Zaman geçiyor ve geçen zamanla birlikte, hayallerimiz, bakış açımız, teknoloji kısaca yaşantımız bir değişim halindedir. Bu değişimle birlikte farkında olmadan gelişen ve değişen çeşitli unsurları göremiyoruz. Bazen görmek bile bir kenara farkına bile varamıyoruz. Yoksa değişimin farkında değil miyiz?
Değişim, mevcut halin, olduğundan farklı bir hale dönüşmesi demektir. Farkındalık, değişimden önce gelir. Farkına varılırsa değişim meydana gelir. Farkındalık daha çok bir bilinç oluşması ya da daha çok algılama ve hissetmektir. Bunun için kişinin ilgi alan, bakış açısı ve yaşantısı önemlidir.
Dikkatimizi içinde yaşadığımız ana verdiğimizde gördüğümüz, işittiğimiz ve hissettiğimiz şeylere odaklanma aslıda farkındalıktır. Bilim ve teknolojiyi takip etmeye başlamak bazen önemli bilimsel buluşların oluşturduğu yeni bir bilgi paradigması yaratabilir. Bir alan üzerine yoğunlaşmak o alanda uzman olma kapısını aralar.

Doğadaki Değişim
Bahar tabiatın gülücükler dağıttığı bir mevsimdir. Çiçekler açar bin bir çeşit her yeri güzelleştirir. Etraf güzelleştikçe bizde farkındaysak derinden hisseder ve her güne yeni umutlarla başlarız. Zaman bizi tanık ettikçe bu güzelliklere adeta bizleri cezp eder götürür efsunlu hayallere…
İlkbahar ayında tabiattaki değişim bizleri etkiler ve yeniden bir dirilişe tanık oluruz. Her bahar mevsiminde ölmüş olan dünyanın ve içerisindeki birçok canlının yeniden diriltilmekte etrafa ışık saçmaktadır. Kupkuru odun dallarından bembeyaz çiçekler açmakta, ince ince yapraklar tomurcuklanmaktadır. Aslında belli ki bize bir mesaj veriyordur. Tabi ki almasını bilen için güzel bir örnektir.
Yaşam bu kadar değişim halindeyken yaşadığımız çevre, insanlar, teknoloji de sürekli bir değişim halindedir. Bu değişime ayak uydurmak ve gerektiği gibi teknolojiyi yerinde kullanmak gerekir. Gerçekten de günümüzde teknoloji zamanımızın çoğunu almış adeta bizleri esir gibi kendine bağımlı kılmıştır.
Albert Einstein : “Korkarım ki bir gün teknoloji, insan iletişiminin ve yakınlaşmasının önüne geçecek ve aptal bir nesil ortaya çıkacak” Sizce Einstein’ın korktuğu olmuş mudur?
Bilimsel ve teknolojik alanda elde edilen bu gelişmeler üreten insanları yeni alanlara yatırım yapmaya araştırma laboratuarları kurmaya yöneltmiştir. Yeni inovatif fikirlerle işletmeler değişik icatlarla karşımıza çıkmaktadır.
Değişime direnenler yok olmaya mahkûmdur

Günümüzde bu kadar değişim varken halen inatla uyum sağlamayanlar ne yazık ki kaybeden olacaktır. Yenilik rüzgârına kapılıp kendini yenileyenler geleceğe daha güzel adımlarla gidecektir. Hayat değişimin tam da kendisidir, değişime direnmek yerine uyum sağlamak ve geleceğe dair iyi çalışmalarda bulunmak gerekir.
“Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş
Dünle beraber gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa düne ait
Şimdi yeni, şeyler söylemek lazım.”
(Mevlana)
Değişimin farkında olmak ve kabullenmek için önce değişime karşı direncin arkasındaki nedenleri anlamak ve buna karşı çözümler üretmek gerekir.
Bunun için de değişimin farkında olmak gerekir. Farkında olmazsanız sürekli yerinizde sayarsınız…
İnsanın değişen sürece uyum göstermesi bir zorunluluktur. Değişime uyum gösteremeyenler kaybetmeye mahkûmdur. Fakat insan aklı değişimi kabullenmek istemez. Çoğu insan yaşadığı çevreyi, içinde bulunduğu ortamı hiç değişmeyecekmiş gibi görür, değişen durumlara uyum göstermek yerine statükoyu korumaya çalışır. Değişimle inatlaşır. En iyisi siz siz olun sakın ha kendinizi kapatmayın, farkındalığınızı yükseltin, yeni kitaplar okuyun, yeni yollar bulun, değişik hedefleriniz olsun ama sakın ha yerinizde saymayın.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.