Yeni bir ses, yeni bir mutluluktu , minik pembe yanaklı bebek. O evde iki çocuk daha vardı. Üçüncü Bebek eve gelmişti, Her şey yolunda gidiyordu. O gece ne bebek uyudu ne de annesi. Huzursuz, endişeli gecenin ardından baba işe gitti. Genç anne büyük oğlunu okula yolladıktan, sonra öteki yavruyu bir komşuya emanet etti. Bir iki saate kadar dönecekti. Minik yavruyu kucakladığı gibi en yakın bir hastaneye götürdü. O hastaneden memnundu. Ortanca çocuğun doktoru ordaydı. Güvenerek hastaneye girdi.

Ne yazık ki doktor Ali bey oradan ayrılmıştı.,Onun yerine gelen çocuk doktoru muayene edecekti. Yıllar önce cereyan eden bu olayda hastanede kalorifer bile yoktu. Kasaya ücreti ödedi çocuk doktorunun bulunduğu kata çıktı. Doktorun geldiğini söylemişlerdi. Odaya girdiğinde kadın  telaşla dışarı çıkarken bebeği soyup hazırlamasını söylemişti genç anneye. Hemen geliyorum demişti. Önce telaşla soymaya başladı bebeğini, öyle ya hemen gelecekti doktor. Bir süre bekledi. Bebek titriyordu. Hemen giydirdi. Sıkı, sıkı sardı. Doktoru aramaya başladı. Bebeğin , yüzünde renk kalmamıştı kireç gibiydi. Bir odanın kapısını araladı doktor hanım kahvesini yudumluyordu. Anne - bebek kötü oluyor dediğinde azar işitti. Genç kadın bebeğinin halinden endişe duyuyordu.. Hemen yavrusunu alıp, başka bir doktora gitmek üzereydi. Kahve keyfi bitmiş asabi doktor odaya girdi. Acele ile bebeğin sırtını ve göğsünü dinledi.

Bu arada bebek titriyordu belli ki üşüyordu. Kaç çocuğun var dedi anneye . Üç dedi genç anne. Peki dedi doktor evine git , üzülme nasılsa iki çocuğun daha varmış. Başından aşağı kaynar sular dökülmüş gibiydi anne. Gözleri yaşardı sesi titredi. Nesi var yavrumun diye sordu. Korkunçtu. Doktor çocuğunun öleceğini ima ediyordu. Hadi kızım evine git dedi. Anne ısrar etti nedir hastalığı. Yemek borusu yok oğlunun dedi doktor. Anne korkuyla karışan hayretle sordu nasıl olur doktor hanım ben otuz sekiz gündür emziriyorum Madem yemek borusu yok nereye gidiyor emdiği süt diyecek oldu. Doktor daha da öfkelendi. Süt akciğerine gitmiş. Yaşama şansı yok dedi. Ama dedi anne ağlayarak.

Ben tıp okumadım bir damla su genzime kaçsa tıkanırım. Bebeğim bu kadar zamandır emiyor. .Tam kapıdan çıkıyordu anne döndü peki, dedi bana yemek borusu olmadığına dair bir yazı verir misiniz. Elbette benden iyimi bileceksin dedi. Reçetenin üzerine yapılan muayenede bebeğin yemek borusu olmadığı görülmüştür yazdı. Cebinden kaşeyi çıkarıp bastı anneye verdi. Aklı almamıştı annenin. Bir film bile çekmeden teşhis koymuştu, Hastanenin tam karşısındaydı PTT binası. Ama bir türlü karşıya geçemiyordu. Her adımda yere düşüyor, çamura bulanıyordu. Ağlıyordu. Göz yaşları adeta yağmurla yarışmaktaydı. Birden koluna bir el yapıştı. Yardım etti ona düştüğü çamurlu yoldan kaldırmıştı.

Kırk elli yaşlarında bir kadındı. Genç anneye şefkatle bakıyordu.-Kızım ne oldu. Kocan mı dövdü. Başına ne geldi, Kaynananla mı kavga ettin? Kimden kaçıyorsun gibi sorular sordu. Bebeğim hasta. Postaneden eşime telefon edeceğim derken hıçkırıklara boğulmuştu. Doktorun sözleri kulaklarında çınlıyordu. Hadi kızım ver bebeğini ben tutarım sen telefon et dedi. Zaten içi yanıyordu annenin iyilik yapan kadına da güvenemedi. Yok teyzeciğim sende benimle telefon kulübesine gir dedi. Gülümsedi yardımcı olacaktı ya peki dedi. Bebeğimi kaçıracak korkusu sarmıştı . Öleceğini öğrense de kor düşmüştü bir kere. Neredeysen orada bekle beni dedi eşi hemen geliyorum. Bir taksi ile yetişmişti baba.

Yavrusunu kucağına aldı. Annenin söylediklerini dinledi. Hatta anne öyle umutsuzdu ki ne olur evimize gidelim bebeğimiz evinde derken kükredi sanki baba. Olmaz dedi. Biz son anına kadar görevimizi yapalım. Hem film bile çekmemişler derken,  taksi şoförü ben sizi Çapa Tıp Fakültesine götüreyim Çocuk servisi yeni açıldı. Hastanenin, Acil servisine girdiler. Artık bebeğin soluk alışı duyulmuyordu. Minik çenesinin etrafında morluklar başlamıştı. Daha çocuk doktorunun kapısına yaklaşırken genç bir doktor annenin kucağındaki bebeği fark etti. Hemen içeri aldı. Neyi var bu biblo gibi bebeğin diye sorduğunda ağlayarak , anlattı anne . Kadın doktorun söylediklerini de.

Hatta onun imzalayıp, kaşesini bastığı sözde raporu da gösterdi. Gülümsedi doktor iyice muayene ettikten sonra. Birkaç gün yatıralım bebeği dedi. Hem korkmayın. Sizin bebeğiniz yaşayacak. Zatürre başlangıcı dedi. Bir hafta yattı, anne ile bebek hastanede. İlk gün hatta ilk saatlerde oksijen çadırına aldılar. Gece yarısına doğru yüzü pembe güle dönmüştü. Nöbetçi doktora koştu . Korkulacak bir şey yoktu. Bebeğin vücut ısısı normale dönmüştü. O bebek şimdi otuz sekiz yaşında bir baba. Hastalandığında ise otuz sekiz günlüktü.

Sevgiyle Kalın, Sevdanızla Yaşayın.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.