23 NİSAN YAKLAŞIRKEN….

 Rahmetli annem sözü fazla uzatan insanlardan değildi. Ne zaman bir konuda isyan etsem , ya da bir öğüdüne karşı çıksam, şefkatle , sakin sakin gözlerimin içine bakar, “ İlerde anne olunca anlarsın kızım..” derdi. Anne veya baba olmak cidden tam da böyle bir şey. İnsan öncesinde ne kadar atıp tutarsa tutsun, o minicik bebeği kucağına aldığın an, ya da daha yola çıktığı haberini aldığın an , hayatının en anlamlı değişimini yaşıyorsun. Cidden insan bir çok şeyi anne-baba olmadan anlamıyor.

Şu kocakarı lafları mesela.. Eskiden duydukça gözlerimi devirip ukala bir tavırla güldüğüm.. Anne olunca o sözlerin ne bilgece olduğunu keşfedip , yürekten de değil, taa karnından karnından, o kadar içinden gelerek söylüyorsun ki: “Allah karşısına iyi insanlar çıkarsın” mesela.. “Allah dört gözden ayırmasın” mesela.. Yani insan kendi evladı olunca, başta kendi anne-babası olmak üzere, etrafındaki her bir anneyi babayı ayrı bir anlıyor değil mi? Market kuyruğunda eline koca bir bebek bezi paketi taşıyan bir kadınla gözgöze gelince gülümseyiveriyorsunuz. Hastanede kucağında ateşten yanakları turuncu turuncu olmuş evladıyla telaşla koşturan adamın arkasından dua ediyorsunuz.

Parkta bir çocuk salıncağın önünden geçerken yüreğiniz ağzınıza geliyor, sizinki olmasa bile.. Hani kendi adıma söyleyeyim, sanki gözünüzün gördüğü, elinizin erdiği bütün çocuklar sizin de sorumluluğunuz altında gibi bir duygu. Çünkü onlar da birilerinin gözünün nuru, canının içi, aynı sizinki gibi.. Ne emekle yetişiyor, büyüyor; onu biliyorsunuz. Hal böyleyken, hayatında biyolojik olarak babalık duygusunu hiç tatmamış, hiç karısından “hamileyim” müjdesini almamış , hiç elini eşinin karnına koyup içerideki kıpırtılarla kalbi coşmamış, hiç mini minnacık, mesela elleri , tırnakları, ağzı burnu tıpatıp kendisine benzeyen bir canı kucağına almamış bir erkek , tutup lideri olduğu ülkenin çocuklarına bayram hediye ediyor.. “Küçük hanımefendiler, beyefendiler.! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız..Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz.” diyor üstüne bir de.. İşte burada bir durup düşünüyorsunuz..

Demek ki çocukları bu derece sevmek ve anlamak için ille de anne-baba olmak gerekmiyormuş. Demek ki aslolan “iyilik”miş. “Sevgi”ymiş. “Vicdan”mış. Bu değerler öyle de kıymetliymiş ki , öyle her kalbe misafir olmazlarmış. Bu 23.Nisan’da dileğim o’dur ki, bu ülkeyi iyi kalpli insanlar yönetsin. Siyasi görüşten filan geçtim, o konulara girmiyorum. “İyi kalpli” “Vicdan”lı, sevgiye inanan insanlar olsun etrafımızda. Ve o küçük hanımefendiler, beyefendiler, “iyilik”le ,”sevgi”yle büyüsünler, bu vatanı “gerçekten” aydınlığa boğsunlar. 23.Nisan bayramınız kutlu olsun sorumluluğunu hissettiğim tüm yavrularım.. Siz hayatında biyolojik anlamda baba olmamış Atatürk’ün, milyonlarca “sahici” torunlarısınız. Hiç unutmayın..

Sevgiyle ve Ata’larınıza saygı ile kalın….

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
selda gülen 7 ay önce

yine yaptın yapacağını öyle bir atış yapıyorsun ki arkadaşım can evi derler ya işte tam oradan vuruyorsun eline yüreğine kalemine sağlık

Misafir Avatar
mustafa dirlik 6 ay önce

yazınızı kopyalayıp yapıştır yapmışlar kendi yazmış gibi haberiniz olsun