Görme engellilerin gördüğü tamamıyla siyah mıdır?

Genelde görme engellilerin çevrelerini tam bir karanlık, siyah olarak algıladıkları sanılır. Lakin benim kişisel deneyimim bu ön kabulden oldukça uzak.

KARANLIĞI ÖZLEDİM!

Bir görme engelli olarak biraz sonra kuracağım cümleyi okuduğunuzda size epey garip gelecek ama; insanlar bana en çok neyi görmeyi arzuladığımı sorduklarında onlara cevabım; KARANLIĞI! oluyor.
Evet, karanlığı… Nasıl olur dediğinizi duyar gibiyim, açıklamama müsaade edin. Ben görme yeteneğini büsbütün yitirmiş az sayıda insanlardan biriyim. Yüzde yüz körüm, yüzde yüz.
Görme yetimi takribi kırk sene kadar önce yapılan yanlış bir ameliyat sonucu yitirdim ve görme engelli olduğumu tasdik eden kağıtta da hiçbir şekilde ışığı algılayamaz yazmaktadır.

Görme engeliler SİYAH MI GÖRÜR?

Işık gidince, karanlık gelir. İnsan mantığı bunun böyle olması gerektiğini varsayar. Eğer yorganın altına girerseniz göreceğiniz şey karanlıktır. Gözlerinizi kapadığınızda her şey siyah renge bürünür. O zaman körlerin de gördüğü budur: SİYAH, KARANLIK…Mantıklı geliyor değil mi? Öyle gelse de, değil!
Gözlerimle beynimin bağlantısı kesilmiş de olsa dünyam siyaha dönmüş değil. Körlük ve karanlığın bağdaştırılması ve bu alanda metaforlar üretilmesi, edebiyat parçalanması; doğru zannedilen yanlışlardan birisi.
Gördüğüm karanlık değil, hatta tam tersi. 3 boyutlu teknikolor görüş gittiğinde onun yerini ne alır? Benim için cevap, ışık. Hem de çok fazla ışık. Parlak, renkten renge dönen, sürekli değişen ve dikkati yerle yeksan eden bir ışık.

GÖRDÜĞÜM ŞEY TAM OLARAK NEDİR?

Size gördüğüm şeyi nasıl anlatsam ki. Mesela şu anda koyu kahve tonlarında bir zemin düşünün ve bunun merkez kısmında turkuaz ışıldamalar. O da ne, az önceki renkler kayboldu, bir anda yeşile döndü. Durun, yeşili de kalmadı, sarı benekler belirdi ve ardından yerini parlak maviye bıraktı. Ve yavaş yavaş hepsini yutacak, koyu mu koyu bir turuncu geliyor!

Görme Engelli Çocuklara Yardım

Bunların yanında ezilen geometrik şekiller, yer yer karalamalar, hafif bulutlar vee bunlar sürekli tebeddül ediyorlar, tarif edebildiklerim bunlar; geriye kalanını size tarif etmeyi isterdim ama tarifimi bekleme inceliği göstermeden apansız değişiveriyorlar.

GÖZLERİMİ YUMSAM DA…

Tüm bu dikkat dağıtıcı şeyler karşısında doğal refleks olarak insan odaklanabilmek adına sıkıca gözlerini yumar. Yumar da ben yumsam da gitmiyorlar. Hiç gitmiyorlar, gitmeye niyetleri de yok. Şimdi anlamışınızdır en çok neyi özledin sorusuna neden KARANLIK cevabını verdiğimi. Çok özledim karanlığı. O karanlık sokaklarda yürüyüş yapıp, sokak lambalarının insanı büyüleyen hareler saçışını izlemeyi… Arabanın arka koltuğunda yolculuk ederken, sokaklardaki kedilerin o mücella o parlak gözlerini yakalamayı…

GÖRSEL ÇINLAMA

Kafamın içindeki bu tantanalı bu debdebeli havai fişeği andıran gösteriler bir türlü bitmiyor, bitmekte bilmiyor. Hatta bu gösteriye bir isim de verdim: “Görsel kulak çınlaması.”
Kör olduğumda gördüğüm bu renk cümbüşü beni sevindirmişti. Zira bunları gözlerimin tekrar görme çabasına girmesi sonucu olan şeyler sanırdım. İyileşme emareleri olarak görürdüm. Bununla umutlanırdım ve hatta hayran hayran bunları izlerdim. Heyhat ki artık bunların beynimin kendisine iletilen herhangi bir görüntü olmadığı için geçmişe dayalı bilgi ve birikimimi esas alarak oluşturduğu görüntüler olduğunu biliyorum.

GÖRME ENGELLİLER NE GÖRÜRLER?

Görmeyen diğer insanların bu alandaki deneyimlerini merak ediyorum. Siz görme engelli dostlarım, ne görüyorsunuz? Aşağıda yorum kısmında belirtir misiniz?
Not: Bu yazı BBC’de yayınlanan yazıdan istifade edilerek hazırlanmıştır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.