Bir Hüzün Yumağı

Kurban bayramı Bir hüzün yumağı içinde bulduk kendimizi. İlginç anılarla yaşadım Kurban bayramlarını. Bu yıl yine hastane koridorlarında yoğun bakım kapılarında geçirdim. Tam üç yıldır aynı senaryo. Üç yıldır ilginç bir şekilde, Kurban bayramlarını böyle mahzun boynu bükük ama Şükürle geçirdim. Kaderde ne yazılmışsa öyle oldu. İtirazım yok. . Eve geldikten sonra hatıralarda gezindim. Çok enteresan bir kurban bayramı hikâyem karşıma çıktı.

Yıl 1962. İlkokul öğrencisiyim. Kurban Bayramı arifesi O yıllar Ankara’da yaşıyoruz. Doğup büyüdüğüm özlemiyle yanıp tutuştuğum güzel şehir. Arife den bir gece önce annemle babamı konuşuyor. Hayır diyor babam. Kızları götürme. Oysa her zaman ve sık, sık mahallenin kadınları toplanır çoluk, çocuk hamama gidilirdi. Önce çocuklar temizlenir sonra anneler. Tuhaf mı geldi hayır insanlar gitmeliydi. Şimdiki gibi musluğu açınca suları akmazdı. Taşıma su ile idare edilirdi. Çamaşır yıkamak çok zorluktu. O minik bahçemizde peynir tenekesinden yapılmış maltızda kaynatılırdı beyaz çamaşırlar. Bakır kazanlarda su ısıtılır. Ağır bakır leğenlerde yıkanırdı çamaşırlar. Babam gitme demiş ama annem yinede bizleri götürmüştü.

O yıllarda resmi daireler ve okullar yarım gün eğitimde ve mesaide olurdu. Arife günü mahalleli yola koyuldu. Önce çocuklar yıkandı. Önlükleri giydirildi, Okul çok meşhur tarihi hamamın yakınında. Ankara Kalesi’nin yanında. Annem beni kardeşlerimi giydirdi. Biz okula gideceğiz babam öğleden sonra gelecek ailece Ankara’nın kazasında yaşayan , Halamın yanına gideceğiz. Kurban orada alınmış. Bayram için her şey hazır. Yeni elbiseler, rugan ayakkabılar, kolalı jüponlar. Kar gibi beyaz çoraplar Biz hamamdan çıkarken küçük kardeşim düştü. Üstü başı kirlendi diye heyecanla kardeşime koşmaya çalışırken hamamcının yarı açık bıraktığı havalandırma camını ucuna basmışım ayaklarım boşlukta sallanmaya başladı. Belimden aşağısı hamamın içinde ve korkunç yüksek bir yer düşsem mermerlerin üstüne düşünemiyorum ki, Yardım istiyorum kimse duymuyor.

Annem duymasın istiyorum. İki kardeşim yardım etti en küçük elimden tuttu. Öbür kardeşim önlüğümü kıyafetlerimi parçalayarak karnıma batan havalandırma camını çekti. Ucunda kocaman pası bir demir vardı. Neyse aşağı düşmekten kurtulmuştum kardeşimin elinden tuttum okula gideceğiz olmuyor. Ayaklarımdan bir sıcaklık hissediyorum ne oldu merakla önlüğümü kaldırıp bakıyorum oluk gibi kan akıyor. Bağırsak sanıyorum bacaklarıma dokunan yağ bezeleri imiş sonradan öğreniyorum kanı görünce canımın yandığını hissettim. Bilet satan gişeye yaklaştım teyze benim karnım delindi dedim kucağına aldı. Bir yere yatırdı koşarak yandaki berber dükkânına gitti elinde tentürdiyot şişesi ile geldi yarılmış karnıma boşalttı bayılmışım.

Annemin çığlıklarını duydum ağlıyordu perişan bir haldeydi ona anne ben iyiyim dedim üzülmesin istiyordum. Annem şaşırmış ne diyeceğini bilmez halde. O zamanlar acil ambulans ne gezer. Komşular anacığımı sakinleştirmeye çalışıyorlar. Ara, ara annemin sesi ile uyanır gibiyim. Kanamaya rağmen o güzel anam üzülmesin diye iyi olduğumu söylüyorum.. Bir ara söylenenleri duyar gibiyim. Olağan üstü bir kalabalık. Her kes görmeye çalışıyor. Bir de taksi bulun diyenler var. Ne yazık yaralı bir çocuk olduğunu duyan sürücü kaçıyormuş.

Gazetelerin haberi olmuş resim çekmek için hamamın kapısına yığılmış. Kimse hastaneye götürmeye yanaşmıyor. Düşünemiyorlar belki de. Kardeşlerim bir kenarda ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Komşu teyzeler onlar alıp gidiyorlar. Sonradan annem anlatıyor. Hamamı işleten kadın. Olay yerinin hamamın kapısı olduğunu söylememesi için annemi tembihliyor. İş yeri kapanır diyerek konuşması annemi etkiliyor. Okul yolunda düştüğümü söylemem isteniyor. Oysa camı ucuna bulunan paslı bir demir di canıma kast eden. Artık yavaş yavaş bilincimi kaybetmek üzereyim ve gözümü hastanede açtım. Gazeteciler meraklı kalabalık annemin korkulu telaşı farkında olamadığım olaylar. Hamama yakın bir evden genç bir bayan kucaklıyor evine götürüyor annemle beni. Kalabalıktan kurtarıyor. Evine kimse yaklaşamıyor. En yakın polis noktasına gidiyor. Taksilerin yaralı çocuğu almadığından söz ediyor. Polis amca taksi çeviriyor itiraz edemiyorlar hastaneye götürüyorlar.

Babama haber daha acı iletiliyor. Başın sağ olsun geride başka kızların var diyerek bir babanın dünyasını karartıyorlar. Neredeyse mutlu sevgi dolu bir yuvaya zehir atılıyor. Gitmemize izin vermeyen evin babasının öfkesinin şiddetini düşünmeyi okuyanlara bırakıyorum Gece yarısına kadar hastanede beni görmeye çalışıyor. Hastanede ilk baktığı yer morg oluyor. Tarifsiz bir mutlulukla yanıma geliyor. Onun gözlerindeki endişeyi, annemim korku dolu çığlıklarını asla unutamam. Babam görünce sanki o korkunç kazayı yaşayan ben değildim Can geldi canıma can katıldı anam babam yanı başımdaydı. Ben Kurban Bayramlarında hep ürkekliği yaşarım Aslında sevmediğimi anlıyorum Hep kurban bayramlarında başıma bir şey gelecekmiş gibi hissederim. Son yıllarda hep kurban bayramlarını hastane köşelerinde geçiriyorum.

Kiremitten Damlalar

Fahriye KİREMİT

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.