Öyle bir zaman olur ki ne işimizin ne de aşkımızın yükünü çekecek gücü bulamayız kendimizde. ..
Başka zaman olsa en ufak detayların içinde kendimizi kaybederiz ama bu durgun hallerde düşünmesi bile ağır geliyor insana.. Ev koşullarıydı çalışma koşullarıydı derken, günlük koşuşturmalar içinde bir de bakarız ki içimizdeki bize hiç sıra gelmemiş.. 
Hayret ama gerçek…
Aşk meşk işleri olduğu yerde kalmış ve bir adım dahi ilerlememiş... Hatta ilgi görmezse geri tepmiştir...
Ne demişler? Ver ki alasın…
Dünyada ne kadar ilişki varsa o ilişkilerin hepsi kendi derecesine göre hizmet ve ilgi beklermiş.. Bunun adına bizler fedakarlık diyoruz ve hep karşımızdakilerden bekliyoruz.. Nedense beklediğimiz ama vermeye üşendiğimiz bir şey olmalı bu fedakarlık..
Gün gelir bu vermeyişlerimiz, bizler farkına varamadan, ruh ve beden sağlığımızı etkisi altına almaya başlar..
Çünkü; beslenemeyiz..
Ah bir düşünebilsek bu dünyadaki alışveriş alışkanlığının, sadece yiyecek içecek ve giyeceklerle sınırlı olmadığını, yedirip içirip doyurmamız gereken birde ruhumuzun olduğunu. Nasıl bu gerçeği unutup da öyle yol almaya çalışıyoruz anlamıyorum diyeceğim ki soruyorum!
Bizden başka kim bilebilir? 
Ruh sağlığımız zedelenmişse şayet, artık sağlıklı düşünemiyoruz demektir.. Hiç boş yere, ne kendimizi ne de karşımızdakileri tüketmeyelim.. Tek yapmamız gereken şey, ilk önce ruh sağlığımızı bozan sebepleri tespit ederek bir an önce onları ortadan kaldırmak ve arkasından da tedaviye başlamak.. 
(ama mutlaka en yakın sağlık kuruluşlarına ve uzmanlara danışarak) 
Öncelikle kendimizi yoğun bakıma almalıyız (hastanelerdeki değimle) ve yavaş, yavaş servise çıkmalı ve yepyeni kararlar aldığımız hayatımız için, alıştırma yapmalıyız..
Bundan böyle, illaki de birilerine bir şeyler vereceğiz, ilgileneceğiz diye, ne kendimizi ne de bin bir naz yapıp karşımızdaki kişileri üzeceğiz ve onlardan bir şey bekleyeceğiz..
Unutmayalım ki karşımızdaki kişinin de bizden bir farkı yok. 
Çünkü; o da hasta. Onunda sevgiye ilgiye şefkate ihtiyacı var.. Peki biz ona ne verebiliyoruz?
Konuyu toparlayalım mı? 
Ruh ve beden sağlığımızı bozabilecek ilişkilerimizi, davranışlarımızı ve bütün beklentilerimizi, önce kendi içimizde çözmeye çalışacağız ve öyle de tavır sergileyeceğiz.. Bu hepimiz için şart.
Geri kalan ömrümüzü en güzel şekilde daha sağlıklı ve daha huzurlu yaşamak dileğimizle..
 
Tüm hakları http://blog.milliyet.com.tr/sabiharana saklıdır.
Ben Sabiha Rana melekler yüreğinizden öpsün…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.