Ben küçükken yaşıtlarım, annelerine kahvaltı hazırlarlardı sürpriz yapmak adına sabahları erkenden kalkıp ... 
Ben tekil şahıs olarak, hiç öyle bir şey yaptığımı hatırlamıyorum ...
Ben annemi kahve sürprizi ile uyandırırdım gecenin üçünün beş geçesinde ...
Koyu mavi bir hırkası vardı, alırdı omzuna gelirdi gülümseyerek ...
İçerdik, sonra bir daha yapar bir daha içerdik uykusu kaçardı benim yüzümden ... 
Ama ben annemi mutlu etmek dışında, onun uykusunu hiç kaçırmadım mesela ...
Bebekken ya da çocukken ateşim vardır veya uyumuyorumdur da uykusuz bırakmışımdır onlar hariç tabi ...


Benim annemle park anım yok ...
Ama benim annemle papatya toplamışlığım var, hem de hemen her papatya tarlasında ...
Benim annemle, tiyatroya gitmişliğim yok ama çoook sirk görmüşlüğümüz var mesela halihazırda ... 
Sizin hiç, annenizin nefesini dinleyip dakikada kaç kez nefes aldığını not aldığınız oldu mu?
Benim çok oldu ...
Siz hiç, acillerde annenizi güldürmek için çocuk aklınızla oksijen tüpüyle oynadınız mı?
Ben oynadım, evet güldü ama tansiyonu da çıkmıştı.
Yapması gerekeni yapar annem, öyle göze girmek ya da bak bunu yaptı dedirtmek için o asaletini hiç bozmaz meleğim ...


Zaten onun duruşu, ben buradayım der ...
Papatya sever, lavanta ise bizim çiçeğimizdir ... Menekşeyle konuşur, hatta o kadar ilgilenir ki menekşe bile kendini gül sanıp deli gibi yaprak verir durur ... Ben çiçek bakamam mesela, annem bebek büyütür gibi bakar. Anne bu çiçek açmıyor ne uğraşıyorsun derim, annem kızar 'sus duyuyor üzülür küser' der ...
Muhabbet kuşu mesela, annem onunla oyle bir ilgilenir ki tüm camları açıp kafesinin kapısını açın o kuş sadece kafesin üstüne çıkıp geri kafesine girer ...


Annemin açıklaması ise bir harikadır ...
Kaçmaz annesi ben ona kafes üstünde tay tay yapmayı öğrettim.
Kuş bırakın kaçmayı uçmaz bile, hayvancığın nasıl bir bebek bir çocuk muamelesi gördüğünü ordan hesap edin ... 
Ah benim güzel annem ... Naif, hassas annem ...
Vitrinde ki dantel örtülerinin sıralamasının harfiyen aynı milimde olması gerektiği gerçeği, hayatta karşımıza çıkacak insanların, gerçekten insan olması gerektiğinin bir örneğiymiş, hatta gerçeğiymiş meğer ...
Kimi sevdiysen iyi, kimi sevmediysen kötü çıktı anne ...
Kime kızım bu nankör, bak bu sinsi dediysen hakikaten o nankör ve sinsinin de en alası çıktı ...
Benim görmek istememe gibi bir huyum var mesela, anneler ne kadar olsa görüyor tabi ...
Sevdiği bir bluzun, her rengini düzine halinde alıp sadece onlarla takılmak annemin sabit huyudur mesela ...
Annem ne alaka derdim, şimdi bende öyleyim ... Simit ve çay, annemin boğaza nazır yemeği gibidir mesela ... 


Benim için de öyledir ...
O çok düzenlidir, ben hiç değilimdir...
O çok dikkatlidir, ben hiç değilimdir...

O bakışlarıyla herşeyi anlatır aslında, bense onun bakışlarını toparlamaya çalışırım.
Annem dengi olmayan bir insanla sadece hatra binaen konuşur, bense hatırın dibine kadar iner hatırın hatrını sayarım o kadar da lüzumsuz huylarım vardır.
Sonra annem bana, 'kızım ben sana demedim mi?' der.
Dedin anne ama derim, annem o ama hakkında tüm 'ama'ları toparlayarak 'ben senin için diyorum annesi' kompozisyonu düzenler ...


Evet benim için der ...
BEN SENİN İÇİN DİYORUM cümlesi, bence dünyanın en güçlü, en kilit, en can alıcı ve en mükemmel cümlesidir lakin tek bir şartla, 
BU CÜMLEYi SİZE ANNENiZ SöYLÜYORSA.
O GÜZEL ELLERİNDEN, GÖNLÜNDEN VE ANNELiĞiNDEN SONSUZ KERE ÖPER, ÖPER VE ÖPERİM ... 

Başta annem olmak üzere tüm annelerimizin anneler gününü kutlarım sevgi ve saygıyla ellerinden öperim... Bu dünyadan göç eden meleklerimize de Rabbimden rahmet dileklerimle ...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.