Ev’siz’lik

Bir sokakta sessizce yürüyordu. Hava yağmurlu mis gibi konan toprakta çıplak ayaklarıyla hüngür hüngür ağlayarak yürüyordu. Bir amacı yoktu bir hedefi yoktu. En önemlisi ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Artık nereye gidebilirdi. Yanlış bir karar verdi bir ara sokağa daldı. tek tük evlerin ışıklarıyla aydınlanan bu yol beklide onun yeni yuvasıydı. Üşüdü çok üşüdü. Keşke yapabileceği bir şey olsaydı ama yoktu.  Karanlık dar sokak leş gibi kokuyordu. Midesi bulandı. Yürümeye devam etti.

Etrafı dinledi bir evden gelen bağırışları duydu. Bir çift kavga ediyor ola gerek hatırladı…

Yürümeye devam ederken hala kavga seslerini duyuyordu. Bir süre sonra oda kesildi. Gece tüm kasveti ve sessizliğiyle tepesine çöktü. Yanlış yollara saptı hiç bilmediği yollara. Sokaktaki kadınları gördü biraz uzun baktığından yanlarındaki adam onu kişeler gibi kovdu. Arkasına bile bakmadan oradan kaçtı. bir sokak sonra artık bu soğuğa dayanamaz oldu. Yalın ayakları yürümekten kan çanağına dönmüştü. Elleri zangır zangır titriyordu. Belki ölecekti. Öleyim diye düşündü. Hayatta tek bir gerçeği vardı oda acınacak insan olmamak bu haliyle pekte mümkün değildi. Asla geri dönemezdi. Her şeyini kaybetmişti. Cılız bacakları onu daha fazla taşıyamadı. Dengesini kaybettiğinde çamurlu su birikintisine düştü. Yağmur yağmasından hiç bu kadar nefret ettiğini hatırlamamıştı. Oysaki hep yağmuru severdi. Zorla kalkıp yürümeye devam etti. Yürüdü yürüdü…

Ne yaptığını o bile bilmezken etrafında ona mana veremez gözlerle bakan insanları kınamıyordu. En sonunda bir inşaatın önüne geldi. İçerden sesler geliyordu. Hiç tereddütsüz yürüdü. İçeriye adım attığı gibi kapı eşiğine bayıldı. Gözlerini açtığında bir yerde yatıyordu üzerinde temiz sayılmasa da hiç yokta bir giysi vardı. Uyandığını gören küçük bir kız bağırdı. Kızın bağırmasıyla odadaki herkes çocuğun başına üşüştü kim olduğunu hikâyesini merak ediyorlardı. Hikâyesi hangisininkine benziyordu.

Hiç konuşmadı kendisine bir isim vermelerine izin verdi. Mehmet asla konuşmadı. Kim olduğu hakkında hiçbir şey söylemedi artık o değildi. Yürüdüğü pis sokaklarda kendisinden bir parçasını bırakmış her adımda değişmişti. Hiçbir şeyden bahsetmedi.

Evden nasıl koşarak kaçtığını babasının annesini öldürdükten sonra sıranın ona geldiğini bilerek nasıl korktuğunu, ne yapacağını bilemeden anlamsızca sokaklara yürüdüğünü hiç bir şeyi anlatmadı.

Bu hatıralar onu normal bir insan olmaktan hep alıkoydu içinde hep şiddet vardı. Hapishaneye girdi çıktı yine girdi. Akıllanmadı akıllanacak bir şeyde yoktu aslında onun yaşayış tarzı kaderi o daha anasının rahmine düşmeden belliydi. Onun kaderi buydu. Yanlış olduğunu bile bile yaşamaya mahkum olduğu bu hayat son nefesine kadar onunla birlikte geldi.

Esma Mert Duru

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yılmaz 1 hafta önce

İnsanın içine içine işleyen bir yazı olmuş.Çaresizlik ve toplumun bize biçtiği
ha kader, ha rol diyelim..Keşke biçilmiş kaderlerden sıyrılma imkanımız olsa..Eline sağlık