SAVAŞLAR BİTKİ GEN KAYNAKLARINI TEHDİT EDİYOR
 Türkiye, İran, Irak, Suriye ve İsrail gibi ülkeleri kapsayan ve Verimli Hilal adı verilen bölge, her gün tüketilen tarım ürünlerinin yabani akrabalarının dünyada en çok çeşidinin yetiştiği coğrafya konumunda. Patates, buğday, ayçiçek, şeker pancarı ve domates gibi tarım ve gıda sektörünün temelini oluşturan ürünlerin daha besleyici ve kuraklık gibi streslere daha dayanıklı çeşitlerinin geliştirilmesi için bu genetik kaynaklar büyük önem taşıyor. Ancak bu coğrafyada yaşanan savaş ve çatışmalar, insan yaşamı kadar bu yabani bitkilerin yaşamını da tehlikeye atıyor. Aylık Tarım ve Kültür Dergisi tarlasera Ekim sayısında, bölgedeki yabani gen kaynaklarının korunmasında Türkiye’nin rolünü inceledi. Habere göre, Türkiye’nin yalnızca tohum gen bankaları oluşturmakla yetinmemesi gerekiyor. Kaynakların tespit edildiği yerlerin koruma altına alınması ve ıslahçıların korunan bitkilere erişimini sağlamak da gerekli.

Tarım ürünlerinin yabani akrabaları en çok Türkiye’de yaşıyor

Temel tarım ürünlerinin yabani akrabalarının yüzde 12’si yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Yeterli düzeyde korunmakta olanların oranı ise yalnızca yüzde 5. Tehlikenin nedenleri şehirleşme, iklim değişikliği ve savaşlar. Bilim insanları, yalnızca biyoçeşitliliğin korunması için değil; hastalıklara, zararlılara ve kuraklığa dayanıklı yeni tohum çeşitleri geliştirmek için de bu bitkilerin koruma altına alınmasını savunuyor. Türkiye, Verimli Hilal’de en çok yabani akraba"ya ev sahipliği yapan ülke. Dünya genelinde ise 5. sırada. tarlasera dergisi Ekim sayısında gen kaynakları üzerine çalışan pek çok organizasyon, üniversite ve bilim insanını bir araya getiren CWR (Crop Wild Relatives) programının yürütücülerinden Hannes Dempewolf ile görüştü. Dempewolf, tarım ürünlerinin yabani akrabalarının korunup tohum ıslahı çalışmalarına kazandırılmasında en önemli görevin Türkiye’nin üzerinde olduğunu söylüyor.

Yalnızca gen bankası kurmak yeterli değil

Türkiye’de yabani bitki gen kaynakları üzerine ilk çalışmalar 1963 yılına dayanıyor. 2010 yılında Ankara’da açılan Türkiye Tohum Gen Bankası ise bugün bünyesinde 107 bin bitki türü barındırıyor. Ancak yalnızca gen bankalarının oluşturulması yeterli değil. Gen bankalarında bulunan bitkilerin, yeni çeşitler üzerine çalışan ıslahçıların erişimine açılması gerektiğini söyleyen Dempewolf’a göre, aynı zamanda yaban hayatın da muhafaza edilmesi gerekli. Dempewolf, “Türkiye’de tarım ürünlerinin yabani akrabalarının yoğun olduğu bölgeler belirlenip buralar koruma altına alınmalı. Bu türlerin iklim değişikliklerine ve yeni zararlı/hastalık baskılarına uyum sağlamaya devam etmeleri ancak böyle mümkün olur” diyor.

Kaynakların yoğun olduğu yerler korumaya alınmalı

Verimli Hilal’de tarım ürünlerinin yabani akrabalarının korunabilmesi için öncelikle bu bölgenin çatışmalardan arınıp gerçek bir huzura kavuşması gerekiyor. Sonrasında ise bölgedeki ülkelerin sahip oldukları tarımsal değerlerin farkına varıp önlem almaları gerekli. Verimli Hilal’deki kilit ülke olarak Türkiye’nin görevi ise bu bitki gen kaynaklarını yalnızca gen bankalarına taşımakla kalmayıp, yaşadıkları bölgeleri de bir an önce koruma altına alarak güvenli ve verimli bir ortama dönüştürmek. 
Anahtar Kelimeler:
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.