Hijyene Yatırım Yapanlar


Tükettiğimiz tüm gıdaları üreten firmalar arasında kendini yenilemekten korkmayan ve hep
lider kalabilen firmaların; arzın talebi etkileyen önemli unsur olduğunu unutmadan üretim
yapabilecek öngörüye sahip olmaları o şirketlerin büyümedeki en önemli silahı olmaktadır.
Büyümeyi sağlamak için bu işe gönül vermiş firmalar kendi ar-ge departmanlarını oluşturarak
tüketici eğilimleri konusunda doğru tespitleri yapmak ve yeni ürünler sunmak için sürekli
çalışıyorlar ve eninde sonunda pazardaki payları ve ciroları artıyor. Bu şekilde kendi
kulvarında bir lokomotif gibi diğer firmaları bu üretkenlik yarışında peşlerinden sürüklemeye
devam ediyorlar.


Buraya kadar anlattığım basit bir ticaret gibi görünüyor olsa da aslında bana göre bu
dönemde hepimizin net olarak anladığı işin ana fikri ise, toplum sağlığımız için doğru
hammadde ile sürdürülebilir gıda ürünlerinin üretilmesi ve üretilen maddelerinin tüketicilere
ulaştırılabilmesi yaşama kaynağımızdır.
Yaşamak için hepimizin tek vazgeçilmez tüketimi olan gıdanın sürdürülebilir bir seviyede
olması ve en güvenli şekilde temin edilmesi öncelikle bireylerin sağlığı ardından toplum
sağlığı, ülke geleceği ve ekonominin istikrarlı büyümesi için ne kadar önemli olduğunu şu
kısacık sürede öğrenmiş olduk.
Her ne kadar son yıllarda hükümetlerin yürüttükleri politikalar yanında özel işletmelerin kendi
üretim stratejileriyle ‘sürdürülebilir gıda üretimi ve gıda güvenliği ’konusundaki çalışmalar
hızlanmış olsa da yeterli seviyede olmadığı ortaya çıktı. Gıda üretimi ve gıda güvenilirliği ile
birlikte üretim yapan işletmelerin uygun hammadde temini koşullarının sağlanması giderek
daha fazla önem kazanmaktadır.


Gıda ve içecek sektörünün gelişmesine direkt katkısı olan tarımsal ürünlerin ve çiftçinin
gelişimi de önemlidir. Bir ülkenin tarımsal üretim gücü o ülkenin güvenli geleceğinin
teminatıdır. Tarım politikaları sonucunda gerçekleşen üretimdeki dalgalanmalar; gıda üretim
maliyeti, tüketiciye ulaşan fiyatlar ekonomik verileri sürekli etkilemektedir. Bu dalgalanmaları
engellemek için hükümetlerin uzun dönemli kalkınma programlarıyla çiftçileri ve hayvan
üreticilerini desteklemeleri birinci öncelik olmalıdır.


Ülkemizde üretici işletmelerin gelenekçi ve çoğunlukta küçük ölçekli olması, sermaye kıtlığı
ve hammadde pahalılığı devam etmektedir. Bu kısır döngüden sıyrılabilen üreticiler ise
özellikle Avrupa Birliği’ne uyum sağlamakta gösterdiğimiz performans güvenilir gıda
üretilmesi, depolanması, taşınması ve müşteriye pazarlanması konularında çok hızlı ilerleme
kaydetmemizi sağlamıştır. Hızlı şehirleşme ve değişen teknolojik yaşam döngümüz
ekonomideki gıda etkisini bir dinamo gibi yükseltmiştir.


İthalat ve ihracat yapılamadığı bu günlerde anlıyoruz ki sadece fiziki egemenlik yeterli
olmuyormuş. Dışa bağımlı olmadan gıda üretebilmek ve kendine yetebilmek aslında
egemenliğin en büyük destekçisiymiş meğer. Ama olsun ‘bir musibet bin nasihatten daha
hayırlıdır’ sözü ışığında bu günlerden de daha tecrübeli ve güçlü bir şekilde çıkacağımıza
eminim.

Onur ERDOĞAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.