Gün yerel basın için önemli bir gündü. Yerel basının en ön saflarında daima yer alan gazeteci Fahri ORMANLI için anma günüydü. Beykoz çayırı yine uçurtma şenliğini yaşıyor, programı ise ormanlının eşi Fatma hanım yapıyordu.  İstanbul un her semtinden gazetecilerin katıldığı şenlik akşamın karanlığına kadar sürmüş ve nihayet vedalaşarak ayrılmıştık..

 

Bu anlamlı günün sonunda yanımda çocuklarım ve eşim dolma bahçe sarayı önünde bir yorgunluk çayı içmek için istikametimizi beşiktaşa yönüne çevirdiğimizde akaretlere inen caddenin insan seli ile kapalı olduğunu görünce anlam veremedik. Böyle bir kalabalıkla ilk kez karşılaşıyorduk. Başbakanlık konutu önüne geldiğimizde ise binlerce insanın ellerinde TÜRK bayrakları ile sokaklarda bir şeyleri protesto ettiğini fark ettik.

 

Nihayet Dolmabahçe sarayının önünde çayımızı söyleyecek zamanı bulduk ve hala ne olduğunu anlamak için garsona soru yöneltmeye hazırlanıyorduk ki; İnönü stadyumunun üstünde bir başka grup boş su bidonlarını bulunduğumuz yere doğru yuvarlamaya başlamıştı. Bir anda etraf kargaşa ile kaynamaya başladı bir an önce hesabımızı ödeyip uzaklaşmamız gerektiğini anladım. Ama zaman kalmamıştı polis göstericileri TOMA ve Gaz bombaları ile püskürtmeye çalışırken ben ailemle nasıl çıkacağımın hesabını yapıyordum.

 

Yol barikatla kapatılmış polisin ilerlemesini engellemek için gerekli çaba gösteriliyordu umudum çukacığıma dair yoktu ama yinede çıkma mücadele vermem gerekiyordu.

Aracımı atılan gaz bombalarının sis bulutu içinde barikata doğru sürdüğümü gören göstericiler araçta iki küçük çocuğumu ve eşimi görünce ne yapacaklarını şaşırdılar.

Polisin geçen başbakan için aldıkları önlem göstericilerin benim can güvenliğim için verdiği çaba onlarınkine inanın taş çıkaracak cinstendi.

Eylemciler anında barikatı açmaya çalışırken bazı eylemciler kendi yedikleri gazı unutmuş benim klimayı açmamam için uyarıda bulunuyor. Klimayı açarsam küçük çocukların zarar göreceğini anlatıyorlardı.

 

Bunlar nasıl bir eylemciydi kafam karışmıştı çocuklarımı eve bıraktığımda aklım orda kalmıştı. Gazeteciydim ve bu eylem şekli çok ilginçti. Seksen öncesini yaşamış biri olarak eylemcilerin bu davranışı karşısında şaşkındım.

 

Aynı gece taksime gelip olayları yerinde incelemek istedim.

 

Taksime gezi parkına indiğimde insanların kardeşlik ve barış şarkıları söyleyerek hükümeti protesto şekli benim olduğu gibi herkesin takdirini toplamıştı.

 

Genç bir kuşak ilk kez böyle bir protesto yapıyordu. Hemen hemen herkesin yaşı 18 ila 25 arasında idi. İnanılmaz bir yardımlaşma ve haksızlığa karşı bir direniş vardı.

Bunu kullanmak isteyen güçler mutlaka olacaktı.

Olduğuna şahit olunan kesimler olmadı da değil.

Fakat bunun tek suçlusunun başbakanın Kılavuzlarından kaynaklandığını düşünüyorum..

 

Oysa başbakan her fırsatta ben bu ülkenin tamamının başbakanıyım bana oy vereninde vermeyeninde başbakanıyım. Bana oy vermeyenlerinde kucaklayarak onların da oyunu alacağım derken çok ta inandırıcıydı.

Peki ne oldu bu kendisini protesto edenlere bu sözünü unutup plastik mermi gaz bombası ve su sıkarak insanların eylemlerini taşırmasına beklide bir kesim tarafından terör eylemlerine dönüştürmenin önünü açtı.

 

Kılavuz olduğuna başta ben olmak üzere Türkiye nin tamamı böyle inanıyor.

Araştırma şirketleri oyların düştüğünü yazmış. Ne düşmesi oylar hala hızla tepetaklak düşüyor.

Oylarını ikiye katlamanın imkânı ayağına gelmişti başbakan bunu tepti.

 

Havalimanında yol ver gidelim taksimi ezelim diyen gruba konuştuğunda taksimden yol ver gelsinler insanlık görsünler cevabını duysa ve taksime çıkıp gençler geldim isteğiniz nedir dese memleket süt liman olacaktı.

Dedim ya kılavuzlar ah şu kılavuzlar.

 

Şimdi sırtına polis copu, gözüne plastik mermi, gözünü kaybeden gençler hatta gezinirken saçları çekilen kız çocuklarının hükümet üzerinden devlete bakışını hangi sosyologlar yada hangi pisikologlar düzeltecek bilenin var olduğuna inanmıyorum.

Peki İstanbul valisinin çocuklar müdahale olmayacak derken gaz bombardımanı ile uyanmalarını kim nasıl düzeltecek.

Neyse sonuç yinede iyi oldu suçlu birkaç fanatik bulundu ve içeri atıldı. Birkaç zabıtada işten atıldı mesele kalmadı.

 

Çözüm bu kadar basit.

 

Ya Beşiktaşlı taraftar senin işin ne kardeşim taksimde.

Peki zabıta kardeş sen niye garip protestocuların çadırını yaktın.

 

İşte gezi faturasını ödeyin de aklınız başınıza gelsin.

 

Belediye başkanı dersini almış artık bir otobüs durağını halka soracak ve öyle yerini değişecek.

 

Başbakanda oraya şimdilik kışla falan yapmayacak.

 

Ha diğer illerde yapılan cılız protestolar ise merak etmeyin unutulur. Unutulur.

 

Kalın sağlıcakla.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.