Öne Çıkanlar Türkiye Beylikdüzü Haberleri adom medya hürbakış gazetesi Dr. Hasan Akgün

Türkiye ve Endonezya'da İslam ve Demokrasi

“İslam ve Demokrasi Sempozyumu: Türkiye ve Endonezya Örneği” konulu Sempozyum Türkiye, Endonezya ve Hollanda‟dan bilim adamlarının katılımıyla hükümet Merkezi Lahey‟de yapıldı. Hotel

Babylon‟da düzenlenen sempozyuma Türkiye adına Uluslararası Üniversiteler Konseyi (IUC) Kurucu Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu ve Celal Bayar Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Bünyamin Duran katılırken, Hollanda ve Endonezya gibi ülkelerden akademisyenlerin yanısıra, çeşitli sivil toplum örgüt temsilcileri ve diplomatlar iştirak etti.

UETD Hollanda‟nın stratejik ortaklarından Hollanda Göçmenler Konsorsiyumunun düzenlediği Sempozyum, Hollanda Göçmenler Konsorsiyumu başkanı Sam Pormes‟ın "neden islam ve demokrasi sempozyumu?" sorusuna verdiği cevapla başladı.

İslam ve müslümanlar hakkında Batı‟da hakim olan ön yargılarla mücadeleye katkıda bulunmak istediklerini belirttten Sam Pormes "Bir Arap ya da İslam baharından bahsedilmekte. Yıllardır Batı‟nın desteklediği rejimler birer birer yıkıldı, halkları ayaklandı ve Avrupa bu gelişmeler karşısında belirgin bir dış politika oluşturmadı. Bunlara karşı, örneğin Barak Obama, Endonezya'nın farklılıklar ve demokrasi uyumu açısından dünyaya örnek olabileceğini belirtti" dedi.

Pormes, New York Times ve Al Jazira‟nın Orta Doğu için bir model olabileceğini yazdıkları söylerken, Türk Başbakanı Erdoğan‟ın Tunus ve Mısır‟daki mitinglere destek verdiğini belirtti.

İSLAM RÖNANSI GİRİŞİMLERİ BAŞARILI OLMADI

Uluslararası Üniversiteler Konseyi (IUC) Kurucu Başkanı Orhan Hikmet Azizoğlu, sempozyumda yaptığı konuşmada, İslam Rönesansı'nı başlatma girişimlerinin başarılı olamadığını ifade ederek, İslam'ın 21. yüzyılda yeni bir yönelime ihtiyacı olduğunu, bu yönelimin ne olacağının ise İslam ülkeleri bilim entelektüelleri tarafından oluşturulacak ortak yaklaşımla belirlenebileceğini söyledi.

İslamiyet'in dünya barışı için önemli bir şans olduğunu, bu yüce dinin mensuplarının ulusal veya uluslararası arenada toplumsal barışın ve huzurun sağlayıcısı olmaları gerektiğine işaret eden Azizoğlu, İslam'ın Avrupa ve tüm uluslararası medeniyetler ittifakını çatısı altında birleştirecek bir felsefi kardeşlik ve barış projesine öncülük edebileceğini anlattı.

İslam'ın demokrasiye aykırılık teşkil ettiği yönündeki tezleri şiddetle reddettiğinin altını çizen Azizoğlu, "İslam dininde Müslümanlara verilen emirlerde helal ve haram insana ve insanlığa asla zarar verilemeyeceğini, hatta bireyin kendi vücut ve organlarından dahi dinen sorumlu olduğunu şart koşar. O zaman gerçek müminler bulundukları her ortama sadece barış huzur ve demokratik bir ortam sağlarlar. İslam demokrasiyle uyum sağlar" dedi.

Günümüzde ekonomik gelişmenin dayanak noktasını oluşturan bilgi teknolojisinin görmezden gelinemeyeceğine de vurgu yapan IUC Başkanı, yeterli entelektüel birikime sahip Müslümanların bu bilgi devriminin bir parçası olması için birlikte hareket etmeleri gerektiği üzerinde durdu.

"Bu konuda sivil toplum ve üniversite platformundan sağduyulu ve mantıklı bir şekilde faydalanılmalıdır" diyen Azizoğlu, şöyle konuştu: "İlk olarak, bir yandan toplumlarımızın İslami inanç ve düşünce sistemine uygun sosyal dokusunu korurken diğer yandan devam eden bilgi devrimini kolektif olarak yakalayarak gelişim sağlamak için ihtiyacımız olan istekliliği hepimizin içine yerleştirmeliyiz. Modern zamanlarda yüksek öğretim kurumları, bir ulusun kültürel ve sosyal kimliklerinin evrimleşmesi için tetikleyici nitelik taşıyan kurumlar olarak bilinmektedir."

DEMOKRASİ VE SEKÜLERLİK KONUSUNDAKİ KAVRAM KARGAŞASI

Prof. Dr. Bünyamin Duran yapmış olduğu konuşmada, İslam, demokrasi ve sivil toplum konusu üzerinde durdu.

Demokrasi ve sekülerlik (Laiklik) kavramları arasındaki ilişkilerde yaşanan kavram kargaşasına dikkat çeken Duran, ilk olarak sekülerlikle sekülarizm arasında ciddi farkların olduğuna, sekülerliğin ya da sekülerleşmenin kentleşme, demokratikleşme, endüstrileşme ve rasyonelleşme anlamlarına gelmesine karşılık sekülarizmin din karşıtı materyalist bir ideoloji olduğunu, bu nedenle her demokratik toplumun mutlaka sekülarimzi benimsemesi gerektiği düşüncesinin doğru olmadığını vurgulayarak mesela Eski Sovyetler Birliği ve Saddam rejimlerinin ve şimdiki Çin ve Küba rejimlerinin sekülarizmi benimsedikleri halde demokratik olmadıklarını hatırlattı.

Sekülerleşmenin de "Sert sekülerleşme‟ ve "Yumuşak sekülerleşme‟ şeklinde ikiye ayrılabileceğini, özellikle Batı toplumlarında sert sekülerleşme sonucu insanın para ve güç için araçsallaştırıldığını bu nedenle son yıllarda Jürgen Habermas‟ın bu politikadan vazgeçip post seküler bir topluma geçmek gerektiğini, bu nedenle İbrahimi dinleri yeniden kamu alanına çağırmak gerektiğini söylediğini vurguladı.

Duran "Allah‟ın hakimiyeti ile insanın hakimiyetinin nasıl bağdaşacağı" sorusu üzerine "Allah‟ın hakimiyetinin itikatla ilgili, insanın hakimiyetinin ise hukuk ve politikayla ilgili. Bunlar birbiriyle çelişen şeyler değil. İtikat alanında her şeyin sahibinin Cenab-ı Hak olması, hukuk alanında kişilerin araba ev ve çoluk-çocuk sahibi olmalarına engel olmaz; birincisi itikadi ikincisi hukuki bir olay" dedi.

İslam ve demokrasi ilişkileri konusunda Kur‟an‟ın genel karakteristiği ve müslüman alimlerin Kur‟anı anlama ve yorumlama süreçleri ışığında ele alınması gerektiğini söyleyen Duran, Kur‟an‟ın insan aklına ve tecrübesine çok önemli bir yetki verdiğini söyledi.

Kur‟an ve sünnette, müslümanların siyasi hayate uygulayabilecekleri bir çok ilkenin olduğunu söyleyen Duran, ümslüman alimler arasında İslam ve demokrasi ilişkilerinin tartışılmasına yirminci yüzyılın başlarında başlandığını hatırlattı.

Said Nursi ve Rashid Ghanoushi'den örnekler veren Duran, her iki İslam alimine göre demokratik sistemin müslüman ülkeler için gerekli olduğu ve bu iki bilim adamının demokrasinin Kur‟anın bazı ilkelerinden üretilebileceği konusunda birleştiklerini söyledi.

İslam ve sivil toplum hakkında da görüşlerini belirten Prof. Duran; Avrupa‟daki müslümanların uyum ve katılım sürecinde önemli rol oynayacak aktörler olduklarını söyledi. Özgürlük ve bireysellik üzerine kurulan Avrupa sosyal ve kültürel çevresinin müslüman entellektüellerin gelişmesine önemli katkı sağlayacağını söyleyen Duran, bu gençlerin post seküler Hollanda‟nın da bir parçası olacağını söyledi.

ARAP KÜLTÜRÜNDEN KAYNAKLANAN BİR SORUN OLARAK DEMOKRASİ

Sempozyumda Endenozya tarafından söz alan Prof. Azyumardi Azra "İslam ve demokrasiyi değerlendirirken, konuya bulunduğumuz coğrafya ve kültürler göz önüne alınarak yaklaşılmalıdır" dedi.

Azra; "burada Arap toplumu ile diğer toplumları kıyaslarsak Arap kültüründen kaynaklanan bir sorun olarak demokrasinin daha geç ilerlemesi söz konusudur. Çünkü Arap toplumunda erkek egemen olması ve sivil toplum örgütlerinin öneminin geç kavranması ve kadın haklarına yetrince önem verilmemesi neticesinde demokrasi biraz ağır aksak ilerlemiştir" şeklinde konuştu.

Sempozyum‟da bir konuşma yapan eski Endenozya büyükelçisi Nikolas Van Dam ise "İslam toplumunu oluşturan ülkelerde diktatörlük hakim ve iletişim kanalları da tıkalı. Bu nedenle insanlar demokrasiden oldukça bihaber. Özellikle 2003 yılından sonra gelişen iletişim imkanları ve sosyal medyanın da etkisiyle ülkelerde diktatörlükten demokrasiye hızlı bir gelişme başlamıştır" dedi. Van Dam Arap Baharınin bunun en güzel örneği olduğuna dikkat çekti.

(Haber 7)

Kaynak : haber7.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.