Öne Çıkanlar teknoloji Büyükçekmece ankara esenyurt Galatasaray

CHP, yalan üretme çiftliği mi?

Kuruluş yıllarında batıcılığı ölümsüzlük iksiri gibi kabul eden ve milletimize de yutturmaya çalışan, İnönü döneminde Hitler, Missolini ve Stalin Faşizmini, daha sonra da darbeci muz Cumhuriyetlerinin Franko’larının yolundan şaşmayan CHP zihniyeti şimdi de sağcı, solcu, ergenekoncu, ulusalcılarla koolisyon halinde berbat bir şekilde Adalet ve Kalkınma Partisini taklit ediyor. AKP’yi taklit edeyim derken toslamadığı duvar, çarpmadığı kaya, tersinden binmediği yürüyen merdiven, yapmadığı hata ve gaf, sallamadığı küfür, etmediği hakaret ve çark kalmadı.

 ‘’Karga,  Tavus kuşunun yürüyüşünü taklit edeyim derken kendi yürüyüşünü unuturmuş’’ CHP taklitçiği de işte böyle. Bazılarına göre Sosyalist, bazılarına göre Kapitalist, bazılarına göre Faşist yani; her telden oynayan, her şey olmak isteyen hiç bir şey olmayan Kılıçdaroğlunun kendisi gibi birden yanardöner oluverdi.

Yurttaş Kemal, yurtdaşları bulanık suda avlanacak balık gibi görüyor. Partisinin millet tarafından berkenar edilişinin derin izlerini silmek için girmediği çerçeve yok, oynamadığı rol, atmadığı takla, denemediği kılık kalmadı. Birbirine zıt o kadar aykırı davranışlar içinde ki, renkten renge, kılıktan kılığa girmekte Bukalemunlara bile taş çıkartacak maharetler sergiliyor.

Taş bile bir ısınıp bir soğusa bir müddet sonra ta ortasından çatırdayarak ayrılır. Ama, ar damarı çatlamış olanlara, utanma nedir bilmeyenlere, yüzleri kızarmayan kaşarlanmış yalancılara ne derseniz deyin, onların derileri o kadar kalın ki kurşun bile işlemez. Yürekleri taştan taş olmuş, merhamet ve insaf damarları kurumuş İttihatçıların çağdaş temsilcileri, atalarının peşinde fitne, yalan ve iftira üretmeye tam gas devam ediyorlar.

Son olarak da, Kürşat Tüzmen için söylediklerini tüm Türkiye olarak TV’lerde izledik. ‘’Ne söyleyeceksen yüzüme söyle diyen Tüzmen’e ’’ Kılıçdaroğlu; "Lafım sana değil, seni dürüst bilirim, Ben seni kasdetmedim ki’’ derken ne kadar da olağandı, soğuk kanlı idi ve hiç mi hiç yüzü de kızarmadı.

Vay anasını sayın seyirciler, şimdi bizler hepimiz rüya mı gördük, yoksa; bir profosyonel sihirbaz bizi ayakta uyutmaya mı çalışıyor?

Bu ülkede bakanlık yapmış başka bir Kürşat Tüzmen var mı? Bu sözü kim söyledi ve bu söz kimden, nereden çıktı? Bir bilen varsa ortaya çıkıp söylesin.

 CHP sanki sivrisinek üreten bir balçık gibi yalan üretme çiftliği haline geldi diyenler yanılmıyorlar. Her gün zar atar gibi yeni vaatler ortaya atan Kılıçdaroğlunun çiflik ağalığında proje iyi gidiyor. Ortalık toz duman, yalanın bini bir para, iftira sudan bol, çayda kum meydanlarda diz boyu yalan. Bu yalan dünyada ne kadar da çok yalan işitiyoruz. Caddeler, sokaklar, meydanlar, afişler, bilbortlar, seçim otobüsleri, ekranlar, gazete manşetleri leş gibi yalan kokuyor.

Kılıçdaroğlu halkın gönlüne girmek için kendine biçilen Sezar rolünü oynamaya çalışıyor. Brütuslar etrafında el pençe divan... Söylemleri ve eylemleri öyle çelişkili ki, bir türlü mızrak çuvala sığmıyor.  Pinokyoların burunları her gün biraz daha fazla uzadıkça uzuyor.

Bir yandan solcuların umudu, öbür yandan klasik sağcıların can simid’i olan Kılıçdaroğlu Türkiyeyi yedi başlı canavardan kurtarmaya çalışan bir efsane kahramanı gibi, kılıçları sıyırmış kelle almak için burnundan soluyan cellattan farksız ortalığı yakıp yıkıyor, taş üstüne taş bırakmıyor. Sanki yeni bir Moğol istilası öncesi psikolojisiyle seksen yıllık CHP zulmünün bayraktarlığını yapıyor.

CHP yıllardır dinin ve dindarların apaçık düşmanlığını yapan bir parti iken, şimdi seçim arefesinde İslami sinyaller vermeye, suni öpücükler dağıtmaya başlaması, adama ‘’Hangi dağda kurt öldü’’ dedirtiyor? Yıllardır İslam düşmanlığı yapan bir partinin şimdi milletin nabzına göre şerbet vermesi, onların oylarını almak için halka yalvarması, iktidar olunca da halkı kendine yalvartması CHP‘nin marifeti olduğunu bu millet unutmuş değil.

Kılıçdaroğlunun proje taslakları, vaadleri, eleştiri ve saldırıları, hakaret ve küfürleri... seçim meydanlarında görücüye çıktı, bakalım kaç taliplisi var 12 Haziranda belli olacak. Bu seçim bir bakıma seksen yıllık dayatılan statüko ve satatükocularla, onlara karşı seksen yıldır direnen halkın tercihlerini belirleyecek.

Televizyon reklamlarında ve meydanlarda herkese adalet dağıtan CHP; ‘’Meslek Liseleri ve İmam Hatip Liselerinin normal Liselerle eşit şartlarda Üniversite imtihanlarına girmesi ve eşit puanlamaya tabi tutulması kararını iptal ettirmek için’’  yine Anayasa mahkemesine başvurması Kılıçdaroğlu ve Partisinin maske arkasındaki gerçek yüzlerini ortaya koyuyor.

İmam-Hatip ve Meslek Liselerine karşı yapılan ayrımcılık yeni ve süpriz de değil. Her ne kadar değişiyormuş gibi görünürse görünsün din ve dindarlara karşı düşmanlık habis bir ur gibi CHP’nin anakronik, şifa bulmaz, müzmin bir hastalık gibi ruhuna işlemiş. Bu dert er ve geç onu götürür.

Kılıçdaroğlu ‘’Herkese özgürlük ve adalet’’ derken, acaba kimleri kastediyor? ‘’Herkes’’ ifadesi galiba sadece Kemalist ve laikleri kapsama içine aldığı belli. Geriye kalanlar zaten yıllardır ‘’Kunta Kinte’’ ve ‘’İzavra’’ değiller miydi? Kılıçdaroğluyla değişen ne? Vira Urfa, eski hamam eski tas.

Yalanlarla, iftiralarla ülkenin siyasi atmosferini kirleten, bunları sermaye olarak harcaya harcaya bitiremeyen politika Bezirgânlarına, yalanın efendilerine en doğru sözü 12 Haziranda halkımız söyleyecek.

Allahtan korkmaz, kuldan utanmaz yalancı ve iftiracı politika cambazlarını ancak seçim sandıkları paklar. Eğer; seçmen de doğru dürüst Allahtan korkar ve gerçekten doğrunun yanında yer alırsa. Yoksa bu millet, başına gelecek bela ve musibetlere şimdiden hazır olmalıdır.

Arif Altunbaş - Haber 7arifaltunbas@hotmail.com

Kaynak : haber7.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.