Her Hayat Bir Roman; Nübulyanlar

Selam sevgili okurlarım umarım iyisinizdir. Hayat akıp giderken farkına varamadığımız o kadar hayat var ki....

Bunlardan bir tanesi de travestiler nübulyanlar. Armatörün torunu işyerine gelen nübulyanlarla tanışmıştı. İşte yeni bir hayat daha diyordu içinden. Kapıdan içeri giren kadın muhteşem görünüyordu. Yaradan özene bezene yaratmıştı. Boy pos kıyafet yüz güzelliği bakınca eşsiz diyebiliriz. "Merhaba" dedi bir ses. Armatörün torunu "merhaba hoş geldiniz" dedi.

Kadının üzerindeki montunu aldı. "Buyurun" dedi Armatörün torunu. Kadın "manikür pedikür saçlarım yıkanacak birde fön istiyorum lütfen postişlerimde yıkansın" dedi. Armatörün torunu çalışanlarına "hemen müşterimizi alalım arkadaşlar" dedi. Nübulyan manikür yaptırmak için oturdu bir telefon geldi telefonunu açan kadına birisi küfür ediyordu. Sebebi belli olmayan bir telefon tartışmasında küfür işiten kadın çok sinirlenmişti. Ses tonu kalın erkeksi bir ses kadınsı tavırlar. Kimdi bu kadın.

Armatörün torunu nübulyana "Size bir kahve yapsınlar çocuklar sakinleşin" dedi. Nübulyan özür dileyerek kahvenin iyi geleceğini söyledi ve teşekkür etti. Başladı anlatmaya....

Hayatın içinde çok güç şartlarda hayatını kazanan bir toplumdu nübulyanlar onlarında zengini fakiri vardı en önemlisi onlarda insandı ve duyguları vardı normal insanlardan daha çok şiddete maruz kalan ailesi olan olmayan ailesine bakmak zorunda olan olmayan hepsi para kazanmak için uğraşıyordu. Farklı bir cinsel tercihti onlarınkisi. Kadın hissediyorlardı kendilerini.

Erkek olmaktan nefret edenler vardı aralarında. Nübulyanlar gündüz kuaförde tüm bakımlarını yaptırdıktan sonra yollara düşüyorlardı. İstanbul’da Taksim, Laleli, Aksaray, Beyoğlu, Tarlabaşı, Maltepe Sahil kulüplerin önlerinde iş arıyorlardı. Onların işi bir saatlik gecelik erkek avlamaktı. Erkeklerle para karşılığı birlikte oluyorlardı.

İyide para kazanıyorlardı. Zaman zaman arkadaşları öldürülüyor öldürülen bir hayvan bile haber olurken nübulyanların haberi hiçbir yerde çıkmıyordu. Oysa onlarda insandı.....!

Para kazanıyorlardı lakin nasıl kimi yanında bıçak taşıyor kimi cam şişe kendilerini erkeklerden korumak için yanlarında kesici maddeler bulunduruyorlardı. Nedeni korunmak. Çünkü şiddet görüyorlar ve bazen öldürülüyor yaralanılıyorlardı. Ölen arkadaşlarının bulunmadığı bile oluyordu. Ne acıdır ki onlarda insandı.

Saçlarını yaptırmak için oturan Nübulyan sevgilisinin kaybolduğunu ve onu bulamadıklarını anlatıyordu. Geceleri fuhuş yaparken yakalandıklarında vergi borcu kesildiğini anlatıyordu kendilerinden.

Bir yol bulduk diyordu. Gülerek anlatıyordu. Erkekleri eve götürüp arkadaşlarıyla anlaşmalı fuhuş yapmadan erkeği soyup iç çamaşırlarıyla bırakıp arkadaşlarıyla korkutup cüzdanını soyup kaçtıkları anlatıyordu. Çünkü istemedikleri bir erkekle birlikte olmak onlar içinde zordu.

Onlarda insan onlarında duyguları vardı. Para kazanıyoruz lakin yakalanınca bize vergi borcu gibi ceza kesiyorlar diyordu. Kazancımızın çoğunu cezalara veriyoruz diyordu. Yinede para kazanmaktan vazgeçemeyiz. Ailemize bakıyoruz kendimizi geçindirmek zorundayız masraflarımız var kıyafet kuaför. Herkese birse bize bin fiyat çekiyorlar diyordu. Hatta vaktimiz oldukça pazarlara gidip alışveriş yapıyoruz diyordu.

Vicdanlıydılar Allah korkuları vardı. Bakımlı bir kadın kadar bakıyorlardı kendilerine. Bazıları gündüz erkek kıyafetleriyle gece kadın kıyafetleri giyiyordu bazıları gün içinde de kadın kıyafetleriyle geziyordu. İnsan sarrafı olmuşlardı. Çok iyi tanıyorlardı insanları.

Hele içlerinde biri vardı ki. Adı Sıla. Tabii ki takma adı sılaydı asıl ismi Ahmet’ti.

Ahmet çocukken çok fakirdi. Paraları yoktu gecekonduda yaşıyordu. Mahallelerinde bir marangoz vardı arada Ahmet’i yanına çağırıyordu. Ahmet daha çocuktu marangoz Ahmet’i dükkânda kucağına oturtuyordu kendine Ahmet’i alıştıran marangoz bir gün Ahmet’e tecavüz eder kimseye söyleme der eline beş lira para verir Ahmet’i gönderir. Ahmet sevinçle eve gelir parayı annesine verir kimseye bir şey söylemez parayı da marangoz amcaya yardım ettim o verdi der. Annesi sevinir. Ahmet kimseye bir şey belli etmeden marangozun yanına gitmeye başlar. Marangoz arada Ahmet’e tecavüze etmeye para vermeye devam eder.

Ahmet Armatörün torunun işyerine müşteri olarak geldiğinde tüm gerçeklerini anlatır. İyi kalpli yüreklidir sadece sevgiye ihtiyacı olduğunu anlatan Ahmet gözyaşlarını tutamaz anlatırken fakirliğin gözü kör olsun der. Marangoz bir gün Ahmet’i yine arar teklif ettiği paraya gülen Ahmet "ben artık o parayı tuvalet kâğıdı yapmıyorum" diye cevap verir. Ahmet böyle başladı hikâyem ve devam ediyorum para için der. Artık o bir kadındır. Ameliyatını da olmuş estetiklerini de yaptırmış yoluna devam eder.

"Şimdilerde kim bilir nerededir Ahmet" der Armatörün torunu. Merak ettiğim o kadar insan var ki kim bilir nerdeler ne oldular...? Saçlarını da yaptıran Nübulyan parfümlerini sıkar ödemesini yapar fazlasıyla bahşişini öder ve yola koyulur. Armatörün torunu "hayırlı işler kendine dikkat et" der ve Nübulyanı gönderir. Yeni insanlar tanımak çok güzeldir yeni hayat hikâyeleri öğrenmekte. Birde onları tekrar sağ olarak görebilecek miyim düşüncesi olmasa ne güzel olurdu diye düşünür Armatörün torunu. Tüm nübulyanlara selam olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.