Eğitimin Nükleer Gücü…!


Yüksek yüksek her çeşit ağaçların bulunduğu dört bir tarafı rengârenk binalar ile çevrili sitemizin tam ortasında, temmuzun yakıcı sıcağında sığınılacak ve serin bir nefes alınacak koyu gölgelikleriyle küçük bir orman olan şirin bir mekândayız.

Sabahın erken saatlerinde müthiş temiz bir hava ve cıvıldaşan kuşların eşliğinde, hafif hafif esen rüzgârın taşıdığı ıhlamur hanımeli iğde gül kokularının refakatinde, bir kilometreden fazla yürüyüş yolunda bir tur atmanız sonra onlarca bankın birinde oturup dinlenmeniz size İstanbul şartlarında huzurun en güzelini sunmaktadır.

Saat 10.00 gibi insanların kahvaltı yapmak üzere tatlı bir telaşla evlerinden çıkarak hemen önlerinde 20 -30 adımla ulaşacağı tahta banklarda en nefis bir kahvaltıyı, öteden sesi gelen ve ağaçların arasından görünen çağlayanlı havuz manzarasında yapma hazırlığına gireceği enfes bir ormancık burası.

Sitede kaliteli yaşam adına her şey çok güzel tasarlanmış oyun parklarıyla spor alanlarıyla gezi güzergâhıyla estetiği güvenliği ile en başta yapılmış ve iyi idarecilerin eliyle de bir taraftan muhafazası yapılırken diğer taraftan da geliştirilerek daha yaşanılır hale getirilmiş yüzde seksen yeşil alanıyla enfes bir yerleşim yeri.

Misal, böylesine güzel sitemiz bizim değil de, Japonların yaşadığı bir mekân olsaydı; acaba parkta çocuklar birbirlerine kum atar veya birbirlerine çirkin sözler söyler veya yedikleri şeylerin ambalajlarını çöp sepetlerine değil de olduğu yere atarlar mıydı? Gençler bank oturaklarına ayaklarıyla basıp masaya kıçlarını koyarlar mıydı? Büyükler sigara izmaritlerini kuruyemiş kabuklarını yerlere savururlar mıydı? Ailecek yedikleri yemeklerin artıklarını veya ambalajlarını masa üzerlerine bırakırlar mıydı? Masayı kirli bırakırlar mıydı? Küçük çocukların çişleri geldiğinde eve götürme yerine veya önlem alma yerine hemen bir ağacın altına çişlerini yaptırırlar mıydı?

El cevap, tabi ki hayır olurdu…

Japon Milli eğitimi yetkilileri diyor ki; Bizim müfredatımızda olan ama sizde olmayan şu üç şeyi mutlaka çocuklarımıza öncelikle öğretiriz ve bunun takipçisi oluruz.

1.saygıyı. (Doğaya, insana, hayvana vs…)
2.nezaketi.
3.sorumluluğu.

Allah aşkına doğru dürüst dinleri bile olmayan bu çalışkan saygılı dürüst milletin şu milli eğitim politikalarına bakın birde bize bakın, bizim Milli Eğitim yetkililerini tutan mı var! Neden böyle güzide tedbirler almazlar!

Eğer şu üç kural eğitim ve öğretimlerimizde hayat bulsa,
Misal, 20 yıl sonra ve sıfırdan, sözde değil özde, 1.doğaya insana hayvana çevreye işine kanunlara saygılı, 2.nazik uygar medeni entel, 3.sorumluluğunun bilincinde;
Bir, yeni Öğretmen,
Bir, yeni Polis,
Bir, yeni Doktor,
Bir, yeni Vekil,
Bir, yeni Bakan,
Bir, yeni Muhtar Kaymakam Vali… Olmaz mı?

Bence en etkili silah Milli Eğitimin bu nükleer gücüdür.

Böyle bir millet 28 Şubat mı yaşar, 15 Temmuz mu yaşar, feto ya mı kanar?
Gelin, geleceğimiz dediğimiz çocuklarımıza bu dev nükleer! Ahlaki yatırımı yapalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İsmail USTAOĞLU 2 ay önce

Aile bireyleri eğitim almalı ki çocuklarına eğitim verebilsin bu bahsettiğiniz kötü alışkanlıklar için tabii bunun iyiside var onlarda azinlikda

Avatar
ismail Saçal 2 ay önce

Teshisler dogru uygulama da eksiklik var abi yetişme ve yetiştirilme tarzı en önemli kavram.. kaleminize sağlık