Dönencenin Sonu..!


Bir varmış bir yokmuş masalı hayatımız.
Kimi zaman oduncu oluruz kimi zaman ise sultan.
Kimi zaman dilenci oluruz,
Kimi zaman da veren.

Ama unuttuğumuz bir şey var aslında yaşayamam dediğimiz her şeyi bir zaman sonra yaşamak zorunda kalıyoruz.
Gün geliyor perdeyi açmak istemiyoruz kapatıyoruz ardına kadar ve zamanla gün ışığına hasret yaşıyoruz. Kendimizi için bir şeyler yapmayı unuttuğumuz zaman da yarım kalan hayatımız gözümüzün önüne geliyor bir anda; “Yaşamak gerçekten güzelmiş” diyerek perdeyi bu sefer söküyoruz yerinden.

Yaşamak evet yaşamak…
Uzun bir yolculuktu aslında benim hikâyem insanları çözmek mi yoksa kendimi aramak mıydı? Bulduğum zaman ki hislerimin en detaylı yanlarına sahip olmak mıydı? Yaşam gereği çalışmak didinmek kazanmak paylaşmak ve acılara ortak olmanın hazzını yaşadım. Ara ara kendimi unutmuşluğumda oldu. Aslında buna unutmakta denmez. İnsan kendi dünyasında sadece bir anda yaşayarak giriş yaparsa aslında bunun bencilik olarak sıfatlandırsak daha iyi olur.


Evet, belki ölümlerin arkasından ağlamadığım doğrudur. Bu da başka bir gerçek ama benim için ölüm denen bir şey yok bu dünya da bu yüzden yaşamanın aslında insanlarla birlikte alışarak yaşamak ve bu insanlarla ahrete göç etmenin hedefi olarak algıladım. Bunu düşünmenin bir sakıncası olmadığını anlayarak kendimden insanlara karşı çok ödün verdim. Kimi zaman beni sevmeyenlerde oldu ama sevenlerim sevmeyenlerimin karşısında daha güçlüydü. Sadece ben beni sevenlerin yüzüne fazlaca bakamıyordum. Utanma duygusu idi bu.


Evet, utanmak ya da mütevazılık diyorsunuz ya o olsun bakalım. Şımartılmaktan kaçıyordum aslında. Belki insanlığımı unuturum diye.
İnsanlığımı unuturum;
İnsanlardan sevgi saygı bekleyemedim isteyemedim. Ben sadece sevgimi ve saygımı verdiğimi bilip böyle mutlu yaşamayı seçtim. Kimsenin karşısında boyun eğmedim eğemedim herkesi kendim gibi eşit gördüm. Elimden geldiğice destek olmaya çalıştım.. Allah tan başka kimseye muhtaç olmamaya çalıştım utandım çünkü yaradan varken kime muhtaç olayım diye. Bu yüzden ayaklarımın üstünde kalmaya çalıştım hep.
Anlatmak istediğim ise şu;
Ne kadar güçlü de olsak gün geliyor ve dönencenin sonunda şunu fark ediyorsunuz ki, bir zaman sonra biz de elinizde olmadan boyun eğebiliyor muşuz.
 
Sonra o mütevazı Kılıççı,
Kılıfından çıkarttı.        
Masanın üzerine koyarken,
Kalkanını çıkartmayı da unutmadı.
Usulca adım atarak,
Kalbinde ki, düşüncelerini de,
Tozlanmayan rafa, tozlansın diye koydu.
Aklı ile düşünüp
Savaşın inceliklerini,
Mantıkla hal etmekti isteği
Bir zaman durdu yerinde.
Sonra oturmayı düşündü.
Ellerini başının arasına alarak
Baktı bir kendi haline,
“Ben kendimi neden unuttum” dedi.
Yine ayağa kalkarak
Bu sefer kılıççını ve kalkanını
Kendine siper etti
Ben olmasam kimseler olamaz dedi…
 
  Nilüfer ALBAYRAK
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.