Mısır'da dokuz genç daha şehadete yürüdü.
Dünya basını görmezden geldi. Ölenler Müslümandı çünki. Ölmeyi hak ediyorlardı.
Siz kimdiniz ki "Sisi" gibi darbeyle gelen hak hukuk tanımayan bir diktatöre karşı
geleceksiniz. Zalimin zulmüne karşı dik duracaksınız.

Anaların, eşlerin yüreği dağlandı, mahkeme salonunda uzaktan seyredebildiler
evlatlarını, eşlerini.
Arka sıralardan biri eşine göstermek için bebeğini tuttu yukarı kaldırdı babası
görebilsin diye. Hatta eliyle dişlerini gösterdi. "Bak babası bebeğimizin dişi çıktı" dedi
işaret diliyle. Eşini zindana attıklarında hamileydi.
Babası bebeğinin doğduğunu günler, haftalar sonra öğrenebilmişti. Babası bebeğine
sarılamadı, bir kere öpüp koklayamadı, kokusunu içine çekemedi...

Mahkeme salonuna tekerlekli sandalyede bir ana getirdiler.
Zalim Sisi'nin zalim, bir o kadar da merhametsiz hakimine yalvardı ana.
"Bir kere Allah rızası için bir kere oğluma sarılayım koklayayım, öyle bir koklayayım ki
mahşere kadar evladımın kokusu ile avunayım" dedi.

Yüreklerinin karası yüzlerine ayine olan mahkeme heyeti insafa geldi. Müsade ettiler
bir kaç dakikalığına da olsa.
Evlad anneye, anne evladına öyle bir sarıldı ki, sanki arşı ala titredi...
Gözyaşları sel oldu aktı aktı aktı...
Ne yazık ki kalpleri körelmiş, vicdanları ölmüş, dünyasını ahirete değişmiş, kapkara
zebanilerin yüreğini yumuşatmaya yetmedi.
Emir büyük yerden "Sisi" den gelmişti.
Emre itaat etmezlerse onların akıbetleri de nice olurdu.

Dünya yalnızca seyretti.
Diller lal oldu sustu.
Gözler kör oldu görmedi. Şeytanlar bayram etti.

Mısırda Yusuflar kuyuya atıldı.
Suçları zalime direnmekti, zulme sessiz kalmayıp dilsiz şeytan olmadılar.
Haykırdılar...
"La tahsen innallahe meana"
"Üzülme Allah bizimle beraber"
Mısırın Yusuf’larının kaderi hiç değişmedi.
Kuyular zindanları oldu. O kuyular hiç kapanmadı, çünki zalimler hiç bitmedi.

Yusuflara işkence edildi günlerce, aylarca.
Vücutlarına elektrik verildi.
Hakim dedi.
- Suçunu kabul ettin.!
Gencecik daha hayatının baharında Mahmud El Ahmedi hakime dönüp dedi ki
-Bana elektrikli işkence cihazı ver, sana 20 kişiye Enver Sedat'ı öldürdüğünü itiraf
ettireyim.
Bize Mısır'a 20 yıl yetecek kadar elektrik verdiler.

Ve dokuz genç, dokuz fidan daha şehadete koştu.
Sanki düğüne gider gibi.
En ufak bir korku izi olmaksızın, Allah'a tam teslimiyet içinde, yüzlerinde gülümseme,
dudaklarda tekbir darağacında birer birer ölümsüzlüğe yürüdüler.

Mahmut Ahmedi 23 yaşında öğrenci.

Ahmed Deçevi 24 yaşında.

Ahmed Cemal Hicazi 25 yaşında öğrenci.

Ebu Bekir Said Abdulmecid.
23 yaşında öğrenci.

Abdurrahman Süleyman.
27 yaşında.

Ahmed Taha Vahdan.
30 yaşında.

Ebu Kasım Ahmed Ali.
25 yaşında öğrenci.

Ahmed Mahsus Said.
27 yaşında öğrenci.

İslam Mekazi 27 yaşında öğrenci.

Ey.! Susanlar..
Ey dilsiz şeytanlar...
Başlarınızı kuma gömmekle kurtulamazsınız.
Ahiret var hesap var.
Allah var.
Allah

"Cennete vardı dokuz genç, cennet onlarla koktu.
Zaten bu dünyada zulme ses çıkaran hiç yoktu.
Şeytan sessiz şeytanlarıyla gezdi, baktı sessizlik çoktu.
Asın dediler dokuz genci, sessizlik var, yaşanılan şoktu" (Mehmet Aluç-Gülveren)

Selam ve dua ile
Allaha emanet olun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.