Bir tane tek taş yetmez, 99 tek taşı olmalı nisa'nın. Her dokunduğunda, her taşında sevdiğinin ismini fısıldamalı dudaklar. Elmaslar dahi gıpta ile bakmalı. Tektaşlar bazen parmaklarda, bazen bileklerde, bazen de kalbinin üst köşesinde gezinip durmalı.

Gün boyunca çekilen hasret, gecenin seherinde vuslata dönüşmeli. Tüllenmeli siyah perçemler, maşukun nazarına edeple diz çökmeli. Kalbin nağmesi, dilin nağmesi, taşların nağmesi, muhteşem bir senfoniye dönüşmeli. Şah damarından daha yakın bir huzur sarmalı gecenin seherini. Lisana dökülmeli yunus'ca bir hal, "Sen İsteyene ver onu, bana seni gerek seni".

Buğulu gözlerle gözlerime bakarak "anneni kaybettin ya çok üzüldüm, ama sen üzülme, ben ölene kadar senin annenim. Bundan sonra beni annen kabul et" deyi verdi. "Fatma abla ben de senin kızınım" dediğimde, Fatma abla tekrar zorla topladığı bir nefesle "aldım kabul ettim, aldım kabul ettim, aldım kabul ettim" dedi.

Hastane yatağında, her tarafında kateter olduğu halde,, bir damla suyu yutamadığı halde, kelimeleri tam toparlayıp konuşamadığı halde, malum hastalık tüm azalarının takadını aldığı halde, erdemini, ferasetini, imanındaki asaletini, teslimiyetini, tevekkülünü, etrafındaki herkese yaymaya devam ediyordu.

Başucunda tuğlası, bir elinde 99'lu tek taşı, diğer elinde onlu tek taşı, vakit namazının telaşı içindeydi. Bunları yaparken de çevresindeki insanlarla muhabbetini tebessümünü eksik etmiyordu.

Peygamber efendimizin de buyurduğu gibi, "en büyük nasihat ölümdür". Hadiseler bir kez daha bize gösterdi ki, nasıl yaşarsan öyle ölürsün, nasıl ölürsen öyle dirilirsin.

Fatma ablanın ölümü de, yaşayışına benziyordu. 35 yıllık iyilik yolunda Yolumun kesiştiği güzel insanlardan biriydi. Beylikdüzü yardım gönüllülerinin kuruluşunda ve devamında emek vermiş, birçok iyiliğe öncülük etmiştir. Tırlar dolusu yardım malzemelerini omuzlamış, bir çok mazlumun dolabına ekmek, ocağına aş olmuştur. Nasihatleriyle birçok yuvanın huzuruna vesile olmuş, özellikle yetimlerin anası, mazlumların yardımcısı olup, iyiliğe her zaman koşulsuz hazır olmuştur.

Fatma ablanın belki parmağında tek taşı yoktu lakin, sol yanına yasladığı, elinden ve dilinden düşürmediği, 99 tek taşı vardı. Birbiri ardına dizilmiş secdeleri vardı. Dağlar gibi imtihanlarının yanında, dağlar gibi şükrü vardı. Bir de hem manasını, hem maksadını hem de okumasını sevdiği Kur'anı vardı. Biz ise bir kez daha anladık ki, şahitleri olmalı insanın. Yüreğinden ve hücrelerinden gelerek şahidim Ya rab diyebilinmeli.

Şahidim ya rab, imanındaki asalete, sabrına, ümmetin derdine yanışına, mazluma olan merhametine, yetimin hakkına sahip çıkışına, davasına, Sevdasına şahidim.

Allah'ımızdan niyazımız odur ki, Fatıma ablamızı, adı adından olan Fatıma anamıza komşu eylesin.

İyi ki seni tanıdım Beylikdüzümüzün Fatıma Annesi, FATMA ÇİÇEKYURT Allah'ın rahmetiyle yat.

Lütfiye Aydın Bike

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.