Son zamanlarda yaşanan olaylarla ilgili sosyal medyada başlayan fikirler çatışmasında herkes gibi bende yerimi aldım ve doğru bildiğim fikirlerimi paylaştım. Yaşanan olayların çevreci boyutu aşıp, özel şirketlerce düzenlenen savaşsız devrim girişimi boyutuna ulaştığını düşünüyorum ki özelliklede Türk Baharı adı koyulmaya çalışılması bunu doğrular cinstedir. Bu iç savaş kimin baharıdır biilmem ama bizim cehennemimiz olacağı kesindir. İsrail, İngiltere, Almanya, Amerika ve bilimum Avrupa ülkelerinin bizi ne zaman iyi niyetli olarak desteklediğini gördünüz? Tarihten günümüze bize hangi batılı sempatiyle bakmış ki? 

Hepsini bir kenara atalım. Savaşsız darbe girişimleri tüm yurdu sarsa, iç savaş çıksa insanlar sokaklarda birbirini avlasa, (kardeş kardeşi vursa diyeceğim çok klişe gelecek size fakat sosyal medyada bir arkadaşım “kalbim sağ diyor iki kardeşim taksimde ben şimdi ne yapacağım” derken büyüklerimizin söylediği kardeşi kardeşe kırdırdılar sözünün nekadar doğru olduğunu anladım), Amerika bize demokrasi getirse, “Erdoğan’ın sonuda Menderes gibi olacak” diyen, Ülkemizin milli sarhoşu da Başbakan olsa kime ne faydası olacak? Kan, göz yaşı, vijdan azabından başka ne kalacak elimize kar? Köprü yapılmasın, kanal açılmasın, Hava limanı yapılmasın, santraller durdurulsun, isteği benim Üniversiteli Atatürk’ün izinden giden kardeşime mi ait?

Vatan yangın yerine dönse hiç birimize faydası yok güzel kardeşim. Dış güçler bize demokrasi getirse Ezan sesleri duyulmaz, Al bayrağımız dalgalanmaz, namusumuz emin ellerde olmaz. 

Bu gün hangimiz kızımızın, karımızın, annemizin namusunu emanet ederiz avrupalıya? Bu ülke sınırlarında yaşayan, bu kültürü benimseyen kişi, ister ateist olsun, ister hristiyan, ister çapulcu, ister yobaz kızını Ankara metrosunda birinin kucağında görmeyi kendine yediremez. Alkollü biri tarafından eşinin taciz edilmesini kaldıramaz, bu coğrafya namusu için ölümü göze almış insanların yaşadığı coğrafyadır. 

Bu sebepledir ki, kol kırılır yen içinde kalır, avrupaya ülkesini şikayet eden bir mantığı ortadan kaldırmak hepimizin boynunun borcudur.  
Başlığa gelince, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “üç beş çapulcu” sözlerinin ardından bildiğiniz üzere sosyal medyada herkes adının önüne çapulcu koydu ve müslümanlığın gereğini yapmaya çalışanlara ötelerden beri yakıştırılan “yobaz” kelimesi yinelendikçe yinelendi. 

Nicedir kızdığım bu sözü, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in  kelimelerini okuduktan sonra çok sevmeye başladım. Üstad diyor ki “Gökler ağlıyor biz ağlamışız çok mu? Bize yobaz diyorlar haberin yok mu? Desinler, her ne derlerse desinler. Allah için yobaz olmuşuz çok mu?
Sağlıcakla Kalın
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.