KİREMİTTEN DAMLALAR..!

Eve döndü Saliha ana. Düşünceliydi. Mühür gözlü Seher’i daha yeni girmişti on altı yaşına. Ya aşk ateşine tutulduysa. Ya, küçük kızı çekip giderse. Kim olabilirdi. Yok dedi kendi kendine daha okuyacak hevesi var. Hem çok istiyor. Aklıma neden takılıyor diyordu. Bir yandan da kendi gençliği aklına geliyordu. Gizli gizli buluşmaları gülümsedi çok sevmişti. Yakışıklı olduğu kadar dürüsttü. En önemlisi seviyordu ya Saliha’yı inanmıştı. Ah başka türlü olabilirdi. Babam dedi yüzündeki tebessüm endişeye dönüştü. Bir yandan hamur yoğuruyordu dalgındı. Babam aksilik etmeseydi oda her gelin gibi düğünü yapılsın isterdi. Hayalleri öyleydi olmadı kaçmıştı ya içinde hevesi kalmıştı. Hep düğün konusu olunca kızlarını düşünür ben giyemedim onlara nasip olsun gelinlik derdi. Şimdi Seher’in dalıp gitmeleri derin, derin iç çekişleri onu üzüyordu. Nihayetinde anaydı oda genç olmuştu. Kızın halleri korkutuyordu. Ya o da kaçar giderse.

Koşarak geldi Seher nefes nefese kalmıştı. Ana dedi kızlarla toplanacağız haberin olsun. Hepimiz Fadime’nin evini düzeceğiz. Gülümsedi anası eh dedi Bahar’ı götürme o babana yemek götürsün. Soğuk bayıra su almaya gitti. Birden durgunlaştı Seher bana deseydin ana Bahar küçük değil mi Aslında kızardı anasına. Belki Şahin onu bekliyordu bekleyeceğim demişti. Ana dedi tarlaya gider gelirim. Bahar yorulmasın. Eh iyi bari Saliha kadın kızındaki bu değişikliğe şaşırdı. Bir şey demedi yemek bohçasını tutuşturdu. Çok sevinçli heyecanlıydı anasının gözünden kaçmadı. Seher beklediğini bulamadı. Sağa sola bakındı durdu koşarak soğuk bayıra çıktı. Göremedi gelmemişti Şahin. Yanlış anlamışım dedi kendi kendine yıkılmıştı. Çok emindi mutlaka gelmeliydi. Koşarak indi bayırı. Derenin kenarına vardı babası oradaydı. Birisi vardı yanında al, al oldu yanakları kalbi atmaya başladı. Bir solukta vardı babasının yanına. Muhtar emmiyle oturuyordu. Kıpkırmızı oldu. O güzel suratı asıldı hayalleri yıkılmıştı. Gelmemişti. Günler çabuk geçiyordu. Düğün gününe az kalmıştı.

Anası kızlarını alıp yola çıktı Kasabaya varacaktı. Düğün için kızlara giyim kuşam alacaktı. Hasan’ın evin önüne geldi Babası, Hasanı tembihledi. Kızlar da Saliha ‘da sana emanet ha dedi.. Fadime’nin istediği siparişleri öğrendi. Yola çıktılar . Köy meydanında durdu Hasan, Saliha anaya döndü iki , üç kişi daha var kahvenin önünden alacağım. Olur dedi kadın .Hasan kahveye yaklaşınca korna çaldı. Üç kişi çıktı kahveden. Muhtar vardı. Köyün ahalisinden iki kişi daha bindi araca. Bu sefer Hasan inşaat alanına yaklaştı. Yolun kenarında bir genç vardı onu da aldı selam verdi genç adam Duyduğu sesle irkildi Seher. Başını kaldırdı. Şahindi. Elini kalbine koydu kız atışını duyacak sandı. Al aldı yanakları Şaşırdı. Şahin’de şaşırdı göz, göze geldiler. Gülen gözlerle karşılaştı kız. Arabadaki herkesten utandı başını cama çevirdi gözlerini kapattı. O anda anası usulca ne olduğunu sordu. Hasta mısın dedi. Sıcaktan diyebildi. Şahin hala onu süzüyordu. İçinden geçenleri duyarlar diye Hasan’a döndü. Sıcak değil mi? dedi. Camı açtı. Çok sevinmişti. Aynı yerde onunla seyahat ediyordu. Yanında anasının yerinde ben olmalıydım ellerini tutmalı kulağına aşkımı fısıldamalıydım. Derin bir oh çekti. Hasan aynadan görmüştü Şahin’in telaşını fark etmişti. Gülümsedi sadece.

Yol boyunca Hasan muhtar ile sohbet etti. Şahin suskun Seher mahzun kaçamak bakışlarla genç adamı süzüyor. Şahin ise bu bakışları yakalıyor. Hem şaşkın hem utangaç gizlemek zorunda hissettikleri gizli bir aşkı yaşamaya çalışan iki genç nereye baksalar göz göze geliyorlar. Kızın kalbi ağzında. Şahin yakından görme mutluluğunu yaşıyor. Kızın yüzünü usta bir ressam gibi kalbinin en güzel köşesine çiziyor. Gözlerine baktıkça alev, alev yandığını hissediyor. Bitmek bilmeyen yolculuk çarşıda sona eriyor. Hasan saat dörtte döneceğiz diyor. Saliha kadın acele ediyor. Araçtan inerken kızlara sesleniyor çabuk olun işimiz çok. Seher suskun Bahar, Menekşe’nin elini tutuyor. Anaları koşar adım. Seher iki üç adımdan sonra ardına dönüp bakıyor. Kalabalığın arasında Şahin bakıyor, kımıldamıyor. Ne yapacağına kara veremiyor. Arkalarından gitse takip etse yakışmayacak, Çaresiz yakındaki kahvenin önüne oturuyor. Bir çay söylüyor, dalıp gidiyor önünden uzaklaşan ceylanına bakıyor.

Öylesine dalmış zaman durmuş adeta mıhlanmış düşünceli. Omzuna dokunuyor Hasan. Ne yapıyorsun burada? Zıplıyor. Hiç. Hani sen postaneye gidecektin. Birden hatırlıyor kasabaya neden geldiğini. Koşarak giderken Hasan dur bende geleyim. Davetiyeleri postalayacağım. İki genç postaneden çıkışta Seher’i görüyorlar. Anası az ötede Menekşenin istediği ayakkabıya bakıyor. Ah ya tam sırası işte göz göze geliyorlar. Kız eğiyor başını öne. Adam yutkunuyor. Lal olmuş yine konuşamıyor. Kara gözleri alnına dökülen zülüflere takılıyor. Hasan bekleyin arabayı alıp geleyim diyor. Dönüp giderken Seher’e sesleniyor Saliha anaya söyle yorulmasın burada beklesin. İki adım atıyor, Seher anasının yanına varacak. Şahin önünü kesiyor. Dur! gitme az dinle diyor ya ürkütmeden yumuşak içten söylüyor. Yüzüne bakıyor genç adamın. Dudakları titriyor. Ayakları titrerken anama gideceğim. Şahin usulca yanağına dokunuyor Seher diyor. Kimse görmeden o an ikisinin için hiç bitmesin dedikleri kısacık bir an. Kız bir adım atıyor. Şahin ne olur vuruldum yaramı sen iyi edersin. Kocaman açılıyor gözleri buğulanıyor anam geliyor. Seher her gün soğuk bayırın altındaki söğütlükte bekleyeceğim gel lütfen. İçine işliyor o kadar içten o kadar sevgi dolu geliyor sesine hayran olduğum gelirim diyemiyor. Başını eğiyor. Anasının yanına gidiyor.

Devam edecek…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.