Tut  bizi  ey  oruç,   her  türlü  kötülükten,  günahtan,  gıybetten,   hasetten!.. Tut  bizi  ey  oruç;  kötüye  bakmaktan,  kötü  düşünmekten,   kötü  işlerden.   Tut  bizi   ey  oruç;  Saçıp  savurmaktan,   şeytana  ayak  uydurmaktan,  şeytanın  vesveselerinden!..  Tut  bizi  ey oruç;   sevgisizlikten,   saygısızlıktan,  oburluktan,   doymazlıktan.  Efendimiz  (s.a.v.)’ın;   oruç   kalkandır,   nurlu   buyruğunda  barındır  bizi   ey  oruç!..  Ve   tut  bizi  ey  oruç;   her  türlü   hırçınlıktan,   gazaptan,  vefasızlıktan. Tut  bizi  ey  oruç;  kem  bakıştan,   abes  işlerden,   kötü  bakıştan.  Öyle  bir  tut  ki  bizi;  Allah  için  olmayan  hiç  bir  şeye  meyil  etmeyelim,  yalınız  O’na  yönelelim,  her  şeyi   O’ndan  bekliyeyim. Tut  beni   ey   oruç;   şuursuzluktan,   basiretsizlikten,   akılsızlıktan!..   Kalkanım  ol,   hicabım   ol,   muhafızım  ol,  rehberim  ol!..  Ve  tut  bizi ey  oruç;  seninle,   kendimi  bileyim,  kendim   olayım,  başkalaşmadan   hep  fıtratım   üzere  kalayım!... Tut  bizi  ey  oruç;   çizdiğin  yolda,   belirlediğin  hedefe  doğru  yol  alalım,   dünyada   tarifi  olmayan,  sadece  ve  sadece  Allah’ın;  saim!  Olan  kuluma  ben  veririm   ve  o’da  memnun  kalacak  dediği  kulların  arasına  katılalım!.. Tut  bizi   ey  oruç;   iktisat  sahibi  olmaya,  cömertliğe,   mertliğe,  hakkaniyete  erdir   bizi!...  Sar  bizi  ey   oruç;   uhuvete,  hesenata,   kadir  şinasliğe,   vahyi  ilahi  atmosferinde  erit  bizi!.. 

***
İbadet varoluş şartıdır insanın. Müminin rabbine yönelmesidir. Yaratıcısıyla irtibata geçmesidir. Yaradanın O’na tanıdığı bir ayrıcalıktır ibadet. O’nun için gurur vesilesidir. Her ibadet gibi oruç da bir kulluktur (ubûdiyet'tir); insanın kul olduğunu hatırlaması.  Kulluk, özgürleşmektir. Kul olmayan, kulluğun şuuruna varamayan insanlar, özgürlüklerini yitirirler; kâh kula, kâh paraya-pula kul olurlar; kâh kulun yapıp ettiklerine, kâh kulun yapıp ettiklerine, kâh dünyaya, dünyadaki her şeye, kâh nefislerine, nefislerin arzu ve isteklerine… Ama Hakk'a kul olmayan insan, hakîkati göremez; en zayıf şeylere de, en güçlü şeylere de kul-köle olur da farkedemez bile bunu. İşte oruç, insana her şeyden önce kulluğunu hatırlatır. Hakka kul olmadığı takdirde kolaylıkla her şeyin kulu olacağını; tıpkı Kitabımız gibi, tıpkı tarihin büyük peygamberleri, bilge kişileri, çağımızın düşünürlerin söylediği gibi… Bütün diğer ibadet biçimleri gibi oruç da, insanın ruhunu özgürleştirir. İnsanın ruhu özgürleşince nefsi de özgürleşir; ruh özgürlüğüne kavuşunca, nefsi kurucu bir iradeyle donatır ve hem bir “şems” (güneş) olacak, hem de Şems'ini bulacak, güneşten istifade edebilecek bir aziz varlığa dönüştürür insanı. İnsan, yaratan değil yaratılandır. Rabb değil, kul. Kul, âbid demektir. Abideleri kuran odur: Önce ruh âbidesini, içinin, iç dünyasının sarayını kurabilmelidir insan. Rabbine kulluğunu yitiren, kul olmayan insan, her şeyin kulu-kölesi olur. Bu kaçınılmazdır. İnsan ya kul olur; ya da köle. Kul olmak da, köle olmak da insanın elindedir.

Oruç Sağlığımızın Sigortası
Oruç, bedenimizi koruyan doğal bir koruma kalkanı adeta. Oruçlu iken organlarımız kendini yeniliyor, bel ağrısı, kalp ve damar hastalıkları ile savaşıyor. “Bilesiniz oruç tutmanız,  sizin için daha hayırlıdır” ayeti kerime bu durumu açıkça göstergesi. Efendimiz buyuruyor ki! “Oruç tutunuz ki, sıhhat bulunuz!

1-KALP: Ağır bir yemekten sonra, kalbin , sol karıncıktan ana atar damara fırlattığı kan miktarı 7 litreye çıkar ve kalbi zorlar. Oruçlu iken kalp rahat atar. Bu netice Kardiyolojide ancak ilaçla sağlanır.
2-HÜCRELER: Besin alış verişi, hücre içi ve hücre arası su dengesini ayarlayan hücrenin bu vazifeleri en aza iner. Hücre nefes alır.
3-İLİK: Oruçlu iken kanda besinler en az seviyeye düşünce kemik iliği uyarılır. Bu sebeple kansızlık sorunu olanlarda, Oruçlu iken vücut daha çok kan toplar.
4-KARACİĞER: Oruçlu iken karaciğer hücreleri vücudu zehirli maddelerden temizler. Ölü ve ölmekte olan hücreler tasfiye işi kolaylaşır. Böylece vücut gelişir.
5-BÖBREK: Oruçlu iken  Böbrekler fazla yükleme maruz kalmaz. Böbrek taşı olan Oruçluların da idrardaki sodyum miktarı arttığı için taş oluşumu önenir.
6-MİDE: Oruçlu kişinin mide Ph’sı öğle saatlerinden itibaren daha yüksektir. Bu ise midede asitin azaldığını gösteriri.
7-BAĞIRSAKLAR: Oruç, zararlı maddelerin vücuda girmesini önleyen ince bağırsak yüzeyi bozulduğunda bu mekanizmanın onarılmasına zemin hazırlar.
Araştırmalar gösteriyor ki Orucun Fizyolojik yararları ise; Baş ağrısına, Tansiyonun düşmesine, Kan şekerinin düşmesinin, Mide yanmasına, Kabızlığa iyi geldiği 
“Her şeyin bir zekatı vardır, Vücudun zekâtı da oruçtur.”
İşte onun için hakikat şudur: Oruç bizi tutar. Oysa biz, orucu tuttuğumuzu sanırız. Bir yere kadar doğrudur. Zira orucu gerçekten tutanları oruç da tutar. Dik tutar, diri tutar, kendinde ve agâh tutar.

Ve işte tam bu nedenle: Oruç tutmak kendini tutmaktır.
“Ramazanınız mübarek olsun” demeyeceğim. O zaten öyledir. Ramazan bizi mübarek kılsın
 Bu yazı hazırlanmasında fikirlerinden istifade ettiğim Afganistan fatihi kıymetli Ramazan Bilge ağabeyime teşekkürler…

Kaynak: 1 Yeni Bahar Dergisi 119sayı  2 Yusuf  Kaplan 3 Nusret Salih
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.