Erdoğan'dan Beylikdüzü'nde önemli açıklamalar
 Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Beylikdüzü'nde önemli açıklamalar

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beylikdüzü'nde toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, "Türkiye, 16 Nisan için sandığa gittiğinde dün ile bugünün mukayesesini yaparak kararını vermelidir.

Unutmayınız, söylenen her şey yalan olabilir ama yaşadıklarımız gerçektir. Peki milletimiz geçmişte ne yaşadı? Darbeler yaşadı mı? Bu darbelerle demokrasisi kesintiye uğradı mı? Hak ve özgürlükleri geriledi mi? Bu yüzden pek çok acılar çekildi mi? Düşünün, bu ülke başbakanını idam ettiği zaman, iki bakanını idam ettiği zaman şu andaki ana muhalefet alkışlıyordu, alkışlıyordu. Demek ki ülkemizin mevcut yönetim sistemi, milletimizin demokratik alanlarda sıkıntılara maruz kalmasına engel olamadı." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Beylikdüzü'nde vatandaşlara hitap etti. Erdoğan, "17-25 Aralık'ta bu süreç vardır. 7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından yaşananlar ortada. 56 Kürt kardeşimiz Diyarbakır'da öldürüldü. Ölen Kürt öldüren Kürt. HDP havaya girdi. Zannetti ki tamam artık biz işi bitirdik, öyle ise vuralım dediler. Şimdi ne oldu? Girdikleri inlere kadar bunları kovalıyoruz." dedi.

 

 

Beylikdüzü'nün İstanbul'un şanslı ilçelerinden biri olduğunu belirten Erdoğan, 1999 depreminden sonra yıldızı parlayan ilçenin, çarpık yapılaşma sıkıntısı yaşamadan bugünlere geldiğini anlattı. İstanbul'un pek çok yeri gibi buranın da Türkiye'nin her yerinden gelen insanları, hatta yabancıları bünyesinde barındıran çok renkli bir ilçe olduğunu dile getiren Erdoğan, ulaşım ve konut projeleri, ticaret merkezleriyle bu bölgenin İstanbul'un ve Türkiye'nin kalkınmasının, gelişmesinin, refahının en yakın şahidi olduğunu vurguladı.

 

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Az önce Büyükşehir Belediye Başkanımız yeni müjdeleri de verdi. İnşallah bunlarla Beylikdüzü çok daha farklı bir konuma ulaşacak." diye konuştu. Erdoğan, alandaki vatandaşlara, "İstanbul'un ve ülkemizin aydınlık geleceği için 16 Nisan'da Beylikdüzü, güçlü Türkiye için 'evet' diyor mu? Büyük Türkiye için 'evet' diyor mu? Müreffeh Türkiye için 'evet' diyor mu? İstikrar için 'evet' diyor mu? Güven için 'evet' diyor mu?" diye sorarak, "Beylikdüzü bu işi bitirdi." ifadelerini kullandı.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, 16 Nisan için sandığa gittiğinde dün ile bugünün mukayesesini yaparak kararını vermelidir. Unutmayınız, söylenen her şey yalan olabilir ama yaşadıklarımız gerçektir. Peki milletimiz geçmişte ne yaşadı? Darbeler yaşadı mı? Bu darbelerle demokrasisi kesintiye uğradı mı? Hak ve özgürlükleri geriledi mi? Bu yüzden pek çok acılar çekildi mi? Düşünün, bu ülke başbakanını idam ettiği zaman, iki bakanını idam ettiği zaman şu andaki ana muhalefet alkışlıyordu, alkışlıyordu. Demek ki ülkemizin mevcut yönetim sistemi, milletimizin demokratik alanlarda sıkıntılara maruz kalmasına engel olamadı.

 

Gelelim bir başka başlığa, ekonomiye. Türkiye 1960'ların başında benzer şartlarda kalkınma, gelişme, büyüme yarışına başladığı ülkelerin fersah fersah gerisinde kaldı mı? Kaldı. Yaşadığımız ekonomik krizler yüzündün sık sık fakirleştik mi? Yüksek enflasyon, yüksek faiz sarmalı yüzünden milletimize harcanması gereken kaynaklar, başkalarının cebine akıtıldı mı? Bir gecede yüzde 7 bin 500 faiz bu ülkede uygulandı mı? Kimler vardı iktidarda? Batan bankaların, zarar eden KİT'lerin, kötü yönetilen devletin tüm yükü milletimizin sırtına bindi mi? Demek ki ülkemizin mevcut yönetim sistemi, milletimizin ekonomik sıkıntılarına da engel olamıyor. Öyleyse Beylikdüzü, daha güçlü demokrasi için 'evet' diyor mu? Daha güçlü ekonomi için 'evet' diyor mu?"

 

 "Türkiye cumhurbaşkanlarıyla başbakanların kavgasından çok çekti"

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zaman zaman, tıpkı 1950-1960 arasında, tıpkı 1965-1970 arasında, tıpkı 1983-91 arasında, tıpkı 2002'den bugüne kadar olduğu gibi tek parti hükümetleri çıkmış ve ülkemizi geliştirmiş, kalkındırmıştır. Bu hükümetler de demokratik ve ekonomik reformlarında sürekli engellemelerle, sürekli tacizlerle karşılaşmışlardır. Biz 16 Nisan'da milletimizin takdirine sunduğumuz Anayasa değişikliğiyle işte bu istikrarlı dönemleri istisnai olmaktan çıkarıp, kalıcı hale getirmek istiyoruz." dedi.

 

Türkiye'nin cumhurbaşkanlarıyla başbakanların kavgalarından çok çektiğini, 1980 darbesine giden yolun taşlarının, dönemin cumhurbaşkanıyla başbakanı arasındaki anlaşmazlıklar yüzünden döşendiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: "1990'larda cumhurbaşkanlarıyla başbakanlar arasındaki sorunlar öylesine ayyuka çıkmıştır ki karşılıklı hakaretler, tehditler hafızalarımızdadır. Merhum Özal, biliyorsunuz merhum Demirel ile çok atışmışlardır. Bakın aynı ekolden geldiği halde Sezer, merhum Ecevit'e Anayasa kitapçığını fırlattı mı? Niye fırlattı? Bak aynı partidendiler, niye fırlattı? Şimdi ana muhalefetin başındaki konuşuyor, sen önce bunun cevabını ver. Ertesi gün Türkiye'nin ekonomisi allak bullak oldu. Bakın, bu krizi atlatabilmek için IMF'den aldıkları borçları, batan bankaların Hazine'ye bindirdiği ağır yükleri, milletçe hep beraber ödedik mi? Öyleyse Beylikdüzü, ülkemiz bir daha istikrarsızlık dönemlerin bedelini ödemesin diye 'evet' diyor mu? Ülkemiz bir daha bir gecede fakirleşmesin diye 'evet' diyor mu? Ülkemiz bir daha o kabus günleri yaşasın diye 'evet' diyor mu? Damdan düşenin halinden damdan düşen anlar. Hasrettin Hoca'nın biliyorsunuz böyle güzel bir sözü var. Damdan düştü Nasrettin Hoca. Koştular doktor aramaya. Ne dedi Nasrettin Hoca, 'Bana doktor değil, damdan düşen getirin.' Niye? 'Benim derdimden o anlar.' dedi.

 

Erdoğan, Beylikdüzü'nde düzenlenen toplu açılış törenindeki  konuşmasında, geçmişte ülke yönetiminde sorumluluk almış, milletin geleceği için  endişe duymuş ne kadar siyasetçi varsa, hepsinin dönüp dolaşıp başkanlık  sisteminde karar kıldığını söyledi.  Turgut Özal, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Alpaslan Türkeş,  Muhsin Yazıcıoğlu'nun da başkanlık sistemi dediğini, çünkü hepsinin bu yolun  oradan geçtiğini bildiğini ifade eden Erdoğan, "Biraz önce anlattığım  sıkıntıları, bu ülkede iliklerine kadar yaşayanlar bunu biliyordu. Muhalefetin  meseleyi başka taraflara çekmek için uydurduğu yalanları bir kenara bırakın."  diye konuştu.

 

Seçimlerin yapıldığını, milletin sandıkta gönlünden hangi parti  geçerse ona oyunu verdiğini, demokrasinin gereğinin de bu olduğunu belirten  Erdoğan,  "Şayet sandıktan bir parti tek başına hükümeti kuracak çoğunluğu  çıkartırsa mesele yok. Demokrasi dışı güçlerin engelleme çabalarına rağmen yarım  yamalak da olsa işler bir şekilde yürüyor. Ama sandıktan çıkan sonuç bir partinin  iktidarına imkan sağlamıyorsa işte o zaman yandık. Hemen pazarlıklar başlıyor. '3  bakanlık eksik, 5 bakanlık fazla olacak.', 'Şu konuda benim dediğim, öteki konuda  senin dediğin olacak.' Bu kavgalarla zar zor bir hükümet kuruluyor."

 

 "Böyle bir ülkede istikrar olur mu?"

 

Erdoğan,  "Ah ah! Böyle bir ülkeden hayır olur mu? Olmaz. İşte bunlara yaradı.  Hükümet çalışmalarında sürekli bir çalışma olmuyor ama sürekli çekişme oluyor,  bir gerilim yaşanıyor. Meclis'te kurulan hükümet, kendi içinde zaten yeteri kadar  sıkıntılıyken, dışarıdan da sürekli müdahaleler yapılıyor. Yeri geliyor  cumhurbaşkanı, yeri geliyor yargıdan askere kadar farklı vesayet güçleri sürekli  hükümete müdahil oluyor. Hatta bu ülke o pazarlıkların dışında, farklı  transferler yapmak suretiyle hükümetler kurdu.

 

Toplam ömrü 24 gün, 38 gün, 2 ay olan hükümetlerle yönetildik mi?  Böyle bir ülkede istikrar olur mu? Bir dönem içinde 5 defa parti değiştiren  milletvekillerine şahit olduk mu? Böyle bir sistemin elbette istikrar ve güven  ortamına katkısı olmaz. Beylikdüzü, hükümetler otel lobilerinde değil, sandıkta  kurulsun diye 'evet' diyor mu? Sandıkta kurulan hükümetler, sadece sandıkta  yıkılabilsin diye 'evet' diyor mu?"

 

 "İstikrarı biz, bu ana muhalefete rağmen koruduk"

"Ana muhalefetin başındaki zat, '14 yıldır ne güzel ülkeyi tek  partiyle idare ediyorsunuz, sistem değişikliğine ne gerek var?' diyor. İyi de 14  yıldır ülkede istikrarı biz, bu ana muhalefete rağmen koruduk. Üstelik bu 14 yıl  içinde neler çektiğimizi biz biliyoruz. Daha hükümeti ilk kurduğumuz günden  itibaren ayağımıza hangi çelmelerin takıldığını, nerelerde hangi cunta  toplantılarının yapıldığını, hangi cinayetlerin bahane olarak kullanılmaya  çalışıldığını biz unutmadık. Tehditleri unutmadık. 2007 yılında Cumhuriyet  yürüyüşleriyle rektörleri yürüttüler. Bunları kim yürüttü? Bunların arkasında  hangi zihniyet vardı? 29 Ekim Cumhuriyet kutlamalarında alternatif kutlamaları  kimler yaptı? Ana muhalefet partisi. Niye? Çünkü bunlar her yerde ikilikten,  bölmekten yanaydı. 367 garabetiyle demokratik haklarımızın nasıl gasbedilmek  istendiğini, partimizin kapatılması için nasıl hukuk dışı yolların devreye  sokulduğu unutmadık. 2013 yılından itibaren ülkemizin yaşadıklarını biz nasıl  görmezden gelebiliriz. Eğer milletimizin bize verdiği güçlü destek olmasaydı,  sorunların çözümünde ne bu sistem bir işe yarardı ne de bugün munis kedi numarası  yapan muhalefet bize hayat hakkı tanırdı."

Son iki günde 45 teröristin etkisiz hale getirildiğini hatırlatan  Erdoğan, milletin huzuru, refahı için ne gerekiyorsa yapacaklarını söyledi.  Bu seçimlerde hiçbir partinin tek başına iktidar olabilecek çoğunluğu  elde edemediğini, böyle olunca da ana muhalefetin yanında terör örgütlerinden  Türkiye'ye dış güçlere kadar herkesin nasıl el ovuşturarak sahaya inmeye  kalktığının görüldüğünü belirten Erdoğan, "Milletimizden aldığımız güç ve  Anayasa'dan aldığımız yetkiyle bu dönemi kontrollü bir şekilde yönetmeyi  başardık. Buna rağmen, bölücü örgütün çukur eylemleriyle içeriden, Suriye'deki  terör örgütlerinin arkasına saklanan güçlerin de sınırlarımızın hemen dışından  ülkemize saldırmasına engel olamadık. Askerimizle, polisimizle, korucularımızla  bu süreçte verdiğimiz mücadele sayesinde terör örgütlerinin heveslerini  kursaklarında bıraktık." ifadelerini kullandı.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan,   "Belki de bu durum, 15 Temmuz gecesi en cüretli saldırılarını  başlatmalarına sebep oldu. Eğer milletimizin o gece sergilediği kararlılık  olmasaydı, Türkiye tarihinin en karanlık dönemine girecekti. Suriye'de, Irak'ta,  Libya'da oynanan oyunun aynısını ülkemizde sahnelemeye çalışacaklardı. Bugün bu  ülkede birlik, beraberlik, egemenlik, kağıt üzerinde kalmıştır. Hepsinin de  farklı bölgelerinde, farklı güçlerin yönetimi söz konusudur. Türkiye, böyle bir  uçurumun eşiğinden döndü. Beylikdüzü soruyorum; Türkiye güçlü yönetim sistemi  sayesinde bir daha terör örgütlerinin kıskacına düşmesin diye 'evet' diyor mu?  Türkiye'de bir daha kimse darbe teşebbüsüne cüret etmesin diye 'evet' diyor mu?  Bu kadar hadiseyi yaşayıp da hiç bir önlem almadan, hiçbir tedbir geliştirmeden,  hiçbir ders çıkarmadan devam edip gitmek mümkün müdür? Eskiye methiye düzenlerin  tek derdi, kendi konumlarının, kendi çıkarlarının zarar görecek olmasıdır. Hiç  birinin de ülkemizin ve milletimizin geleceğiyle ilgili endişesi, vizyonu,  projeksiyonu söz konusu değildir."

 

 

"Adam profesör ama maalesef kiracı"

Türkiye 1991 yılından beri kesintisiz istikrarla yönetilmiş olsaydı bugün bulunduğu yerin 2 kat ilerisinde olacağını belirterek, "Yani şu anda kişi başına düşen milli gelir nedir biliyor musunuz? 11 bin dolar. Ne olacaktı? 22 bin dolar. Fena mı? Böyle olsa daha iyi olmaz mıydı? 16 Nisan'dan sonrasıyla ilgili söylediğimiz de şudur; yeni yönetim sistemimizle 2023 hedeflerimize ulaşacağımızı ve işte bu eksiği fazlasıyla telafi edeceğimizi söylüyorum, ekonomi olarak." diye konuştu.

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun söylemlerine değinen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Şimdi bugün, ana muhalefetin başındaki zat, İnegöl'de konuşuyor. Başka yerlerde de konuşuyor. Fakat yalan makinesi. Diyor ki, 'Cumhurbaşkanı seçildiğinde bütün akrabasını, şusunu, busunu gelecek yardımcı olarak atar.' diyor. Biz göreve geldiğimizde 36 bakanlık vardı. Biz bunu 25'e indirdik ey Kılıçdaroğlu sen bunu biliyor musun? Biz, buralara durup dururken gelmedik. Sana bu ülkede Sosyal Sigortalar Kurumunun genel müdürlüğünü verdiler, biliyorsunuz değil mi anlatmama gerek var mı?, SSK hastanelerinin ne halde olduğunu biliyorsunuz değil mi? Bu adama 5 tane keçi verin kaybedip gelir. O hastanelerimizin hali neydi? Sağlam gir hasta çıkarsın. Rezillik. İşte Lüleburgaz'dan bir yavrumuzun kolu ne hale geldi? Gördük değil mi? Kolunu kestiler... Ona da cevap veremiyor. Savaş Ay soruyor, 'Sen genel müdürsün beyefendi, sen sorumlusu değil misin?' diyor. 'Diyorsun ki 10 yıl önce daha iyiydi, şimdi daha kötü. Sensin buranın başında'. Böyle bir genel müdür, şimdi çıkmış 7 yıl oldu, işte bir kasetle geldi partisinin başına, şimdi oradan yalan makinesi çalışıyor. Söylediği yalanlara bak. Ben gelince, faraza veya şu halimle veya başkan olursam lokantaları kapatacakmışım. Dünyanın hangi başkanlık sisteminde böyle bir şey var? Muhtarlıklar kapatılacakmış. Muhtarlara da bu yalanı söylüyor. Muhtarlık bir defa seçimle geliyor. Bunların anayasal, yasal teminatı var. Bir defa kalkıp da cumhurbaşkanı yasalarla gelmiş olan herhangi bir kişiyi görevden alamaz. Böyle bir yetkisi yok. Ne diyor? 'Kendisine 50 tane, 100 tane, 500 tane yardımcı atayacak.' diyor. Eline, diline dursun. Bir başkanın kendisine 50 tane, 100 tane, 500 tane yardımcı ataması diye dünyanın neresinde böyle bir uygulama var? 16 Nisan'da buna haddini bildirmeye var mıyız? Yalancının mumu yatsıya kadar yanar."

 

 "Onun için zaten milletim bunlara ülkeyi teslim etmiyor"

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, halk oylamasına 20 gün kaldığını hatırlatarak, "20 gün kapı kapı dolaşmaya var mıyız?" diye katılımcılara sordu. Katılımcılardan "evet" cevabı alan Erdoğan, "Hepsinden öte zaten böyle bir yalan, dolan, böyle bir makineyle... Yazık... Gidiyor bir ihtiyar, yaşlı amcayı buluyor. Ona diyor ki, 'Bu anlattıklarına inanıyor musun?' Yaşlı amca gayet güzel cevap veriyor. 'Biz 15 senedir gördük. 15 senedir onlar... Ben eskiden ilacımı alamazdım. Şimdi gidiyorum istediğim eczaneden ilacımı alıyorum, rahat rahat muayenemi oluyorum. Rahat rahat okullarda çocuklarımız kitaplarını bedava alıyor.' Onun için zaten milletim bunlara ülkeyi teslim etmiyor." diye konuştu.

 

Erdoğan, 16 Nisan'dan sonra hükümeti kuracak cumhurbaşkanının en az yüzde 50 artı bir oyla seçilmek zorunda olacağını anlatarak, "Bu ülkenin yarısından fazlasını kucaklamak öyle bunların yaptığı gibi her şeye karşı çıkmakla olmaz. Ben Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Romanıyla, Boşnağıyla, Arnavutuyla 80 milyonu kucaklıyorum. Yaratılanı yaratandan ötürü seviyorum." ifadelerini kullandı.

 

"Bu hayırcılar kim?" diye soran Erdoğan "Kardeşlerim, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü var ya 1. köprü, orası yapıldığı zaman ona ne dediler? Hayır. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yapıldı, ne dediler? Hayır. Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapıldı, ne dediler? Hayır. Osman Gazi Köprüsü yapıldı, ne dediler? Hayır. Marmaray, 3 yılda 200 milyon insan geçti. Ne dediler? Hayır. Avrasya Tüneli'ne ne dediler? Hayır. Bundan güzel hizmetler olur mu? Hayır, hayır hayır... Fakat biz ne yaptık? At denize balık bilmezse halik bilir dedik, hizmetlerimizi yaptık." dedi.

 

Kandil, İmralı, Pensilvanya'dan "hayır verin" talimatı çıktığını anlatırken kalabalıktan "idam" tezahüratları yükselmesi üzerine Erdoğan, "16 Nisan'ı halledelim, bu parlamentoya gelecek ve parlamentodan da geçtiği anda bana geldiğinde ben bunu onaylarım. Çünkü, devletin 249 şehidimizin katillerini affetme yetkisi yoktur. Dolayısıyla parlamentodan bu geçtiği anda onaylarım." şeklinde karşılık verdi.

 

"Hayır" diyenlerin kim olduğunu anlattığını dile getiren Erdoğan, "Dolayısıyla kişi sevdikleriyle beraberdir." değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kandil öyle diyorsa, İmralı böyle diyorsa, Pensilvanya'daki FETÖ çetesinin başı böyle diyorsa o zaman biz doğru yoldayız. Onun için şu 20 gün çok çalışmamız lazım. Beylikdüzü, sandıkları patlatmaya hazır mı? Şunu çok iyi biliyoruz. Milletimiz bugüne kadar bize boyumuz, posumuz, kaşımız, gözümüz için oy vermedi. Milletimiz yaptığımız hizmetlere, yapacağımız hizmetlere bakarak bize destek verdi." diye konuştu.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1994-99 döneminde İstanbul'da büyükşehir belediye başkanlığı yaptığını, göreve geldiğinde İstanbul'un çöp dağlarından geçilemediğini anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Susuz muydu? Hava kirliliğini biliyorsunuz. Haliç'i biliyorsunuz. Bunları iki yıl içerisinde hallettik mi? Sizlere İstanbul'umuz da büyükşehir belediye başkanı olarak hizmet ettim. Yanlış yapmadım, hatalarımız olabilir ama İstanbul'umuzu o çöp dağlarından kurtardık. Hava kirliliğinden kurtardık. Susuzluktan... Hatırlayın. Su bidonlarıyla anneler su taşındınız küvetlere, onlardan kurtardık. Şu anda İstanbul'umuzun böyle bir sorunu kalmadı. Bunlarla da kalmadık. O günden bugüne aynı zihniyetimiz İstanbul'da iktidar. İşte şu anda belediye başkanımız metrobüslerle raylı sistemlerle hamd olsun buralara kadar artık geliniyor. Bakın nereden, nereye." dedi.

 

Bu bölgelerin, o zamanlar gecekondu olduğunu ama artık modern bir ilçe haline geldiğini ifade eden Erdoğan, eksikler olsa da yaptıklarının ortada olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 yıl başbakanlık yaptığını, 2,5 yıl da cumhurbaşkanı olduğunu belirterek, Türkiye'nin, muasır medeniyetler seviyesinin üstüne getirildiğini anlattı. Erdoğan, eğitimde yaptıklarının ortada olduğunu vurgulayarak, "75 üniversitemiz vardı şu anda 181 üniversitemiz var. Şimdi üniversitemiz olmayan il yok. Bütün illerde var. Burs, kredi, hepsinin önü açık." bilgisini verdi. Bunlarla da kalmadıklarını, eğitimde 270 bin derslik yaptıklarını, milli bütçenin yüzde 50'sini eğitime ayırdıklarını kaydeden Erdoğan, insana önem vereceklerini aktardı.

 

Hastanesi bulunmayan ilçenin olmadığını, artık helikopter ve jet ambulansların bulunduğunu anlatan Erdoğan, şunları kaydetti: "Çünkü insan her şey. Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Ona çalışıyoruz. Televizyonda rahmetli o programı yaptı, o programda malum ana muhalefetin başının SSK başkanı olduğu zaman ne halde olduğunu Savaş Ay gösteriyor. İzlediniz değil mi? İşte bunları anlatın. Bununla kalmadık. Cumhuriyet tarihinde 79 senede 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol var, biz 14 senede 19 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. 25 havaalanı vardı şimdi bu 59 havaalanı oldu. Yüksek hızlı tren diye bir şey var mıydı? Ama şimdi yüksek hızlı trenimiz var ve bu yaygınlaşıyor."

 

 "Batı, onun için çıldırıyor"

 

Marmaray'ı 3 senede 200 milyon insanın kullandığını, şimdi de dünyanın bir numaralı havalimanını yaptıklarını, gelecek yılın ilk çeyreğinde bunu açacaklarını dile getiren Erdoğan, havalimanının ilk yıl 90 milyon yolcu kapasitesinin olacağını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah 2023'te asgari 150 milyon. Bak nereden nereye geldik. Onun için kıskanıyor bizi. Batı, onun için çıldırıyor. İsviçre... Benim posterimi yapmışlar parlamentonun önüne şakağıma da silahı dayamışlar. 'Erdoğan'ı öldürün.' diyorlar. Sizin her yeriniz silah olsa ne yazar, Rabbimin tayin ettiği ömrü kimsenin almaya gücü yetmez. Biz bu yola öyle çıktık, öyle devam ediyoruz." dedi.

 

 "Hızla yola devam edeceğiz"

 

Erdoğan, 1961 yılında IMF borçlanmalarının başladığını dile getirerek, göreve geldiklerinde IMF'ye 23,5 milyar dolar borçlarının olduğunu ifade etti. Göreve geldiklerinde bunları ödemeye başladıklarını, 2013'te IMF'ye borçları sıfırladıklarını ve şu anda IMF'nin Türkiye'ye borcunun kalmadığını anlatarak, "Ey Kılıçdaroğlu senin bundan haberin var mı? Bunlar öyle durup dururken olmadı. 27,5 milyar dolar Merkez Bankasının döviz rezervi vardı. Hamd olsun şu anda 115 milyar doların üzerinde rezervimiz var. Bak nereden nereye geldik.Biz üretiyoruz ya." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 Mart'ta Çanakkale'de olduklarını ve 18 Mart Çanakkale Köprüsü'nün temellerini attıklarını hatırlatarak, İstanbul Boğazı'nın içine bir de 3 katlı köprü yapacaklarını anlattı.

 

Alandaki gençlere de seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Nedense bu Kılıçdaroğlu, gençlere taktı. İstediği kadar taksın. 30'dan 25'e biz indirdik ve şimdi de 18-25 yaş aralığındaki gençlerimize parlamentoyu açıyoruz. 'Seçme hakkı varsa seçilme hakkı da olacak.' dedik. Şimdi 18 ile 25 yaş arasındaki gençlerin parlamentoya girmesine 'evet' mi? Ben gençlerimize inanıyorum. Gazi Mustafa Kemal ne diyor? 'Cumhuriyeti gençlerimize emanet ettim.' diyor. Peki bu adam (Kılıçdaroğlu) 'Ben Gazi Mustafa Kemal'in partisinin başkanıyım.' diyor. Peki o zaman niye cumhuriyetin kendisine emanet edildiği bu gençleri parlamentoda görmek istemiyorsun? Niye rahatsın oluyorsun? Bu oyunu da bozmaya var mıyız?"

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından kurdele keserek, eserlerin toplu açılışını gerçekleştirdi. Bu sırada konuşan Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve 339 milletvekiline teşekkür ederek, "Zira onlar parlamentoda üzerilerine düşeni yaptılar. Şimdi millet olarak biz üzerimize düşeni yapacağız. Fakat bence burada AK Parti'ye gönül vermiş kardeşlerim, MHP'ye gönül vermiş kardeşlerim, Büyük Birlik Partisi'ne gönül vermiş kardeşlerim, Saadet Partisi'ne gönül vermiş kardeşlerim, CHP'ye gönül vermiş vatandaşlarım, özellikle bir olalım diyorum, beraber olalım diyorum ve dağdaki teröristlerin verdiği talimata uyanlarla beraber olmayalım diyorum. Dağdaki teröristlerin verdiği talimata uyanlarla beraber olmayalım diyorum. Tamam, bir olacağız, beraber olacağız, iyi olacağız. 20 gün durmak yok. Hayırlı olsun." şeklinde konuştu.

 

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.