hep haset ve fesat duygular içinde karınlarının kurtları ile yaşasın dursunlar… 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.