Henüz aklınızdan çıktığını sanmıyorum..

Daha dün gibi aklınızda değimli?

 

 Başbağlar katliamı!

 

Ya Bingöl de şehit edilen 33 silahsız asker.

 

 Peki, Diyarbakır emniyet müdürü gaffar Okan’ın makamında çıkarken uğradığı silahlı saldırıyı unutan var mı?

Antep’te patlayan ve ülkenin kalbine saplanan bomba parçacıklarını kim unuttu?

 

Halk otobüsünde PKK lı köpekler tarafından diri, diri yakılan üniversiteli kızı unutmamamız kendi kızımız olması gerekmiyor.

Afyonkarahisar da patlayan mühimmat, kaza veya ihmal, unutulacak cinsten bir olay mı?

 

Peki, KCK operasyonu için önlem almaya giden dönüşte araçları devrilerek şehit olan polisler hafızalardan silinebilir mi?

Bunlar ve benzeri olaylar bugün itibarı ile tam 30 yıldır kabus gibi hafızalarımızın içinde bir virüs gibi dolaşıyor..

 

Bu nedenle hafızanın doğru çalışmasını engellemiyorsa eğer, bilmelisin ki insani duygularını yitirmiş birisi olarak yaşıyorsun.

Artık ana haber bültenlerini dinlemekten korkar hale geldik.

 

İşi arsızlığa vererek haber saatinde başka meşgaleler aramaya başlayarak olaylardan kaçar olduk..

Eğer o gün şehit haberi alamadıysak eğer mutlaka gündemi meşgul eden konu ya başbakan ana muhalefet liderine küfrediyordur yada ana muhalefet lideri başbakana.

 

Arsızlık ve yüzsüzlük almış başını gidiyor. Ar damarı çatlamış siyasiler mi suçlu? Yoksa benliğini yitirmiş, vurdumduymazlığı sonuna kadar yaşayan biz Türkiye cumhuriyeti yaşayanlarımı suçlu?

Anlamış değilim.

 

Top taca çıktığında taç atışışının kimde olduğunu söyleyemeyen bir hakem gibi sahada geziniyoruz.

33 askerin şehit olduğu noktada yine 200 askerimiz tuzağa düşürülüyor, 10 şehit 71 gazi.

 

Sonuç hükümet mi suçlu, yoksa askeri yetkililer mi?

 

Bunu tartışıyoruz.

 

Yok, kardeşim yok! Hakikaten millet olarak basiretimiz bağlandı galiba.

Biz 30 yıldır adını koyamadığımız bir olayla karşı karşıyayız.

Bu Kürt meselesi mi?

 

Bu terör mü?

 

Bu savaşın bir adı olmalı. Bu adın önemine gelince adı konmamış her olay her mantıkta farklı yorumlanır.

Kimi Kürt meselesi der.

 

Kimi açılım ve bunun getirileri derken, kimi ise verilmeyen hakların silahla alınmasına uzanan yol der.

Hatta parlamentoda milletin vekili denen bazı zatların gidip dağda kucaklaşarak birer kahraman oldukları ifade edilir.

Bu savaşın adını koyun bu millet ne yaşadığını öğrensin.

 

Toplumun artık tek isteği var.

Bu mesele bir an önce bitmeli.

Adı konmalı savaşsa savaş…

Bu milletin çarpışmadığı cephemi kaldı?

 

Son sözümüzü bir daha tekrarlarız.

Ne demiştik!

Ya istiklal ya ölüm.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.