“İç gözlem demek, her şeyin onda aksettiği “küçük alem” olan ruhi varlığımızın ,büyük alem olan kainat içinde, kendi yatağını kazıcı bir nehir gibi akarak mukadderatına doğru ilerleyişinde ona kapanmamız,kulak vermemiz, yine ondan örülmüş olan bütün dikkatimiz ve bütün inceliğimiz ile ona yaklaşmamız demektir”. Diyordu Üstad Nurettin Topçu.

Son iki yüzyıl boyunca kendine yabancılamış bir toplumun adam olma mevhumlarından git gide uzaklaşarak garbın değerlerine sarılmış, eşyanın cazibesinde nefsani arzularını aramıştır. Gençlik, garbın özgürlük diye takdim etmiş olduğu manevi tutsaklığı, mevcudiyetinin tamamına sirayet ederek yaşarken; adamlığa giden yol yani ruhumuza inen o basamaklar birer birer savrulup parçalanmıştır.

Üstad ekliyordu “kendi dışımızda nereye koştuksa gurbette kaldık” diyordu. Tıpkı bugün, binlerce yıldır nice medeniyetlere beşiklik eden, nice yiğitlerin gönül renkli topraklarda boy verdiği Anadolu’nun, sahipsiz biçareliğine sebep olduğu gibi… kendimize inen basamakları birer birer parçalayarak arşa yükselecek olan imani mücadelemizin, medeniyet düşmanı zalimlere ateşten bir kırbaç gibi inmesini başaramamamıza neden olmuştur. Bir yok oluşun, bir esaretin tarihi yazılırken, bizler özgürlüğün doyumsuz hazzını yaşadığımızın zannı içerisinde, modern köleliğin figüranları olmaktan öteye gidememekteyiz. İradesi ve izanı felce uğramış, hakikatin perdeler arkasında kaldığı bugünlerde ihtiyacımız olan ışık iç gözlemimizi gerçekleştirmek ile parlayacaktır.

Bütün bunların bizleri getirmiş olduğu noktada kaybettiğimiz en büyük olgu aşkı kaybetmiş olmamızdır. Aşk mevhumunun iç gözlemlerimiz neticesinde kendimiz de aranacak ilk şey olması mücadelenin en önemli safhasıdır.Aşka mevzilenmiş;  ve bu mevziden güç almış bir toplum, sonsuzluk arzusuna daha sıkı sarılacaktır.

Yarınlar, hakikatin önüne çekilen perdeleri birer birer yırtan, felce uğramış iradelerini hareket ettiren ve hareketten güç alan gençleri ile özgürlüğün tanımını; yeniden, onurluca ve insanca yaşamak için yapacak, yere değil göğe uzanan kökleri ile buluşacak, bilinçli gençlerin imanlı göğüslerinde şekillenecektir.

Ten bağlandı mı ete

Aşk yenildi mi kine

Ruh yenildi mi nefse

Kör bir ölüm revadır bize…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.