Bu manşeti büyük gazetelerimizin birinde genel yayın yönetmeni olan yılların gazetecisi atmış… Yazısını okuma gereği bile hissetmedim. Çünkü üç aşağı beş yukarı neler yazdığını az çok tahmin edebilirsiniz. 

  Bu zat-ı muhterem ve avanesi gibi birçoğunun ne kadar darbe heveslisi olduğunu şöyle geriye dönüp baktığımızda daha iyi görmüş olacağız. Uzağa gitmeye hacet yok. İyi değerlendirecek olursak bu tür gazeteci sıfatına sahip olanların 28 Şubat 1997 darbesinde ki etkileri ve kamuoyunu nasıl yönlendirdikleri aşikârdır. 28 Şubat’ın payı yüzdelere ayrılsa, abartmış olmayalım ama en büyük pay bu arkadaşlarındır. Gezi Olayları hafızamızda yerini korumakta, son yıllarda yapılmış modern darbe teşebbüsleri klasmanında dünyada üst sıralarda yer alabilecek niteliktedir. Bu olaylar vuku bulurken de aldıkları tavır ortada ve açıktır. Bu Gezi Olaylarının bir üst versiyonunun ortaya konulması ile Mısır’da darbe yapılmıştır. 

  Yalnız bu zat aslında bir başka bakış açısıyla doğruyu söylemiştir. Belki de  hiç bu kadar doğru söz söylememişti.

Neden mi?
 Türkiye çerçevesinde baktığımızda demokrasimiz 2002’den sonra rayına girmeye başlamış, 2010’larda gerçek manada demokrasi oluşum süreci start almıştır. Her ne kadar bazı kesimler bu yargıya eleştirel baksa da ülkedeki değişim ve gelişim demokrasi alanında akıl alır gibi değildir. Bunlara birkaç örnek verelim:

-Bakınız artık Genelkurmay başkanlarını bile tanımaz olduk. Öncesinde onlar gündem oluşturur. Onların sözleri ile oturur kalkardık. Borsa, dolar, euro beyefendilerin ağzının içine bakardı. Hükümet gibi yargıya, üniversitelere ve medyaya alternatif brifingler verir. İktidarı alttan alta biçmeye çalışırlardı. Canı istemediği gazete ve yayın organlarını Genelkurmay Başkanlığının kapısına yaklaştırmazı. Andıçlamalar yapardı. Sırf dini akidelerini yerine getirdiği diye binlerce subayı Yüksek Askeri Şuralar sonucunda kapının önüne koyardı.

Şimdilerde… MGK’lar sıradan Ankara Gündeminin bir parçası olup çıkıverdi. Asker sadece asker olarak kalmaya başladı. Yüksek Askeri Şuralar konuşulmaz oldu. DOĞRU!!! DEMEK Kİ DEMOKRASİ BAZEN DARBE İLE  GELİRMİŞ !!!

-Üniversitelerde başörtülü kızlarımız VEBALI GİBİ OKULLARDAN HAYSİYETSİZCE ÇIKARILDILAR. Başörtüsünü sırf inancı gereği taktıkları için birçok doktor, öğretmen, memur işten atıldı. Dönemin Cumhurbaşkanı kamusal alan garabeti çıkarttı ve devlet dairelerine bile insanlar başörtülü alınmamaya başlandı.

Şimdilerde… Çok şükür ki dileyen istediği tarzda, şekilde devlet dairelerine, kamu alanlarına ve okullara girebilmekte. Herhangi bir engelleme ile karşılaşmamakta. DOĞRU!!! DEMEK Kİ DEMOKRASİ BAZEN DARBE İLE  GELİRMİŞ !!!
-Sandıkla gelmiş, % 50’nin teveccühünü kazanmış bir iktidarı yargı ile devirmeye çalıştınız. Partisini eften püften sebeplerle kapatıp siyasi yasaklı yapacaktınız. Mezhepsel olarak örgütlendiğiniz adalet kurumunu, tetikçi kararlar aldırarak hükümeti sıkıştırmak için koz olarak kullandınız. 

Sonuç mu? 

 Başaramadınız. 

DOĞRU!!! DEMEK Kİ DEMOKRASİ BAZEN DARBE İLE  GELİRMİŞ !!!

-“Onurluca geri çekilsinler. % 95 oy alsalar bile iktidara gelemezler.” Diyerek eğitimin içine siyaset bulaştıran rektörler oluşturdunuz. Yılların siyasetçisi Süleyman Demirel’i de yanınıza aldınız. Vesayetçileri etrafınıza topladınız.
 Ama… Olmadı…Olmaz… Olmayacak. Başaramadınız…
Neymiş Efendim… 

DEMOKRASİ BAZEN DARBE İLE  GELİRMİŞ !!!

Eyvallah…
Yılların gazetecisi ama nerden talimatlar aldığı besbelli olan zat, günümüzde bile hala darbe çığırtkanlığı yapabiliyor
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.