Avrupa'nın Hikayesi…

Avustralyalı Tarihçi Christoper Clark’ın hayranı olduğu ve BBC için anlattığı Avrupa’nın hikayesini, kıtayı anlamak isteyenler için özetle arz ediyorum:

Mitolojiye göre, Zeus, Lübnan'da yaşayan Fenike kralının kızı Europa’ya aşık olur, kız da Zeus'a.. Girit'e gelen Europa hem kraliçe hem de kıtanın isim babası! olur.


 

Bu arada C.Clark kendi genetik yapısını inceletti, sonuçlar ilginçti:

İngiliz/İrlandalı Yüzde 78.5

  1. Avrupalı. ". 11
  1. ". 5.1
  2. 2.5
  3. ". 3. Afrika, Ortadoğu, Sardunya ve neandantel genlerden oluşuyordu.

Ona göre; Avrupalıların tamamı bu şekilde göç edip gelen kavimlerin karışımından oluşuyor.

Geçmişte olanlar sürekli yeni bir şeyle karışıyor ve bu dinamik karışımdan büyük şeyler doğabilir, diyor. Clark..


 

Avrupalıların ilk ataları, tahminen 40 bin yıl önce Afrika, Küçük Asya(Anadolu) ve Ortadoğu'dan gelen meraklı insanlardır.

Taş devrinde mağaralarda yaşayıp, duvarlarına Picasso’nun bile hayran kaldığı nedeni bilinmeyen resimler yaptılar.

Bütün toplumlar sanat yaptılar ve her zaman yeni bir şey ortaya çıktı. Avrupa'nın özelliği ise;

‘Hafıza ile yenilik, devamlılık ve kopma arasındaki gerginliktir.’

Örneğin, Michelangelo Yunan'dan etkilendi ancak kendisi ona yeni eklemeler de yaptı.

Manzara, nesne ve insan yeni bir biçimde görüldü. Sanat otoriteden kaçmadan geleneksel olarak isyan etti.

Göçlerle gelenler sanatı zenginleştirdi. Sınırlar zorlandı ve geçildi. Bunun sebebi kültürel çeşitlilik ve rekabetti.


 

Her şey küçük Girit adasında başladı. Bu tüccarlar ihracat yaparlardı.

Anadolu ve Ortadoğu’yu gezip o kültürleri Yunan'a taşıdılar.

İlk gelişmiş medeniyet olan Ninovalılar, ilk yazılı yasaları yaptılar. (Fenike yazısı) Bu yazı biçimi Yunanca ve Avrupa yazısının temeli oldu. Artı, yasaları da Fenikelilerden aldılar. Önce Yunan'a oradan Avrupa'ya ulaştı.

(Bu sayede) Eski Atinanın MÖ 500 yılında anayasası vardı.


 

İslam, Avrupa tarihinin çok önemli bir parçası oldu. Endülüs, Ortaçağda Batı Avrupa ile Ortadoğu'daki büyük akademiler arasındaki bağı sağlamıştır.

Bağdat gibi eğitim merkezlerindeki bilim adamları bilim sınırlarını zorluyordu. İslam antik Yunan eserlerini tercüme ve inceleme ile yetinmedi, onları batı için korumaya da aldı.

Kur'an ayetleri doğayı İlahi işaret olarak gözlemlemelerini ve bilgi edinmelerini söylüyordu.

  1. rönesansı başladı. Endülüs’te eğitim alanların arasında geleceğin Papa'sı 2.Silvester da vardı. Sonuç olarak Endülüs'te inanılmaz bir şey gerçekleşti. Endülüs'ün altın çağından öğreneceğimiz daha çok şey var.


 

Bu kıtanın yükselişi acılar (zulüm) üzerine kuruludur. Afrikalılara 19.yüzyıla kadar eşya gibi davranıldı. Afrika'dan alınıp Güney Amerika gibi kolonilerde çalıştırıldılar.

Amsterdam tüccarları sanata yatırım yaptı. Rambrant, ve sanat okulu doğdu. Köle ticareti olmasa hiçbiri olmayacaktı. Hollanda kraliçesi 550,000 kölenin acı çektiğini yeni itiraf etti.

Sonra İngiltere, Hollanda’yı geride bıraktı. Modern Britanya’nın doğuşu 450 yıl önce (korsanlarla) İspanya'yı mağlup ederek başladı.


 

Amerika’da ise, 1773 yılında 13 beyaz koloni isyan etti ve ABD kuruldu. İnsanları eşit kabul eden anayasası Avrupayı da etkiledi. ‘Özgürlüğün olduğu yer benim vatanıdır.’ Sloganı ile Avrupadan, ABD ye göç başladı.

‘Avrupa tarihi çelişkiler tarihidir’: 1884 yılında Avrupalılar Kongo'yu Belçika'ya bıraktı. Bir yandan Zenciler öldürülürken, öte yanda Misyonerler Afrikalıları hristiyan yaptı;

Bir yanda İnkalar katledilirken öte yanda Michelangelo heykellerini yayınlıyordu.


 

Avrupa ideal güzellik ölçülerine bağlı kaldı.

Mona Lisa, Avrupa'nın bir özetidir ve Louvre müzesinde kıtayı en çok tanıtan eserdir.

Rönesans ‘yeniden doğuş’ demektir.

Antik kökenlerini, felsefe ve bilgiyi tekrar incelediler. Sokrat, Aristo, Platon...

Newton, Hrıstiyan üçlemeyi reddetti, Tanrı ile fiziği birleştirdi.


 

Yarışma, rekabet Avrupa'nın harekete getirici itici gücü olmuştur. Cambrige ve Oxford arasında her yıl yapılan kürek yarışı, her alanda olan saygılı bir rekabeti temsil eder.


 

1789 yılında asiller ve rahipler vergi vermiyordu. Halk açtı. Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik istediler. Bu değerler birbiri ile uyumlu mu idi? ABD devriminden etkilenip benzeri bir bildiri yayınlandı.

(Demek asıl ihtilal, 1789 değil, 1773 yılında Amerika’da başlamış)


 

AB için ‘Kibar canavar’ denir... Çünkü bazen normları çok sıkıcı olabiliyor. Misal, Bahçenizdeki Mangalla mandalın uzaklığı belirlidir. Yenilen Muzun uzunluğuna bile AB karar verir... gibi.


 

Güzel İstanbul’a, camilerine ve onlara çarpıcı gelen mistik şark havasına da kısaca değinerek sırladı, C.Clark.

(İstanbul, Avrupa’nın en mistik en cazip kenti olabilir)


 

Avrupa’nın hikayesi, kıtanın felsefede, bilimde, sanatta hatta insan genlerinde eskinin, sürekli bir karışım, rekabet ile yenilenmesini vurgular.

Düşününce, para, teknoloji, kültür, sanat, kavim karışımı başka ülkelerde de var. Avrupa’nın farkı ne?

Belki bir fark, Medine sözleşmesindeki gibi insana hürmet edilmesi olabilir.


 

Yunus sözü alimden,

Zinhar olma zalimden

Korkadurın ölümden,

Cümle doğan ölmüşdür

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.