Öne Çıkanlar teknoloji istanbul Sirokko spor Türkiye

Kötü beslenme, sarı nokta hastalığına neden oluyor
 Yaş ilerledikçe sağlık problemleri artıyor ancak yaşlılığın ilk belirtileri ise çoğu zaman gözlerde başlıyor. Özellikle katarakt, glokom ve sarı noktanın ileri yaşlarda sık görülüyor. Yapılan araştırmalar ise doğru beslenme ile yaşlılığa bağlı görme kaybının yavaşlatabileceğini ortaya koyuyor. Doğru beslenme özellikle yaşlılıkta büyük önem kazanıyor. Çünkü organlar yaşlandıkça görevlerini tam yapamaz hale gelebiliyor. Bazı hastalıklar da bu organları tehdit ediyor.

Kötü beslenme, sarı nokta hastalığına neden oluyor

Sarı nokta hastalığının merkezi görmeyi bozan bir retina hastalığıdır. Sigara kullananlarda ve kalıtımsal risk taşıyanlarda hastalığın görülme riskinin daha fazla olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tayfun Bavbek, görmemizin yüzde 90’ının meydana geldiği sarı nokta tabakasının işlevinin bozulması ile oluşan ve halk arasında 50 yaş sonrası hastalığı olarak bilinen sarı noktanın görülme oranının son yıllarda arttığını ifade etti. Görme kaybı, ani görme kaybı, cisimleri, çizgileri eğri veya kırık görme, görme kalitesinde bozulma, ışık çakması, renk görmede bozukluklar ve göz önünde karartıların sarı nokta hastalığının belirtisi olabiliyor.

Sarı noktadan korunmak için sağlıklı beslenin

Sigara içmeyin, alkolü ölçülü tüketin
Bol bol balık yiyin
Kırmızı etten uzak durun
Katı yağ yerine zeytinyağı tercih edin
Sarı nokta hastalığına karşı domates, kırmızıbiber, portakal gibi sebze ve meyveleri sofranızdan eksik etmeyin.

 

Glokom tedavi edilmezse görme kaybına neden olabilir

Prof. Dr. Tayfun Bavbek, yaşlılarda ortaya çıkan rahatsızlıklardan birinin “Göz tansiyonu” diye de bilinen glokom olduğunu belirterek, “Glokom, artan göz içi basıncının göz sinirine zarar vermesiyle oluşur ve göz siniri hasarlandığı zaman da kalıcı görme kaybına sebep olabilir” dedi.

Glokom her yaşta görülebilmesine rağmen sıklıkla 40 yaşından sonra görülen bir hastalıktır. Ancak ailede glokomu bulunanlarda, şeker hastalığı olanlarda, hipermetroplar ve miyoplarda risk daha fazladır. Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de tahminen 2 milyon kişi göz tansiyonu bakımından risk altında, bu kişilerin ise yalnızca yüzde beşi hastalıklarının farkında. Özellikle 35 yaşından sonra herkeste çıkabilen bu sinsi hastalık tedavi edilmediği takdirde körlüğe kadar yol açabiliyor. Bu nedenle 35 yaşında ve daha sonra 40 yaşında herkesin göz muayenesinin yapılması, risk bulunanlardaysa yılda bir kez kontrol edilmesi gereklidir.

Prof. Dr. Bavbek, bu hastalığının tedavi edilmediği takdirde görme oranının ileri derecede azaldığını dile getirerek, hastanın kitap-gazete okuyamaz, televizyon seyredemez ve araba kullanamaz hatta tek başına dışarı çıkamaz hale gelebileceğini anlattı.

Katarakt, ilaçla veya gözlükle tedavi edilebilen bir rahatsızlık değildir

Katarakt, Türkiye’de 60’lı yaşlardan sonra genel halk sağlığı sorunu olarak kabul ediliyor. Görmede azalma, renklerin soluklaşması gibi şikayetlerle ortaya çıkan katarakt, göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi olarak tanımlanıyor. Genellikle yaşa bağlı olarak gelişen katarakt, göz bebeğinin arkasında bulunan ve görmeyi sağlayan doğal göz merceğinin saydamlığını kaybederek matlaşmasıdır. Başka bir deyişle görüşün, buğulanmış bir camın arkasından bakıyormuşçasına bozulmasıdır.

Kataraktın ilaçla veya gözlükle tedavi edilebilen bir rahatsızlık olmadığını dile getiren Prof. Dr. Bavbek şunları söyledi: “Kataraktın ilerlemesini durdurabilecek etkili bir yöntem yoktur ve oluşmuş bir kataraktın tek tedavisi ameliyattır. Katarakt ameliyatında dikkat edilmesi gereken bazı önemli unsurlar vardır. Hekimin tecrübesi, göz içine konulan merceğin kalitesi ve ameliyat yapılacak hastanenin teknik donanım ve hijyen şartları ameliyatın başarısını doğrudan etkiler. Kalitesiz malzeme ve uygun olmayan hijyenik koşullarda yapılan bir ameliyat sonrasında gözde enfeksiyon ve farklı komplikasyonlar gelişebilir. Bu durum hastanın ikinci kez ameliyat olma ve görme yeteneğinde azalma riskini de beraberinde getirir.”

Dünyagöz Hastaneler Grubu Hakkında: 1996 yılında hizmet vermeye başlayan Dünyagöz, gözün tüm branşlarında ve en gelişmiş teknolojilerle sunduğu yüzlerce farklı tedavi yöntemiyle 365 gün, 24 saat göz ve göz çevresi sağlığına dair sorunlara çözüm getiriyor. Ülkemizde branş hastaneciliği ile yeni bir dönem başlatan Dünyagöz Hastaneler Grubu, yurt içi ve yurt dışında toplam 23 merkezinde ilkeli sağlık hizmeti veriyor.

Dünyagöz; sürekli yenilenen eksiksiz teknolojisi, öğretim üyesi ve uzman doktorlardan oluşan 200 kişilik deneyimli medikal kadrosu, 2000’e yakın personeli ve çağdaş yönetim anlayışıyla kısa sürede dünyanın sayılı birkaç merkezi arasında yerini almayı başardı.

Türkiye çapında İstanbul, Ankara, Antalya, İzmit, Adana, Samsun, Gaziantep, Bursa ve Erzincan olmak üzere 9 ayrı ilde 17 şube ve yurt dışında Hollanda, Almanya, İngiltere, Gürcistan ve Belçika’da bulunan 6 ayrı noktada hizmet veren Dünyagöz Hastaneler Grubu, Türkiye’nin Avrupa’daki ilk ve en büyük yatırımını Almanya’nın Frankfurt kentinde gerçekleştirdi. Yatırımlarına aynı hızla devam edecek olup İzmir, Konya ve Gaziantep’te açacağı yeni hastaneleriyle geniş bir coğrafyaya yayılmayı hedefleyen grup, Türkiye’de sağlık turizminin öncülüğünü üstlenerek dünyanın 107 ülkesinden yılda yaklaşık 40 bin hastaya da hizmet veriyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.